Toplumumuz ve Kıbrıs’ın geleceğini doğrudan etkileyen evrensel siyasi gelişmeler yaşanıyor. Örneğin AB – Mercosur (Güney Amerika) ülkeleri arasında gerçekleşen Serbest Ticaret Antlaşması. Bunun etki-leri çok yönlü. Üstelik Avrupa Parlamentosu’nda yapılan oylamada oy çokluğu ile bu antlaşmanın Av-rupa Birliği Adalet Divanı’na (ABAD) götürülmesine karar verildi. Çünkü AP çoğunluğu, Tarım sektörü-nün bu antlaşma ile darbe yiyeceği endişesiyle buna itiraz etti. Kıbrıs‘ta da AKEL Avrupa Parlamentosu üyesi ve Meclis Tarım Komitesi Başkanı Sayın Yannakis Gavrili; AB – Mercosur Antlaşması’nın kapsa-mında hellimin korunma altındaki ürünler listesine “dahil edilmeden, Kıbrıs Hükümetinin” bu antlaş-mayı imzalamasını eleştirdi. Gerçekten hellimin korunması gereken ürünler listesine alınmamasına rağmen, bunun imzalanması hatadır. Ama bu işin bir de püf noktası var. Çünkü kendi içindeki toplum-lararası sorununu çözemeyen bir ülkedir Kıbrıs. Dolayısı ile böylesi önemli jeopolitik konularda hep açmaza düşer. Bundan ayrı olarak burada bir başka ciddi hata daha var. Çünkü, Yeşil Hat Tüzüğü kap-samında görüşmelere ve antlaşmalara karşın, Güneyin Bağnazları hala, Kıbrıs Türk üreticilerinin helli-minin adada, serbest dolaşımını engellemek için AB değerlerine de ters tutumlar içinde olmayı meziyet biliyor. AP üyesi Sayın Gavrili, hellimin korunması gereken ürünler listesine alınmamasının endişe verici olduğunu ifade ediyor. Ama eğer buna bağlı olarak, AB Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında Kıbrıs Türk üretici ve hayvancısının emekleri ile üretilen hellimin, adada serbest dolaşımının engellenmesi söz konusu ise, bu değeri Avrupa çapında korumak da zor olur. Çünkü böyle hayati bir konuda dahi Kıbrıs Türk ve Rum üreticilerinin ve iki toplumun ortak enerjisi sağlanamaz. O zaman da müşterek büyüyen bir etki geliş-mez.
Bu nedenle aklıma; Bertolt Brecht’in şiirinde ifade ettiği, “Kurtulmak Yok Tek Başına, Ya Her Beraber Ya Hiç Birimiz” dizeleri gelir. Karşılıklı kabul edilecek BM Parametreleri temelinde bir antlaşma olmadan; Kıbrıs’ın iki toplumuna da huzur gelmez. Baksanıza, AB Dönem Başkanı olmak bile hellim gibi bir alan-da stratejik endişeyi gideremedi. Yani Kıbrıs; Fransa, İtalya, Macaristan ve Polonya gibi bu konuda itirazlarını dahi ifade edemedi. Nasıl etsin? Çünkü kendisi kadar adanın mensubu olan Ana Dili Türkçe olan “ortağına”, hellim konusunda darbe vurmayı meziyet bilen bir yaklaşım var. Sürüş ehliyeti konu-sunda iki liderin, BM önünde varılan mutabakatlarına karşın hala bunu yaşama geçirmemekte direnen bir anlayış var. Evet, Berthold Brecht’in şiirinin dizelerini aklımıza kazıyalım. Gelecek yazımda Sayın Kos’un Türkiye ziyaretini ele alacağım.
AB- Mercosur ve hellim
Paylaş