banner564
banner556

Çözüme katkı koyacak

Anastasiadis, Kıbrıs’ı ziyaret edecek olan Erdoğan’ın ‘iki devletten’ söz etmesini beklemiyor

Çözüme katkı koyacak
   Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Cumhurbaşkanı olarak ilk ziyaretini Kuzey Kıbrıs’a yapacak olan Recep Tayyip Erdoğan’ın “iki devletli bir çözümden’ bahsetmesini beklemiyor. 
   Erdoğan ile görüşen yakın dostlarından umut verici mesajlar aldığını söyleyen Anastasiadis “Erdoğan, çözüme katkı koymak istediğini iletti”dedi.
   Anastasiadis, şöyle dedi:
    “Sayın Erdoğan’ın Kıbrıs ziyaretine, iki devlet kurulması veya iki devletin işbirliği söylemleri eşlik ederse, takdir edeceğiniz gibi bu, dostlarımın da benim de beklemediğimiz bir mesaj olacak.” 
   Alithia gazetesi, Rum lideri ile Trodos’ta gerçekleştirilen röportajı “Başkan’ın çok önemli açıklamaları... Erdoğan’dan mesaj bekliyor... Hedefim, görev süremin dolmasından önce çözüm” başlıklarıyla verdi.
   Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak yemin etmesinin ardından ilk yurtdışı ziyaretini KKTC’ye yapacağını ve bu ziyaretin, 2 Eylül’deki Eroğlu- Anastasiadis görüşmesinin bir gün öncesine denk geldiğine vurgu yapan gazete “Erdoğan çözüme katkı koymak istiyor” görüşüne yer verdi.

Kararlılık mesajı
   Anastasiadis, bu konuda şunları söyledi:
    “Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgilenen ve Erdoğan ile görüşen dostlarım vardır. Erdoğan, kendilerine Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymakta kararlı olduğunu söyledi. Ben de tavrının buna uygun olmasını bekliyorum. Kıbrıs ziyaretine, iki devlet kurulması veya iki devletin işbirliğine veya çözümde mevcut gerçekleri dikkate almamız gerektiğine ilişkin açıklamalar eşlik ederse, takdir edeceğiniz gibi bu dostlarımın ve benim beklediğim mesaj olmayacak. 
   Sayın Erdoğan’dan en azından, kastettiğinin söyledikleri olduğuna dair sağlam ümit yaratacak, yani Kıbrıs sorununun kısa zamanda çözülmesini istediği yolunda açıklamalar bekliyorum. 
   Elbette Sayın Erdoğan’ın tezleri de, maalesef Sayın Davutoğlu tarafından da dile getirilen tezler de ortadadır. Yinelemem gerekir ki çözüm, öyle bir çözüm olamaz.” 

