Diyalog Gazetesi
2026-11-07 23:52:47

“Politik açılım”ın sınırı

Mustafa ERDOĞAN

07 Kasım 2026, 23:52

Belki başka birçok kişinin yaptığı gibi, ben de aşağı yukarı on yıldır televizyonlardaki siyasî tartışma programlarını izlemiyorum. Daha doğrusu, bu aşamaya, başlangıçta ara ara göz attığım bu tür programların -yerine göre- fikrî veya bilimsel kalitesinin gitgide düştüğünü gördükten sonra gelmiştim.

Burada mesele sözde ‘’tartışma’’ programlarına çıkan kanaat önderleri ile akademiklerin çoğunun fikrî veya bilimsel donanımlarının yetersizliğinden veva iktidardan yana partizanlığından ibaret değil. Daha temelde, Türkiye’nin serbest kamusal tartışmanın zeminini oluşturacak özgür ve çoğulcu bir medya ortamını çoktan yitirmiş olması var.

Nitekim, hükümetin resmî yayın organı gibi çalışan TRT’ye ilaveten, özel medyanın büyük kısmı da iktidar koalisyonunun doğrudan kontrolü altındadır. Öyle olmayanları da ya ana-muhalefet partizanı konumundalar ya da ‘’Demokles kılıcı’’ gibi başlarının üstünde sallanan hükümet sopaları (RTÜK, yargı) tarafından frenleniyor veya ‘’hizaya sokuluyor’’lar.

Aslına bakılırsa, Türkiye’de hiç bir zaman çoğulcu-demokrasi standartlarına uygun bir medya hiç bir zaman var olmadı. Bunun tek sebebi elbette hükümetlerin baskıcı politkaları değildi(r). Sadece medyanın değil genel olarak yurttaşların ifade özgürlüğü üzerinde de Anayasa’dan ve kanunlardan kaynaklanan çok ciddî ‘’hukukî’’ kısıtlar var.

Kültürel olanlarını saymazsak, esas olarak bu kısıtların ve siyasî iradenin sonucu olan medya üstündeki baskıcı havanın şu veya bu nedenle kısmen gevşemesinin nispî bir serbestlik sağladığı dönemler olur. Avrupa Birliği’ne tam üyelik işinin ciddîye binmesinin de etkisiyle AKP iktidarının ilk yıllarında (kabaca 2004-2012 arasında) böyle bir dönem yaşandı.

İşte o yıllarda, bir yanda statükonun sözünü sakınmaz ‘’sivil’’ temsilcilerinin aktivizmi sahnede görünür durumda iken, öbür yanda yer yer Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin bile cılız bir şekilde de olsa sorgulanmasına kadar varan tartışmalar bir süre yapılabilir hale gelmişti. Söz konusu serbestlik havası hükümetin kontrolündeki TRT’yi de kısmen etkilemişti. Bu dönemde TRT’de de bilgiye dayanan, daha düzeyli ve nispeten serbest kimi tartışma programları vardı.

Haftalık siyasî gündemin iki akademisyen (Fuat Keyman ve Mustafa Erdoğan) ve iki gazeteci (Fehmi Koru ve Derya Sazak) tarafından yorumlandığı ‘’Politik Açılım ‘’ bunlardan biriydi. Program yaklaşık dört yıl (Eylül 2018-Haziran 2012) sürmüştü. Program’a zaman zaman konuklar da alıyorduk; Başbakan Tayyip Erdoğan ve anamuhalefet partisi lideri KemaL Kılıçdaroğlu bunlar arasındaydı.

Ancak, Politik Açılım’ın yayımına son verilmesi bizim için sürpriz olmuştu. Normalde yaz gelince Program kısa bir tatile giriyordu. Bu nedenle, 2012 Haziran’ında yaz için ara verdiğimizi sandığımız Programın sonbahar başında bir türlü yeniden başlatılmamasına şaşırmıştık. İşin tuhafı, bu durum TRT’nin bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç için de sürpriz olmuş olmalı; çünkü o sıralar bir vesileyle karşılaştığımızda Programın ne zaman başlayacağını onun bize sorduğunu hatırlıyorum.

Öyle anlaşılıyor ki, programın kaderi başka bir irade tarafından belirlenmişti ve Başbakan Yardımcısı da olan ilgil Bakanın da bizim gibi olaydan haberi yoktu.

Fehmi Koru, rahmetli Fuat Keyman’ın vefatı vesilesiyle 19 Ekim 2024’te bu konuyla ilgili olarak şöyle yazıyor: ‘’Politik Açılım (…) sonra birden bire sonlandırıldı./Daha doğrusu, programın fikir babası sayılabilecek TRT genel müdürü, [İbrahim Şahin-M.E.], yaz tatiline gireceğimiz sırada, bana, yeni dönemde katılımcıları farklı yüzlerle değiştirmem teklifinde bulundu ve ben bunu kabul etmedim.’’ (‘’Fuat Hocam’ı Kaybettik’’, https://www.fehmikoru.com/yazi.html?id=15664) Ne var ki, Politik Açılım ‘’birdenbire sonlandırıldı’’ktan sonra da ‘’başka yüzlerle’’ sürdürmediği gibi, benzer bir başka siyasî tartışma program da başlatılmadı.

Bu durum aslında AKP hükümetinin o tarihlerde başlayan siyasî yönelimiyle uyumluydu. Daha sonraki gelişmelerin de gösterdiği gibi, bu yeni yönelimin ruhu, başka bir çok şey yanında, hükümetin politikalarının kamu önünde serbestçe tartışılmasına ve eleştirilmesine izin vermiyordu. Nitekim daha önce (Nisan 2011’de) ben de, hükümet politikasıyla uyumlu yayın yapma politikası izleyen Star gazetesinde yazmayı -gazete yönetiminin yazılarımdan gitgide artan hoşnutsuzluğu nedeniyle- bırakmak durumunda kalmıştım.

Hasılı, Türkiye’nin rejiminde ‘’politik açılım’’ların da sınırı varmış. Bu rejimde ‘’serbestlik’’ prensip değil istisnadır ve bu istisna da hükümetlerin hayırhahlığının değil, konjonktürel şartların ve ‘’hikmet-i hükümet’’in icaplarının eseridir.

Yorumlar (1)

Okur 6 Saat Önce

Sevgili Erdoğan Yazınızı okuyupta ibret alacaklarını sanmıyoruz! Fakat Sizinde Okuyucunuzdan bir Özür dilemeniz gerekmezmi! Liberallerin bu Dincilerle ortaklık yaptığı için?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.