Antalya destinasyon olarak adaya hava ulaşım maliyetleri düşünüldüğünde nerede ise kış turizmini tek başına baltalıyor, büyük kongreler , bayii toplantıları iptaller , operasyonlar oraya kaydı . Otelciler ile konuşuyorum; büyük bir karamsarlık söz konusu.
Acil bu konuda önlem alınmalı ve turizm bakanlığı eğer yapamaz ise bunu cumhurbaşkanımız Sn. Tufan Erhürman nezdinde Kıbrıs işlerinden sorumlu Cevdet Yılmaz ve TC Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan ile çözüm bulunmalı. Adaya her gün en az dört beş uçak charter Ercan Hub olarak kullanılmalı. Taban tavan fiyat belirlenmeli ve adaya özellikle kış turizmi kapsamında
Konaklamalı turist akışının sağlanması gerekmektedir.
Gelelim teşvik meselesine
Düşünün on yıl öncesinden geriye giden bir turizm istatistiği var. Yazık ki ne yazık. İleri gideceğimize geri gidiyoruz. Neden mi? Bütünsel bir Konsensüs Siyaseten ve özel sektör olarak Birlikte hareket edilmiyor. On yıl önce Biz turizm siyasetimizi Özel sektörün çıkarları düşünülerek ve her hafta bakanlıkta bu insanlar ile Yeni formüller arayarak Siyaset geliştiriyorduk. Aksini iddia eden Varsa Gelsinler oturalım konuşalım.
Kamuoyunda bilinen 1 Ocak 2016 - 31 Aralık 2018 Teşviklendirme Esasları'nı Mayıs 2016'da müsteşar olarak göreve geldiğimde sektörün ihtiyaçlarına göre tadil ettik.
O gün koyduğumuz üç şartı bugün hâlâ savunuyorum: En az 12 sefer, ortalama %60 doluluk veya sefer başı 108 turist, ve en az 7 gece konaklama.
Karşılığında tur operatörüne kademeli olarak kişi başı 90 Euro'dan başlayıp 30 bin turist sonrası 110 Euro'ya çıkan bir teşvik veriyorduk.
Burada çoğu kişinin bilmediği bir detayı paylaşayım: O dönem bir Alman operatör, "Lefkoşa'ya ilk kez uçuyorum, risk alıyorum" demişti. Eğer ilk kez bir şehirden operasyon yapıyorsan, yeni bir ülkeye uçuyorsan karşılığı olarak ülke de toplamda bunun farkına varmalı .
Yani riski paylaşan bir model kurduk. Bugünkü sefer başı 5.000-7.000 Euro sabit ödemede bu risk paylaşımı yok. Operatör yarım uçakla gelse de aynı parayı alıyor.
2019 Ocak: Ankara'da 40 Euro'dan 70 Euro'ya giden süreç
Bu noktada kamuoyunun bilmediği bir mücadeleyi de kayıtlara geçirmek isterim. 2019 Ocak ayında, TC Kıbrıs İşleri ve Turizm Koordinatörlüğü yetkilileri, uzun süredir uyguladığımız kişi başı 110 Euro'luk teşviki 40 Euro'ya düşürme kararı almıştı. Gerekçe bunun devam etmeyeceği yönünde ve artık bütçe kısıtlamasıydı. Teşvik sistemi bir yerde sonlanmalı diyorlardı. Belki doğruydu ancak hep söylediğim Kuzey Kıbrıs turizm destinasyonu kendi nevi şahsına münhasır siyasi ve ekonomik koşulları bu şekilde var oldukça ulaşım maliyetleri ve siyasi izolasyonların getirdiği aşırı yüksek diğer ilgili maliyetler ; bizleri bu güzel adada kendi bölgemizdeki destinasyonlardan ayırıp özel bir statüye koymaktadır.
Bunun aksini iddia etmek ve bunun dışında bir turizm hareketi gerçekleştirmek sadece kendi kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.
Gelelim esas konuya . Bizler aylarca süren görüşmeler, dosya üstüne dosya, geceleme istatistikleri, doluluk oranları ve charter maliyetlerini tek tek anlatarak bu rakamın ( 40 Euro ) adayı bitireceğini savunduk. Sonunda, o dönemdeki ısrarlı uğraşlarımız neticesinde, 40 Euro'luk rakamı 70 Euro'ya çıkarmayı başardık. Yani 110'dan 40'a düşüşü durdurup, 70 Euro'da uzlaştık. Eğer o gün 40 Euro'da kalsaydı, bugün Avrupa'dan gelen charter sayısı 120 değil, belki 20'ye düşecekti. Teşvik, sadece bir para değil, bir devletin turizme verdiği önemin, alt sektörlerin beslenmesi , hayat bulması anlamında önemli bir göstergesidir.
