banner564

Onlar da rahatsız

Yıllardır kamuoyunun gündeminde olan müşavirler Diyalog’a konuştu

Onlar da rahatsız
banner598
Teoman TURAN
  Yıllardır kamuoyunun gündeminde olan müşavirler, yaşanan sıkıntıların tamamen sistemden kaynaklandığını belirterek, bunun düzelmesi için siyasi cesaretin şart olduğunu belirtti.
Diyalog TV’nin Lefkoşa Merit Hotel’de gerçekleşen canlı yayınına katılan 11 Müşavir, devleti yılda 20 milyon TL zarara uğratan bu uygulamanın 'sistemden' kaynaklandığı noktasında birleşti.
Kuzey Kıbrıs’ta bir ilke atılan programın moderatörlüğünü Diyalog Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Reşat Akar ile Diyalog TV Haber Müdürü Aytuğ Türkkan yaptı. 
  Diyalog TV’den canlı yayınlanan ve yaklaşık dört saat devam eden programa; Merkezi İhale Komisyonu Eski Başkanı Rauf Ersenal, Dışişleri Bakanlığı Eski Kalem Müdürü Hüseyin Özel, Eğitim Bakanlığı Eski Kalem Müdürü Savaş Uğurlu, Karayolları Dairesi Eski Müdürü Hasan Nihat Erduran, Tarım Bakanlığı eski müdürlerinden Ali Göksu, Ulaştırma Bakanlığı eski müdürlerinden Halil Sakallı, Başbakanlık eski Basın Yayın Müdürü Sedat Kılıç, Sanayi-Ticaret Dairesi Eski Müdürü Baki Aygün, Girne Eski Kaymakamı Mehmet Envergil, Devlet Üretme Çiftlikleri Eski Müdürü Mehmet Altan, Orman Dairesi Eski Müdürü Cemil Karzaoğlu katıldı.
Diyalog TV’nin özel programına konuk olan müşavirlerin konuşmalarını özet halinde aktarıyoruz.

Rauf Ersenal: Malta örnek alınabilir
Kutluyorum sizleri. Hiç böylesine program yapılmadı. Tek ağızdan müşavirler hedef alındı ama bizlerin kimse görüşüne başvurmadı. Okullar ilk açıldığında öğretmenlerin sorduğu klişe soru vardır babanız ne iş yapar diye. Küçük oğlum “babam her sabah bizi okula getirir öğlen de alır eve getirir babam şofördür” dedi. 
   O çocuk arkadaşlarına babasının ne iş yaptığını söylerken utandı. Bu da müşavirlerin neler yaşadığının bir özetidir. Bu külfeti ailemizle birlikte yaşayan insanlarız. Tek derdimiz maaş alalım değil aslında. Hiçbir arkadaşımız mutlu değildir.  Bu sorunlar müşavir kaynaklı değildir. Müşavirlerin yapabileceği iki şey var: Yarın gelip emekliliklerini vermek ve bu sorun kalkar. Bitecek mi bu sorun. Ertesi gün katlana katlana gider.  İkinci olarak bize görev verilmeli. Bunun dışında bizlerin yapabileceği bir şey yok. Bu sistemi yaratan kişiler yönetenler iki satır yazar falan yerde göreve başlayacaksınız. Müdürlük istemiyoruz. Yer göstereceksiniz. Bir masa sandalye vereceksiniz.
   2000 yılında yüksek lisans eğitimi alırken Malta’yı tez konusu olarak incelemiştim. Adamlar güzel bir sistem yaratmışlar. Malta’da iki parti var mecliste milletvekili sayısı 50. Bakanlıkların sayısı  10 tane. İktidara gelen 26 sandalyeli partinin bir başbakanı 10 bakanı atanıyor. Müsteşar da milletvekili olarak bakanının yanında yer alıyor. Sistemin içine giriyor milletvekili. Dışarıdan atama yok siyasi müsteşar atanıyor. Müdürler yerinde iki milletvekili. Gerekçelerinde bakan çok yoğun bir insandır. En azından mecliste bakanın sözcüsü olsun icraatı yerinden takip eden müsteşarı milletvekili olmalı. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur.