Usule ilişkin öneriler
   Cumhurbaşkanı Eroğlu ile 2 Eylül’deki görüşmeleri için Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis ve Rum müzakere grubuyla birlikte hazırladıkları önerinin tam olarak ne olduğu sorulduğunda, önerisinin yeni olmayıp, özlü ve verimli bir diyaloğa girilebilmesi için izlenmesi gereken usulle ilgili olduğunu belirten Anastasiadis, devamla şunları söyledi:    
   “Öneri, Kıbrıs sorununun hangi yönlerinde tezlerin örtüştüğü, hangilerinde mesafenin az olduğu görüntüsünü verecek. Böylece artık özlü diyaloğa, kısıtlı sayıda önemli konu kalacak. Bu nedenle önerinin, en azından Kıbrıs sorununun çözümünü isteyenler için, prosedürü de hızlandıracağına inanıyorum çünkü uzlaşılanlar ayrılacak, küçük anlaşmazlıklar olanlar bazı köprü kurucu önerilerle daralacak ve toprak düzenlemeleri, mülkiyet, güvenlik, garantiler, vatandaşlıklar, yerleşikler ve temel anlaşmazlıklarımız olduğu görünen diğer bir dizi konuda özlü diyaloğa gireceğiz.
   Şu anda, diyaloğu hızlandırmak, uzun bir mesafe almak ve dikkatlerimizi Kıbrıs sorununun ana konuları üzerinde yoğunlaştırmak için iyi bir yöntem bulunmadığında ısrarlıyız. Ana konulardaki anlaşmazlıklar daralırsa, ancak o zaman al-ver prosedürüne yakın olduğumuzu söyleyebiliriz. Ancak o aşamada olduğumuzu söylememiz için daha alınması gereken mesafe var. BM Genel Sekreteri, Norveç Dışişleri eski Bakanı Espen Barth Eide’yi Kıbrıs Özel Danışmanlığı’na öneriyor. İnanıyorum ki bir Genel Sekreter Özel Danışmanı, artırılmış yetkileri ile –önerileri bağlayıcı kabul edilmeksizin- etkin bir usulü inceleyip iki tarafa sunabilir. Bizim istediğimiz, örneğin Sayın Eroğlu’nun talep ettiği, yani aslında Türk tarafının bir çıkmaz aracılığıyla B planına sürüklemek için zaman ayırmayı hedeflediği yol haritası değildir.”
    Bunun üzerine Anastasiadis’e, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun önerdiği yol haritasının tam olarak ne olduğu soruldu, Anastasiadis şunları söyledi: 
   “Ön hazırlık yapılmadan BM Genel Sekreteri ile görüşme ve görüşmenin ne önemi olacağını anlamıyorum çünkü Genel Sekreter, karşılaştığımız büyük sorunlara cevap verebilmek için diyaloğa katılması mümkün olmayacak. Daha sonra, çözümsüz addedilen özlü konularla ilgilenmek üzere dörtlü veya beşli konferans öneriliyor. Sonuç alırsak, Eroğlu’nun önerisi, bir referanduma gitmemizdir. Referandum reddedilirse, Kıbrıs sorununa alternatif çözümlere karar vermek üzere yeniden çok taraflı konferans toplanacak. O zaman da, anlayacağınız gibi Sayın Eroğlu’nun tezleri ortada olduğundan, hedef; Sayın Eroğlu’na göre B planının uygulama sürecine konulacağı aşamaya girilecek ki bunu kabul

Hayatımın amacı çözüm
   Anastasiadis’e, müzakere sürecini oyaladığı yönünde Rum iç cephesinden aldığı eleştiriler de soruldu. Gazete Anastasiadis’in sinirlendiğine vurgu yaparak sözlerini şöyle aktardı:
   “Hayatım ve siyasi yaşamım, çözüm bulunması için kolektif ve metotlu çalışmaktaki kararlılığımı gösterir. Görevi devralmamızda karşılaştığımız öncelikli şey, Kıbrıs sorununun çözüm prosedürüne baskılara karşı zayıf olmadan girebilecek durumda olmam için ekonominin istikrara kavuşturulmasıydı. 
   Troyka’nın ilk gözden geçirmesinin ardından, memorandum programını uygulamayı tutarlılıkla uygulamakla doğru bir noktada olduğumuza kanaat getirince derhal müzakereci atadım. 
   Müzakereciyi, Türkiye ile direkt temasımız olsun diye atadım. Hem Kıbrıslı Rumların diyaloğa ve Türkiye’ye güvenlerini tesis edebilmek, hem de iki toplum arasında işbirliği şartlarını oluşturup işbirliğinden çıkacak menfaatlerin görülebilmesi için bazı önemli güven yaratıcı önlemler istedik. 
   AB’nin daha aktif katılımını istedim ve Sayın Eroğlu’nun açıklamaları nedeniyle, artık içerisinde hareket edeceğimiz bir çerçeve olmasını istedik. Aynı zamanda dış politikamızı yeniden yönlendirerek ilk kez Amerikan unsurunun bu çabada rol oynamak isteği yeniden görünür oldu. Müdahale ederek durumu etkileyebilecek olanın Amerika olduğu dikkate alındığında, bununla birlikte İsrail ile ilişkilerimizin güçlenmesi unsuru da göz önünde tutulduğunda, izlediğimiz politikanın doğru olduğunu düşünüyorum. 
   Yahudi Lobisi vasıtasıyla önemli karar merkezlerine ulaşılabileceği ve bazı devletlerin politikalarının etkilenebileceği iyi biliniyor.”

