Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guerres’in Temsilcisi Sayın Holguin, Kıbrıs sorunu ile ilgili arayışların Güneyde gerçekleşecek milletvekilliği seçimlerinden ve Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığının 1 Temmuz’da sona ermesi ile artacağını ifade etmişti. Seçimler ve Dönem Başkanlığı bitti. Arkasından da AB Dış İlişkiler Yönetim Temsilcisi Sayın Kaja Kolas ve Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Sayın Marta Kos ile AB İçişleri ve Göç Komiseri Magnus Brunner Türkiye’yi ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’la görüştüler. Ayrıca Sayın Fidan’la yapılan ortak açıklamada, BMGS Sayın Guterres ve Sayın Holguin’in girişimlerine destek beyan ettiler. Bu ziyaretlerin, 8-9 Temmuz Tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi öncesine denk gelmesi de önemlidir. Avrupa’nın güvenliği için, ABD’nin fiilen asker azaltacağı zamanda, NATO’nun ikinci büyük askeri gücüne sahip Türkiye ile bu alanda yeni yaklaşımların ne olabileceği önemlidir. Türkiye, AB savunmasında önemli bir noktaya gelen SAFE olgusundan nasıl yararlanacak? Dolayısı ile ortak ordusu ve ortak savunma politikası olmayan AB; NATO üyesi olan ve AB üyesi olmayan Avrupa ülkeleri ile ortak bir savunma doktrinine dönük politik birliği nasıl oluşturacak? Zehri etkisiz kılmak için ayrıca; Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs ilişkilerinde yumuşama olması gerekir. Bunlar için ayrıca Kıbrıs sorununun çözümü için de olumlu süreç gerekir.
Burada esas olan sihirli formül, karşılıklı kabul edilecek bir antlaşmadır. Kuşkusuz bunun temeli, dünden elde kalan ortak olumluluklar olacak. Ama bu temelde iki şey yer almayacak. Güney açısından Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye’yi yok sayan, o paylaşmaya kapalı mantığın yeri olmayacak. Kuzey açısından da iki ayrı egemenlik ve ortak yaşamı, yalnızca basit işbirliği üzerinden okumaya çalışan anlayış yer bulamayacak. Bunu yalnızca Kıbrıs’ın iki toplumunun siyasi elitleri değil, ama her eğilimden siyasi güçlerde yeniden düşünmelidir. Bakın göreceğiz Kuzeyde bugün; Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve AKP güzellemesini yalakalık da denebilecek tarzda yapan Kıbrıs’taki kimi güçler, yarın; “satıyorlar” edebiyatı ile onlara saldıracaktır. Yalnız saldırmayacaklar. Aynı zamanda bugün iç siyasi, demokratik ve ekonomik yaklaşımlar nedeni ile Sayın Erdoğan ve AKP’ye muhalefet eden Türkiye’deki kimi muhalefet odakları ile birlikte, Türkiye Hükümetine “satıyor” edebiyatı ile saldıracaklar. Geçmiş bunun örnekleri ile doludur. Hangi Türkiye Hükümeti Kıbrıs sorununu çözmeye niyetlense, Kıbrıs’ta çözümü, çözümsüzlükte gören odaklar derhal; o hükümetin muhalifleri ile “satıyorlar” edebiyatı üzerinden ilişki geliştirdi. Böylece Kıbrıs sorunu çözülmedi ve Kıbrıs Türk Toplumu ile Türkiye’nin ayağına pranga, başına da sorun olarak kaldı.
Herkes Sayın Holguin’in son mektubundaki şu satırları iyice okusun. “Statüko, hızla değişen ve giderek daha çalkantılı bir hale gelen günümüz dünyasında artık istikrar ve güvenliğin garantisi değildir”. Evet, tabuların esiri olmadan yeni olumluluklara yol açalım.
Satıyorlar ve tabuların esiri olmamak
Paylaş
Konteyner Evler 13 Saat Önce
Ne ala memleket ya.. Belediyeye ve Kibteke her ay cuvalla para odeyelim, karsidaki konteynerlarin copu kapilarindan alinsin, elektrik komsudan, su da kuyudan..