Hüseyin Özel: Bu sistemin bitmesi gerekiyor
“Şu anda müşavirim. Emekliliğime iki yıl kaldı. Tartışılması gereken bir konu var. Bizde 60 yaşında insanlar emekli oluyor. En verimli olan dönem 55-65 yaş dönemi olduğuna inanıyorum. Bizde 60 yaşında insanları eve gönderiyorlar. Müşavir olduğu gün hayatım bitti mi diye düşündüm. 
Tabi millet müşavirlere kör yiyici olarak bakıyor. Kendi arkadaşlarımız bile öyle bakıyor. Bizim müşavir olarak isteğimiz yok. Kimse beni müdür yap diyerek hiçbir siyasinin arkasından koşmuyor. Bu sistemin bitmesi gerekir. 2004 Annan referandumundan sonra AB ülkelerinden biri olan  İngiltere o dönemde büyük bir sempati vardı kamu reformu için bir miktar para ayırdı  ve orada bir şirket raporunu çıkardı. Ben İngiltere’de görevliyken o dönemde rapor sonuçlandı. O dönemde İrsen Küçük bey muhalefette olmasına rağmen kendisine tercüme ettim. O yasa finale uğradı mecliste tartışıldı müşavirlik sistemi yani üçlü kararname sisteminin daraltılmasıydı. Bakan gelir genellikle meclise gitmez, bakan adına iki milletvekili siyasi müsteşar olarak atanır. 
Onların hiçbir yetkisi yoktur. Esas müsteşar daireyi yönetir. Bir de özel kalem müdürü olur. Bizde de öyle olacaktı. Son CTP-DP döneminde tartışıldı. UBP-DP döneminde de hala yasa mecliste duruyor. O yasa geçerse kapsam çok daralacak. Dışarıdan gelen üçlü kararnameyle kamudan gelmişse eski maaşına dönecek. Dışarıdan gelirse tazminat alacak . Ve müşavirlik müessesi  ortadan kalkacaktır.  Sayın Denktaş bu konular gündeme geldiğinde gerekirse müşavirlik yaratacağız demişti. Bu sorunun ortadan kalkacağına inanmıyorum. Orada gerek İrsen beyin döneminde daha önce Mehmet Ali beyin döneminde hazırlanmış bir yasa var. Bu sonlandırılmalıdır. Bütçemize bir külfet getiriyor.  Pek umudum yok.  Almaya da devam edecekler.  Son zamanlarda millette şöyle bir olgu oluştu. Siyasiler bir şey yapamaz diye. Bu sorunları çözecek olan siyasilerdir.” 


Savaş Uğurlu: Görev istedim, beni aramadılar
“Kendimi çok özel hissediyorum. Ben dört değişik partiden görev yaptım. Biz müşavirler  her türlü şartta çalışabiliriz diye söylüyorum bunu.  Sayın Arabacıoğlu tarafından görevden alınma şöyle oldu: 
‘Savaş hocam görevini dört dörtlük yapıyorsun. Gel benim danışmanım ol. Yalnız ben Fatoşçuğa söz verdim. Fatoşçuk görev yapmak zorunda. Sayın Serdar Denktaş da bana Özel Kalemimi değiştirebileceğimi söyledi. O yüzden seni görevden alıyorum’ dedi. Teşekkür ettim ve benim böyle bir talebim olmadığını kendisine ilettim. 
Fatoşcuğun kim olduğunu söyleyeyim; kızkardeşinin kızı. Ben yanımda güvenebileceğim insan istiyorum dedi. Kendisine suç mu işledik? Son günlerde  Diyalog TV’nin başlattığı sosyal medyada çok işlendi bu konu. Birçoğunu tanıdığım  doktorası hatta daha üst düzeyde eğitimi olan insanlar öyle bir şeye çektiler ki konuyu, karşılarına çıkmayın kesinlikle beni idam edecekler. Sanki sistemin suçlusu müşavirler .. Ben Başbakandan görev istedim. Beni aramadılar. 

Hasan Nihat Erduran: İşin içinde siyaset yok
“Bizim işimiz teknik bir konu. Ben konunun siyasetle ilgili olmadığını iddia ediyorum. Makine Yüksek Mühendisi ve işletmeciyim. Bu arada işin ucunda siyaset var mı yok mu?
Siyaset herkesin kafasında vardır. Görevdeyken siyasetin önemi yoktur. 2005’te de aday oldum parti muhalefetteyken aday oldum. Seçimi kaybettiğimizde görevimize devam ettim. 2010 yılından beri ileride başıma geleceklerini bildiğim için kendimi hazırlamaya başladım.  Master planında çalıştık. DP-CTP döneminde müdür oldum. UBP geldi CTP ile koalisyonda da görev yaptım. Daha sonra beni atayan DP ve UBP tarafından görevden alındım. İşin içinde siyaset yoktur. Bu tamamen bakanın bir inisiyatif kullanmasıdır. Ben kaybettim. Moralim bozuldu. Benim dönemimde yaptığım işlerin takibindeyim.  Daireye de giderim. İmtina etmem. Bunun karşılığını vermek isterim. Benim suçum ne diye soruyorum. 