Tek devlet, tek hedef
   Rum lideri,  “Kıbrıs sorununun derinine girmekten korkuyor musunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
    “Birileri Eroğlu’nun tezlerini, yani aslında sadece dış ilişkilerde ve diğer bazı ilişkilerde işbirliği yapacak iki devleti kabul edebileceğimizi düşünüyorsa, üzgünüm. İsteğim her zaman ülkenin yeniden birleşmesi ve iki bölgeli, iki toplumlu federasyon parametreleri aracılığıyla tek devlet şartlarını yaratmaktı. Kıbrıslı Rumların endişelerini göz ardı etmeden ne mümkünse yapıyorum. Her iki toplumca kabul edilecek bir çözüm önerisi sunmak istiyorum.”
   Rum iç cephesindeki, bir dönem daha başkanlık yapabilmek için müzakereleri oyaladığı söylemlerininin anımsatılması üzerine Anastasiadis şunları kaydetti:
   “Görev sürem dolmadan veya mümkün olan en kısa sürede çözümü başarmak için bütün gücümle sistemli çalışıyorum. Bu benim ömrümün rüyasıydı, bugünkü vizyonumdur ve hiç durmayacak çabamdır. İstediğim tek şey, arzu edilene götürecek şartların bir gün içerisinde yaratılamayacağı konusunda anlayıştır. Erteleme eğilimini seçenlerin veya bir noktada karabasana dönüşebilecek belirsiz beklenti veya vizyonlarla mümkün olanın hilafına mümkün olmayanı isteyenlerin en kötü düşmanının zaman olduğunu da yadsımıyorum. ” 

Rusya müdahale etmek istemiyor
  Anastasiadis, ABD  ve Rusya ile ilişkiler konusunda ise şunları söyledi:
  Amerika’nın, hidrokarbonlar veya kendi çıkarları için bizi stratejik ortak görmesi beni çok az ilgilendiriyor. Esas olan, ABD ile stratejik ilişkimizi nasıl kendi çıkarlarımıza hizmet edecek şekilde değerlendireceğimizi görmemizdir.
   Türkiye’deki seçim süreci, ABD’nin müdahalesine olanak tanımıyor. Sayın Erdoğan’ın, seçim propagandası döneminde, seçildikten sonra alabileceği kararları adayken almasını bekleyemezsiniz. Dolayısıyla bundan sonra Amerikan unsurunun, AB’nin ve diğer bazı dost ülkelerin nasıl hareket edeceğini ve değerlendireceğini göreceğiz.
   Rusya da stratejik dostlarımızdandır ancak Kıbrıs sorununa, Türkiye’ye müdahale anlamında karışmak istemiyor. Bunu Rusya’yı eleştirmek için söylemiyorum, aksine, bu büyük ülkenin Türkiye ile olan özel ve büyük çıkarlarına anlayış gösteriyorum.”

Türk şirketleriyle görüşme
   Anastasiadis “Türkiye’nin bazı müzakere başlıklarını açmayacak mıyız?” sorusuna şu yanıtı verdi:
   “Bakınız, AB’nin bazı güçlü devletleri, tam üyelik yerine Türkiye-Avrupa imtiyazlı ortaklıkla ilgili tutumlarını değiştirdi, Türkiye açısından da Avrupa şu anda bir öncelik değil. Türkiye’nin şu andaki önceliği sanayi kalkınması dolayısıyla ülkenin enerji ihtiyacıdır. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin enerji ihtiyacı önemli ölçüde artacak. Ya kendisine ait MEB’indeki hidrokarbonlarla Kıbrıs veya İsrail çok yakında Türkiye’nin enerji kaynağı ve sağlayıcısı olacak. Bu düşük maliyet anlamına gelir. Aynı zamanda, boru hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi konusudur da. 
   Dolayısıyla, öncelikleri bunlardır ve bu yönden söylemek zorundayım ki Türk şirketleri bu konuda nabzımızı yokladı. 
   Kendilerine, Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyarsanız, Kıbrıs’ın sahip olduğu enerjinin gelecekteki alıcılarından biri de neden siz olmayasınız cevabını verdik. Dolayısıyla, şu anda doğal gaz Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türkiye ve Kıbrıslı Türkler için en önemli teşviktir. Çünkü tabii (doğalgazın) bir kısmı Kıbrıslı Türklere düşer, bu paylarından, Kıbrıs sorunu çözülürse, çözümden sonra faydalanabilirler ve nihayet uzlaşıldığı gibi federasyon temelinde bir devlet kurarız ve herkesin ortak devleti olur. Doğal zenginlik de elbette devlete ait olacak, oluşturucu eyaletlerin de –her zaman nüfus oranlarına göre- kendi payları olacak.”

Güncelleme Tarihi: 25 Ağustos 2014, 10:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner582

banner471

banner581

banner473