O sistem ne getirdi?
2015'te hava ve deniz yoluyla gelen yolcu (KKTC'liler hariç) 1.483.244 iken, 2016'da %6,3 artışla 1.577.073'e çıktı. 2018 yılında turizm geliri 697 milyon dolardan 960 milyon dolara yükseldi ve 1 milyonun üzerinde turist konaklaması ile rekor kırdık. Almanya'dan sadece kış döneminde yaklaşık 1.000 charter uçağı iniyordu. Kapalı gruplarda ise charterla gelen 750 kişilik bir kongreye, gece sayısına bakılmadan kişi başı 50 Euro'luk joker madde koymuştuk. Turizmi çeşitlendirmek alternatif turizm modellerini adada görmek istiyorduk.
Bugünlerde ne oluyor?
Yolcu ile turist karıştırılıyor. 2024 resmi verilerine göre hava ve deniz yoluyla gelen kişi sayısı 2.208.855 olarak açıklandı ve %18,6 artışla övünülüyor.
Ancak bu sayının içinde Turizm Bakanlığı'nın kendi verilerine göre sadece 1.297.948 kişi turistik tesiste konakladı. Yani gelenlerin sadece %59'u gerçek turist. 2023'te bu oran %64, 2022'de %68 idi. Türkiye'den gelen 1.865.152 kişinin %45'i, yani 834.633 kişi öğrenci, işçi, görevli statüsünde. Otelde kalmıyor. Üçüncü ülkelerden gelenlerde de 2023'te %7 olan otel dışı kalma oranı 2024'te %22'ye çıkmış. Ortalama konaklama 3,17 geceye düşmüş. TC'li turist 2,84 gece. Bu tablo, hafta sonu turizminin yani şans oyunları sektörünün istatistiği şişirdiğini gösteriyor.
Herkesin düştüğü yanılgı ne?
Polis Genel Müdürlüğü'nün yolcu sayısı ile Turizm Planlama Dairesi'nin konaklayan turist sayısı aynı şey değildir. 2026 Sistemi yetersiz yani. Böyle rotasız bir gemi misali tuttuğumuz yol belirsiz.
9 Ocak 2026'da Resmi Gazete'de yayımlanan yeni sistem, eski kişi-başı mantığını terk edip sefer-başı 5.000 Euro (Almanya) ve 7.000 Euro (diğer Avrupa) sabit ödemeye döndü. 180 kişilik bir uçak için 7.000 Euro, kişi başı 38 Euro demektir. Bizim dönemimizde 90-100 Euro veriyorduk.Üstelik bu yapılanlar ile Türkiye çıkışlı seferler kapsam dışı bırakıldı. Bugün KKTC turizmi %86 oranında TC pazarına bağımlı hale gelmişken, Avrupa pazarını kaybettiğimizi dünya alem biliyor ve bir reaksiyon yok. Düşünün 1000 charterdan 120'ye düştük.
Çözüm önerileri neler ?
1. Veriyi düzeltelim: Turist sayısı diye Polis verisi değil, konaklama ve geceleme verisi açıklanmalı.
2. Kademeli modele dönelim: Sefer başı değil, kişi başı ve geceleme bazlı. 2-3 gecelik kapalı gruplar (kongre, seminer) bugün adanın tek gerçek uzun konaklama potansiyeli. Onlara özel başlık geri gelmeli.
3. Denetimi hatırlayalım:
4- 2016'da kurduğumuz sistem bugüne göre devlet kasasından daha fazla para çıkarıyordu ama sadece “ Turizm fonuna şans oyunları sektöründen alınan gelir ile bu rakam rahatlıkla karşılanabilir durumda idi .
5- Hatta ve hatta kara kapılarından geçen ve minimum adanın kuzeyinde minimum üç gece konaklayan turist başına operatöre 20 Euro teşvik veriyorduk. O dönemlerde başarı böyle yakalandı. Ercan Havalimanı önemini yitirecek güneyli havalimanları teşvikleniyor gibi saçma sapan tezleri de böylelikle çürütmüş olmuştuk. Hatta şahsımın dönemin medyasına verdiğim açıklamaları da “ bırakın Güneyli limanları bize nereden isterse turist gelsin isterse Mars’tan gelsin bırakın operatörler çalışsın demiştim “ 20 Euro karşılığı minimum üç gece konaklama da dahil bu adanın hem kuzeyinin tanıtımını çağlayacak hem de en az 700 800 Euro gelir getirecekti öyle de oldu. Denizi göremeyenler derede boğuldu . Şimdi bu 2026 sistemi ucuz ama yolcu getiriyor. Ada'nın ihtiyacı olan ise turist. Bilmem anlatabildim mi?