Ali Göksu: Müşavir olduğumu söylemeye utanıyorum
KKTC’de müşavir olmak çok zor. Ben müşavir olduğumu söylemeye utanmıyorum.  Ben kendim değil, bizi bu duruma düşürenlerin utanması gerekir. Müşavirin her birinin farklı hikayesi vardır. Genellikle UBP’nin, DP’nin müşaviri olarak adlandırılır. En acısı UBP atıyorsa yeni bir iktidar geldiğinde farklı bir parti tarafından görevden alınıyor. 
Ama acı olan nedir? Sizi sizin atadığınız parti alırsa ve başarılı iyi bir hizmet görev yaparken alırsa acıdır. Beni UBP atadı ve bakanların değişimi süresinde alındım. Görev süresince 3 bakan iki başbakan iki cumhurbaşkanı ile çalıştım. KKTC’de insan kaynakları kısıtlı. Deneyimli eleman ülkeye katkı yapabilecek insan sayısı az. Herkesi müdür müsteşar yapabilirsin. Ama o koltuğu dolduramayabilir. Eğer anlaşabileceğim bir ekip varsa ve uygun görev verilirse kabul ederim. Kimseye kırgınlığım yok. Müşavir olan insan görevden almayı da günü geldiğinde kabullenecektir. 

Halil Sakallı: E-devlet hayata geçmeli
En geç müşavirlerden birisi de benim herhalde. 22 aylık görev sürem var.  İki hükümet iki başbakan iki cumhurbaşkanı üç bakan gördüm. Bütün siyasi başarısızlıklar, ülkeyi belli bir noktaya getirirken hep birileri suçlanarak getiriliyor. Çözüm önerileri ortaya konmuyor. Müşavirler bu problemin tarafı değil, mağdur olan tarafıdır. Çünkü buraya gelip de konuşabilmek müşavirlerin gözünden halka anlatmak çok önemli. 
Ülkenin kaynakları yani beyin kaynağının doğru kullanılmadığını söylüyorum.  E-devlet projesi hayata geçmediği için şu anda beş bin memur çalıştırılıyor. Buraya ne kadar para harcanıyor ? Yeni yeni müşavirler yaratılıyor bunlara ne kadar para harcanıyor bunlar soruluyor mu?

Cemil Kazraoğlu: Mesleğime aşığım
Bir yıl dolmadan bakan değişmesiyle görevden alındım. Yeni göreve gelen bakan da bilgi ve deneyimlerimden yararlanmak için beni göreve davet etti . Kendisi ile görüştüm. Yazıyı gösterdim. Zaten bilgi ve deneyimim olsaydı beni müdürlükte bırakırsınız derdiniz dedim. Bunu yazan muhterem pişman olmuştur. 
10 ay evde oturdum. Resmen çivili tahta üstünde oturdum. Şu anda 45 yaşındayım. 30 yıllık meslek hayatımın üçte ikisini doğa bilimiyle çalıştım. Uzman aranıyorsa orman konusunda uzman benim.
Adanın yüzde 20’sini kapsayan orman sahasında gezmediğim yer kalmadı. Çocuğumu okulda unuttuğum günler oldu. Görevden alındıktan sonra ormana gitmeye cesaret edemiyorum. Bu görevleri yerine getirirken bu mesleği severek yaptım. Bir gün müdür olacağım mantığıyla görev yaptım. Siyasilerin karşısında lastik gibi olmadım. 
Meslek ahlakı diye bir şey var.  Benim mesleğimi yapan bir öğretmen. Onun davetine bile gitmiyorum. Meslek bizi eşimizden ve çocuğumuzdan kıymetlidir. Biz görev bekliyoruz. UBP-CTP döneminde müdür oldum. Son hükümet döneminde görevden alındım. Mesleğime aşığım. 60 yaşıma 15 yıl daha var. Çalışacağım.  Göreve hazırım. 

