2008 yılında Yenidüzen Gazetesi ek olarak bir belge yayınlamıştı. Belge, 1998 seçimlerinde UBP’nin seçim galibi olarak çıkması için Türkiye’den görevli gelen ekibin, imzalı mühürlü raporu idi. Seçimlere müdahale amaçları yalnızca, 1998 seçimlerinde UBP’nin seçimlerden birinci parti çıkması ile sınırlı de-ğildi. Bunu da 2000 yılında gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri için, Sayın Eroğlu’nun; Denktaş’a karşı aday çıkması için de yapacaklarını ifade ediyorlardı. Gerekçeleri de ilginçti. O dönem Konfederas-yon önerisinin yapıldığı ve artık toplumlararası görüşmelerin değil; devletten devlete görüşme olacak denen dönemdi. Yani bu ekibin görevi, yalnızca toplumsal muhalefeti baskılamak değildi. Amaçları, aynı zamanda Kıbrıs sorunun çözüm sürecinde Federal çözüm tezini darbelemekti. Bu nedenle Sayın Eroğlu’nu destekleme gerekçeleri çok ilginçti. Onlara göre; Denktaş Bey’in, Türkiye’ye bağlılığı çoktu. Bu nedenle eğer Türkiye’den Federasyon konusunda baskı gelirse, buna direnemezdi. Bundan ötürü Sayın Eroğlu’nun bu yaklaşıma daha dirayetli duracağı için bu müdahaleyi 2000 CB seçimlerinde, Denktaş’ın yerine Eroğlu’nun seçilme şansını artırmak için yaptıklarını ifade ediyorlardı. Ancak yine de Sayın Eroğlu’na da eleştiri yapıyorlardı. Bu amacı kendisine ifade etmelerine rağmen, onun milletvekil-leri adayları arasına, Federasyon konusu gündeme geldiği anda buna destek olabilecek adayları koy-duğunu söyleyip eleştiri yapıyorlardı. O rapor, 1998 seçimleri kampanyasının başında, Girne Boğa-zı’nda ki bir trafik kazasında etrafa saçılan 3 milyon doların da emniyete alındığını da ifade ediyor. Bu paralar da seçim için Girne’ye gidiyordu. O seçimde 10 milyon dolara yakın kaynak kullandılar.
Ama raporun en ilgimi çeken ve hiç unutamadığım bir yanı da şudur. Adaya bu maksatla gelmeleri ile birlikte bazı insanların onları görünce çok sevindiklerini raporda söylüyorlar. Arkasından da şunu ifade ediyor. “Biz bu insanlara ne büyük bir kötülük yaptık. Bu mücadeleci ve kararlı insanları, para ve diğer avantajlar temelinde kaypak ve çıkarcı bir noktaya ittik” diyordu. İşte bu nokta bana Maraş’ta sakin her ikisi de “topraktan kitapsız” öğrenip de halk felsefecisi olan Baflı Dülger Nuri Sılay ile Marangoz Yusuf amcayı hatırlattı. Nuri Amca, seçimler öncesi dağıtılan, toprak, ev, kredi ve işe giriş kâğıtlarının havada uçuşması olayları karşısında şunu ifade etmişti. “Böyle mücadeleci ve muteber bir toplumu ikiyüzlü, çıkarcı ve menfaatçi bir hale sokuyorlar. Yazık.” Marangoz Yusuf Amca ise halkın tepkisizliğine isyan etmem üzerine bana şunu söylemişti. “Kızma hepsi tutukludur. Bak karşı evin duvarında ne ya-zar? Tutulmuştur. Çünkü eğer gık derse, UBP örgüt başkanı ya da hükümet yetkilileri ona gider ve ayağını denk al; tutuğun evin, dükkanın, tarlanın üzerindeki tahsis kalkar, sokakta kalırsın, ne Eşdeğer ne Tahsis kalır. Çünkü onlara bunların kalıcılığı ile ilgili hiçbir belge vermediler. Onun için sessiz tayyare gibidirler. Ama içlerinde var olan cevheri hala yok edemedikleri bu insanlar size veya diğer muhalefet olanlara oy verir” dedi. 1980 ve 1990 yılında günlük gazetelerde dizi dizi TKP, CTP, DHP gibi muhalefet partilerinden istifa ettim ilanları çıkardı. Tıpkı 1960 öncesi PEO Sendikasından istifa ettim ilanları gibi. Yani kurtulmuştuk EOKA’dan ancak, kendi içimizdeki zorbalardan kurtulmamıştık.
Şimdi 2025’te Cumhurbaşkanlığı seçimleri için hala eski kafalar, o en eski ilkellikleri devreye koyuyorlar. İş, T ve Kiralık Araba İzinleri, arsa dağıtmalar, Tasdik Memurluğu, bol bol vaat. Ancak geçmişin bu acı olaylarını yaşayanlar ve genç insanlar, bu rezalete öyle bir tepki koydular ki yapanlar görünüşte geri çekilmek zorunda kaldılar. Artık toplum olarak ve tek tek bireyler olarak, Yusuf Amcanın dediği gibi tutukluluktan çıkıp; Nuri Amcanın dediği gibi, muteber bir toplum olmamızın zamanı geldi. Bunun için bu CB seçiminde inadına değişime destek vermek gerekir. Bunun için en güçlü alternatif olan Sayın Tufan Erhürman’ı iyice takip edelim.
Seçimlerde dağıtma tarihçesi…
Paylaş