Hangi konu üzerine yoğunlaşacağız? Şaştık kaldık. Enflasyon ve pahalılık üzerine mi? Yoksa devlet bütçesinin ciddi sıkıntıları üzerine mi? Yoksa yerel gelirlerin, cari giderleri karşılama oranının % 70’ler düzeyine gerilediğini. Bu nedenle, devletin cari giderler için %41 faizle borçlanma durumuna düşmesini mi konuşacağız? ABD İsrail saldırganlığının bölgemizde Lübnan, Filistin, Suriye ve İran’a dönük yaptığı savaşın yol açtığı acıları mı? Yoksa bölgeye dönük stratejik oyunları mı konuşacağız? Adamızın yabancıların hava, deniz üssü, füze rampası haline döndürülmesini mi konuşacağız?
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın, Başbakan Sayın Ünal Üstel ile Ankara’da gerçekleştirdiği basın toplantısında ifade ettiği önemli konuları konuşamayacak mıyız? Ya da Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman’ın İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi’nde dile getirdiği çok değerli görüşleri mi konuşmayacağız? Yoksa Türkiye ve Yunanistan arasında Ege Denizi’ne dönük yapılan karşılıklı tepki adımlarını konuşmayacak mıyız? Körfez krizi nedeni ile petrol ve ulaşıma gelen yükler nedeni ile turizm sektörlerine gelen sıkıntıların öne çıktığı bu dönemde, tam da turizm sezonunun başında; Ege ve Doğu Akdeniz’de gelişecek siyasi, askeri krizin zaten sorunlar içine giren turizme dönük olumsuz sonuçlarını mı konuşmayacağız?
Daha çok şey sıralayabilirim. Ama bütün bunların önüne, mutlak butlan konusu geçti. Bize ne diyemeyiz. Kısacası Avrupa ile ABD arasındaki ilişkilerin “mayfoşi” olduğu bu zamanda, iç ve dış politikada nasıl tavır almamız gerektiğini konuşmamız gerekirken, mutlak butlan konusunu konuşmak zorunda kalıyoruz. Bundan hoşnut olanlar da var. Ana muhalefetin sorunlar içine girmesinden mutlu olanlar olacaktır. Ayrıca partisi içinde erke gelme konusunda, parti içi demokratik süreçlerde zemin bulamayanların; mahkeme kararları ile siyasette konum elde etme fırsatı gözleyenler memnun olacaktır. Ancak bilinsin ki halkın iradesi ve hukukunu değil; ama hukuku ve iradeyi ellerindeki sapan taşını savurarak anlından vurup yere düşürerek, kendi egemenliklerini korumak isteyen güç odakları; çok kısa süre sonra bunun çıkmazını yaşayacaklardır. Ancak ülke, halk da bunun acı sonuçlarını ekonomik, demokratik ve dış politika alanlarında da misli ile yaşayacaktır. Artık esas meseleleri konuşmak yerine, erk kavgasının kısırlığına terk edilen düşünce dünyamız ile siyaset alanını bu kısırlıktan çıkartmak vakti geldi. “Mutlak butlanın, mutlak muğlaklık” getirmesini aşmak gerekir.
Mutlak butlan, mutlak muğlaklık
Paylaş