Sedat Kılıç: 
Görev bitmezdi. Özkan beyle sabah 8’de herkes görevinin başında olurdu. Bir başbakan sabah 7.30’da işe geliyorsa siz sonra geliyorsanız hem ona hem kendinize verdiğiniz değerdir. 22 yıllık öğretmenliğim vardı. Bir ara milletvekili adayı da olduk. Sonra müşavirlik talebim de olmadı. 4 yıl bir sendikada çalıştım. O makamı üstümüzde taşıdığım için uygun görüldüm. 
Bu yasayı yapanlar içimizden çıkanlardır. CTP-UBP döneminde meclise de sevkedildi. Ama bu yasa geçmedi. Baskılar neticesinde parlamentoda gündeme getirildi. Şu anda çoğunluğu elinde bulunduran partiler adım atmıyor. Bu işin basına yansıması eğitim Bakanlığına verdiğim bir dilekçe ile yansıdı. Öğretmen atamaları bittikten sonra boş bir yer varsa Mağusa veya İskele olmak üzere part-time çalışmak istedim. Ücret talep de etmedim. Neden İskele ve Mağusa? Çünkü yolluk istemedim. Yük getirmeyecek şekilde talepte bulundum. Şu anda üyesi bulunduğum sendikalar benim dilekçemle Eğitim Bakanlığı’na gittiler, müşavirlik kurumundan gönüllü olarak görev talep ettiğimi söylediler. Aylar geçti hiçbir cevap yok. 

Baki Aygün: Müşavirleri savunan yok
Kamu görevine 1994 yılında Cumhuriyet Meclisinde raportör olarak başladım.  O dönemde CTP ilk kez iktidar geldi. O dönemde kendine yakın memur olmadığı için o koşullar esnekleştirildi. Zaman içerisinde üst kademe atamalarda esnetilince her siyasal parti içerisindeki o partiye yakın memurların baskıları oldu o makama atanmak için.  
Birinci atanmam Ticaret Dairesi idi.  Bir restleşmenin sonucunda görevden alındım. 2009 seçimlerinde aday oldum.  O dönemde meclisten görev talep ettim. Fakat o dönemde görev veren olmadı. Sanayi Dairesi Müdürlüğü görevim 6 ay sürdü. Görevden bir sendika başkanının kızının sekreterinin farklı bir dairede görevlendirilmesi ve inadına geri dönüşü sol görüşlü bir sendika başkanının arkasında sağ görüşlü parti başkanı bizden daha sağlam durdu. Ayrıldığım gün üç müdürlük teklif edildi.  Bir tanesi tiyatrolardı. Bir tanesi trafik dairesi müdürlüğü idi. Bunlar alanım olmadığı için kabul etmedim.  Sistemi tartışmak lazım.  Müşavirleri kimse savunmuyor, sendikaları da yok.

Mehmet Envergil: Kan davasına dönüştü
1987 yılında kamu görevine başladım. İnşaat mühendisiyim. Askerlikten sonra o zaman İskan Dairesi’ne geçici personel alınıyordu. Geçici olarak alındım. Sadece Şehir Planlama Dairesi’ne 4 kişi alındık. ODTÜ ve İTÜ mezunu olarak işe başladık. 
8 yıl geçici çalıştım. Bu ülkede adaletsizlik var. Mahkemelerden bahsetmiyorum. Vatandaşlar arasında adaletsizlik var. Göçün sebebi de budur. Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yaptığı sınavlar tamamen partizanlık. 1995 yılında kadrolandım. 2004 yılında Girne Kaymakamlığı’nda görevlendirildim. 10 yıl kadar görev yaptım. 10 yılık bir mühendislikten sonra Kaymakam oldum. 
Bizim insanlarımız yasalardan kaçıyor. Devlete güven yok. Devleti yüceltmek dağlara bayraklar yapmak değil, adaleti sağlamakla olur.  Sistemin incelenmesi lazım. Yol bozuksa düzgün gitmek için zigzag yapılmalı.
Genelleme yapılmamalı. Bir öğretmen bir şey yaparsa hemen genelleme yapılıyor. Tüm Rumlar, tüm Hataylılar Türkiyeliler diye genelleme yapmak yanlış.
Her iktidar kendi adamlarıyla çalışmak ister.  15 yıl sendikacılık  yaptım. Otomatik terfi diye bir şey vardı. Başarılı başarısız bakılmazdı. Dünyada 40 sene çalışacak ve sınav açmayacak ve 3.  dereceden emekli yapılacak. Bunlar yanlış.
Bu kan davasına dönüştü. UBP-CTP hükümeti kuruldu.  Güzel şeyleri de konuşmak lazım. İlk kez denendi. Çok umutlandım. Birçok reform yapıldı. İlk defa müşavir yaratılmadı.  Kamu reformu geçirilmedi. Bu fırsat kaçırıldı.  Dürüst Tarım Bakanlığındaydı, Eğitim ve şimdi de Ulaştırma Bakanlığı’na geldi. