Acil yardım bekliyorlar

Siyasi partilere devlet yardımı 10,5 milyondan 13 milyona çıkarıldı ama sel felaketinin mağdurları için hala ‘Doğal Afet’ kararı çıkmadı

Acil yardım bekliyorlar

Pelin YÜKSELAY
Cumhuriyet Meclisi 2019 yılı bütçe görüşmelerini sürdürürken, siyasi partilere yönelik devlet yardımlarının yüzde 29 artışla 10,5 milyon liradan 13 milyon liraya çıkarılması, özellikle sel mağdurları tarafından üzüntüyle karşılandı.
   Lapta ve Dikmen’de meydana gelen sel felaketi yüzünden büyük zarar gören vatandaşlar, hükümetin ‘Doğal Afet’ kararı çıkarmasını bekliyor. Diyalog’a konuşan belediye başkanları ise “Bizler kendi imkânlarımızla bu felaketin altından kalkamayız” diyor.
Diyalog ‘Halk Meclisi’ sel felaketinin yıkıp geçtiği Lapta’da gerçekleştirildi. 
Lapta Belediye Başkanı Mustafa Aktuğ’un ev sahipliğinde yapılan canlı yayına selin felakete yol açtığı Dikmen’in Belediye Başkanı Yüksel Çelebi ve Girne Kaymakamı Sinan Güneş’in yanı sıra CTP Milletvekilleri Fazilet Özdenefe ve Biray Hamzaoğulları da katıldı. 
Spor Kulübü’nde yapılan programa selden mağdur olan vatandaşlar yoğun katılım gösterdi mağduriyetlerini ifade etme şansı buldu. 
Programda ayrıca Diyalog Medya Grubu’nun sel mağdurlarına yardım amacıyla cuma günü başlatıp salı mesai saati bitiminde son bulan kampanyası hakkında da bilgiler paylaşıldı. 
Programın başında sel felaketi sonrasında mağdurlar için kampanya başlatan Diyalog Medya Grubu’nun Genel Yayın Yönetmeni Reşat Akar toplanan yardım miktarını açıkladı, bu paranın iki belediye başkanına eşit oranda pay edildiği bilgisini verdi 

 Reşat Akar (Diyalog Medya Genel Yayın Yönetmeni): 
Beklenmedik bir doğal afetle karşı karşıya kaldık. Geçtiğimiz haftadan bugüne gündemin ilk gündem maddesi oldu Kuzey Kıbrıs’ta. Tabi bir takım iddialar var, suçlamalar var, eleştiriler var. Bunların haklı olanı var, haksız olanı var. Alt yapı eksikliği var, yılların ihmali var. Bizler bir medya kuruluşu olarak öncelikle yaraların sarılmasına bir katkı sağlamak ve toplumsal dayanışmayı ön plana çıkarmak amacıyla geçtiğimiz hafta Cuma günü saat 14.00’te canlı yayında ani bir kararla bir kampanya kararı aldık. Biz Diyalog olarak 10 bin TL bağış yaptık. Özellikle gelir düzeyi iyi olanların bu yaraların sarılmasına katkıda bulunması amacıyla böyle bir girişimde bulunduk. Programda, yardımlarla ilgili tüm ayrıntıları halkımızla paylaşacağımız konusunda söz vermiştim.
Dikmen ve Lapta Belediye Başkanlarının yanı sıra Girne Kaymakamının’ da katılımıyla bir toplantı yaptık. Bizim amacımız bir ateşi yakmaktı. Bunun arkasının gelmesini umut ediyoruz. 
Yardımlarını esirgeyen büyük işadamlarına sesleniyorum; bu ülkede yaşamak istiyorlarsa kazançlarının bir kısmını böylesi doğal afet durumlarında paylaşmasını bilmelidirler. Halkımıza yardım elini uzatmalıdırlar. Zor ve sıkıntılı günleri ancak bu şekilde atlatabiliriz, karşımızdaki Rumların yaptığı gibi.
Aldığımız karar şöyledir:
   “Tüfekçi şirketinin 60 bin Liralık malzeme yardımının dışında kalan 79 bin 300 lira paranın tamamı bankadadır. Banka genel müdürüne, bu paranın yüzde 50’sinin Lapta Belediyesine, yüzde 50’sinin de Dikmen Belediyesine aktarılması için yazı göndereceğiz. Belediyeler de Sayın Kaymakamı da bilgilendirerek harcamalarını yapacaklardır. Onlar da öncelikli olarak yol-sokak-köprü yapımı değil, evleri çok hasar gören ve aciliyet ihtiva eden konutların bir an önce normal yaşama dönmesi için kullanacak.”
 
Mustafa Aktuğ (Lapta Belediye Başkanı): 
Yapmış olduğunuz kampanyayı sevinçle karşıladık. Kısa süreli bir kampanya olmuş ama güzel bir rakam toplanmış. Katkı koyan herkese çok teşekkür ederiz.
Girne’de can kaybı yaşadık. Hayatını kaybeden gençlere de Allah’tan rahmet dilerim. Lapta o kötü olaydan sonra Başpınar bölgesi Yavuz Mahallesi ve Alemdağ köyü gerçekten harap durumda. Sizlerin yapmış olduğu katkıyla ilgili aldığımız karar doğrultusunda bizlerin de önerimizle ailelere verileceği konusunda hem fikiriz. Zaten biz onların tespitlerini yapmıştık Kaymakamlık öncülüğünde o ailelerin bazı ihtiyaçları giderilmişti, diğer kalan ihtiyaçlarına da güzel katkı olacağına inanıyorum. Lapta’daki olay tamamen bir sel felaketidir. Bakanlar Kurulu’na, hem belediyemizin hem de vatandaşlarımızın zararının tazmini ile ilgili Bakanlar Kurulu’nun bir karar çıkarmasını ve kamuoyu ile paylaşmasını talep ediyoruz. Lapta üzerinde 17 ev tespit ettik su baskını alan. Onların temizliklerini yaptık. Eşyaların bir kısmı tedarik edildi, diğer bir kısmı da sizin kampanyanızdan illa ki tedarik edilecek ama 18 araç var bizim bölgemizde zarar gören ki bu araçların birçoğu taş duvarlar altında kaldı. Sigortayla problem yaşayanlar var, bunların giderilmesi büyük bir sorun. Ayrıyeten Lapta Belediyesi’nin kendi kontrolündeki istinat duvarları, dereler, köprülerde büyük sorunlar var. Biz bunun bir taraftan da hasar tespit çalışmasına başladık. Rakamlar çok büyük olacak. 

Yüksel Çelebi (Dikmen Belediye Başkanı):
İlgilerinize çok teşekkür ederim. Çok zor günler geçiriyoruz. Geçen Çarşamba akşamı yaşadığımız büyük felaket gerçekten Dikmen’de sele karşı yaptığımız tüm yatırımlara rağmen çok ciddi bir sıkıntı yaşadık. Yüzlerce evi su bastı, dere kanalları taştı ve gerçekten ben yine tekrar edeceğimm, Dikmen 20 yıl geriye gitti. Tabii ki Dikmen Belediyesi güçlü bir belediye, bunların altından belki devlet yardımı ile çıkabilecek ama ciddi sıkıntı yaşadık. Dağ ve deniz üzerimizden geçti. Yaptığımız yatırımların sayesinde şükürler olsun ki Dikmen içerisinde bir ölüm olmadı ama ne yazık ki Ciklos’ta yaşanan kazada da Dikmenli gençlerimizi kaybettik. Ciğerimiz iki kere yandı. Akçiçek yıkıldı, Taşkent’te hasarlar var.
Ciddi bir felaket yaşadık. Hatırlarsanız 2010 yılı ülkemizin selle tanıştığı seneydi. Güzelyurt bölgesi sele maruz kalmıştı. O zaman metrekareye düşen yağış miktarı 66 kilogramdı. Bu son yağışlarda miktarlar Lapta’da 245, Dikmen’de 170 oldu. Bu miktarlar dağdan gelen su ile de birleşince 4-5 katına çıktı. Biz 2010’daki selden sonra gündemimize aldık. Bir dağ köyü olan Dikmen bölgesinde sele karşı kanallar yapmamız lazım. Bunu yaptık. O günden bu güne çok ciddi kanallar inşa ettik ve buna rağmen sıkıntı yaşadık.

Kemal Barbet:
Öncelikle Diyalog TV’yi kutlamak istiyorum. Halk meclisi programı biz halk için çok önemli. Bu sel felaketinde de öncelikle gelişmeleri sizlerden takip ettik. Tebrik ederim. Ciklos’taki kazada hayatını kaybeden iki kız benim akrabamdı. Onlara da Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine de başsağlığı diliyorum. Ben oluşan bu sel felaketini ve meydana gelen kazayı tamamen yapılaşmadaki eksikliklerden kaynaklandı diye görüyorum. Ciklos mevkiine büyük bir köprü inşa etselerdi böylesi bir sorun yaşanmazdı. Yoldan geçerken baktığınızda çok rahat görünür, su kanallarının içini doldurdular. Peki, yağmurda oluşan su nereye gidecek? Ülkedeki yapılaşma çok kötü. 

Selda Güneyli:
Ben de 5 Aralık akşamı yaşanan sel felaketinden dolayı iki arabamı kaybettim. Bunun sebebi de evimizin sağında ve solunda iki tane büyük dere vardı. Ben çocukluğumda hatırlıyorum, o dereye topumuz düştüğünde içine inip alamazdık, o kadar büyük derelerdi ama şimdi gelip bakarsanız, o dereler şahıslara park yeri ve garaj haline getirildi. Bundan dolayı da su akacak bir yer bulamadığı için evlerin içine giriyor. Psikolojik olarak da yıpranmış durumdayız. Tüm mağdur olanlara geçmiş olsun diyorum. Devletimize sesleniyorum, mağdur olan insanlarımıza yardım etsinler.

Fatma Canbolat: 
Lapta’nın en mağdur olan bölgesinden, Başpınar’dan geliyorum. Çok üzgünüm. Herkese geçmiş olsun diyorum. Ölmüşlere rahmet ailelerine sabırlar diliyorum. Biz de evlatlarını kazada kaybedenler kadar büyük bir acı yaşadık. Onlar can kaybetti, biz de Başpınar’ı kaybettik. Başpınar çok güzel bir bölgeydi. Şu an ise yıkık durumda. Hükümetin almakta zorlandığı afet bölgesi kararı nedeniyle daha da zor günler yaşıyoruz. Dağın eteklerindeki kayıp o kadar büyük ki. Bunu görmüyorlar.

Fatma Avcılar:
Belediye Başkanıma, belediye meclis üyelerine ve belediye çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi iletmek isterim. Bir an önce afet bölgesi kararının çıkarılmasını talep ediyorum. Ben de herkes gibi mağdurum. Bizim de iki tane arabamız mahvoldu. Evimizi su bastı. Bazı beyaz eşyalarımız kullanılamaz hale geldi. Ben kız kardeşimi kanserden kaybettim, onun çocuklarının mesuliyeti bende ve benim de bir çocuğum var. Üstelik ben de hastayım. Bunu sakın duygu sömürüsü olarak algılamayın. Ben mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum.

Ramadan İmralı:
1977 yılında geldim Lapta’ya 45 senedir buradayım. İki kez sel mağduru oldum, devletten tek bir yardım görmedim. Buranın sel sularının altında kalmasının esas nedeni çarpık yapılaşmadır. Dere yataklarının bentlerini yıkıyorlar, dere yataklarını zapt ediyorlar. Bu gelen su nere gidecek? Hepimizin evinden geçecek. Dere yataklarını doldurdular, garaj, çardak yaptılar. Gelen su nereye gidecek? Nereden geçecek? Buradan sormak istiyorum yetkililere.

Salih Cumhur:
Başpınar’da herkesin de konuştuğu dere yataklarının tamamen kapatılması en büyük sorundur. Dere yatakları kapandığı için yağmur yağdığında su akacak yer bulamıyor, evleri su basıyor. Devasa büyüklükteki kayaları evlerimize kadar getiren bir sudan bahsediyoruz. Bu normal bir felaket değil. Devlet şayet, bizlerin babası ise afet bölgesi kararı çıkarsın. Maddi ve manevi çökmüş durumdayız. Halkta, belediyede. Devletimiz buraya elini uzatsın. Biz bu yüklerin altından kalkabilecek güce sahip değiliz.

Sinan Güneş (Girne Kaymakamı):
Girne ilçemizde yaşanan çok acı bir hadisenin sonrasında Lapta ilçemize gelip de bu programı yaptığınız için size teşekkür ederim. Çok acılı bir 5 Aralık gecesi yaşadık. Canlar, yavrular kaybettik ve ateşler düştü ailelere. Şimdi önce onlara başsağlığı diliyorum, acılı ailelerine de sabır diliyorum. Gerçekten ilçemiz genelinde çok hasarlı yerlerimiz oldu. Özellikle Lapta, Dikmen, Alsancak ve Girne ilçelerinde. Bunlar ilk andan itibaren Kaymakamlık olarak bizlerin 4 koldan Belediye başkanlarımızla kurduğumuz temaslar sonrasında tüm imkânlar seferber edilerek, ihtiyaçlar giderilmeye çalışıldı. İmkânlar her ne ise sonuna kadar kullanıldı. İtfaiye ekiplerine, Polise, Sivil Savunma ekiplerine, Belediye çalışanlarına, Su İşleri Dairesi’ne ve askerimize her ne dendi ise bunlar anında karşılık buldu ve yetişebildiğimiz kadar her yere yetmeye çalıştık. Bunun yanında şunu da belirtmem lazım, “küçük ve orta ölçekli işletme sahiplerine, makine sahiplerine hangisine ihtiyaçlarımız iletildiyse ikiletmediler. Özellikle bu insanlarımıza teşekkür etmek istiyorum.

Yalçın Doğan: 
Büyük bir felaket yaşandı. Ölenlere rahmet, yaslı ailelerine başsağlığı diliyorum. Yalnız bu felaket hükümetten gelmedi bize. Bu milletvekillerinden ya da belediye başkanımızdan gelmedi. Bu cenabı haktan geldi. Bunu böyle kabul edeceğiz ve şu an ki yapacaklarımıza bakacağız. Birçok vergi rekortmenlerimiz ve niceleri var. Neden selzedelere yardım etmiyorlar? Milletvekillerimiz keza iyi maaş alıyorlar ki; onları biz seçtik. Onlara bu aylığı biz verdik ama bunun karşılığını biz alamıyoruz. Sözüm tüm vekillere.

Fazilet Özdenefe (CTP Milletvekili):
İlk günden itibaren biliyorsunuz, Sayın Başbakan bölgelerdeydi, yerinde tespitler yaptı. Belediye Başkanları hasar tespitlere başladılar, çok yoğun çalışıyorlar. Muhakkak ki bu dönemlerde dayanışma çok önemlidir. Hükümetin de birincil sorumluğu vardır, hasar tespitleri hızla yapıldıktan sonra bu hasarları en kısa sürede ve en etkili biçimde gidermek. Hükümetin bundan kaçmak gibi bir niyeti yoktur. Ben bunu da belirterek, sizleri rahatlatayım. Hızla tüm hasar tespit çalışmalarına başlandı. Asla endişeniz olmasın. Eksikler tespit edildiği takdirde, gereği en güzel şekilde yapılacaktır.

Coşkun Yılmaz (Lapta Başpınar Muhtarı):
Lapta’da mağdur olanlardan birisi de benim. Bir afet yaşandı bunu kimse beklemezdi. 1974’ten bu yana böyle güçlü bir yağmurun, geleceğini kimse bilmezdi. Gelirken evimden şimdi dikkatimi çekti, ufak bir yağmur yağıyor. Acaba ne olacak diye düşündüm? Şimdi birçok ev araba zarar gördü. Şimdi arabaları nereye çeksin bu insanlar? Bizim yukarısı dağ yatağının altı. Hep duvar. Nerenin ne zaman yıkılacağını kimse bilemez. Bu durumu da biz 10 günde düzeltemeyiz çünkü öyle bir imkâna sahip değiliz. Belediyeler bu yükün altından kalkamaz. O yüzden bir an önce devletin bu işe el atması gerekiyor.

Necip Akçağ:
Bir anımı anlatmak istiyorum. Bir gün Alsancak bölgesinde bir doğa yürüyüşü yapıyordum. Orada bir işletmeye yol çalışması yapılıyordu ve büyük muazzam bir derenin en ufak bir önlem alınmadan kapatıldığını gördüm. Bunu ilgili belediyeye bildirdim ancak bu dere Alsancak Belediyesi’nden başlayıp Lapta Yavuzlar Lisesi’nin önünden geçip denize dökülen dere. Olay gecesi hatta Belediye başkanımıza da bilgi verdim, tedirginim bu nokta hakkında. Alsancak Belediyesi bana konunun mahkemede olduğu bilgisini verdi. Şu an o nokta hala en ufak bir önlem alınmadan, baraj gibi şişmiş durumda. Ben tedirginim.

Biray Hamzaoğluları (CTP İskele Milletvekili):
Ölenlere rahmet, ailelerine sabırlar dilerim. Üzgünüm, huzursuzum. Deneyimli şoförlerin o gördüğü akıntıda ayaklarının titrediğini biliyorum. Bu yağmur 70 kilogram metrekareye yağdığında sel olur. 245 yağarsa ne olur? Ben bu köyün damadıyım. Yıllardır bu köye gider gelirim ve şunu söyleyeyim, ben böyle yağmurda görmedim, taşların akıp da yollara düştüğünü de görmedim. Neler yapılabilir, neler yapılması gerekirdi? Belki Orman Dairesi’nin kaliteli araçlarıyla bentler yapılarak biraz o yağmurlar, taşlar önlenebilirdi ama bu 245 kilogram yağmurda her şey imkânsız olurdu. Hükümet elinden geleni yapıyor. 2004 yılından beridir kimseye doğal afet parası verilmedi, inşallah bu da böyle olmaz.

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER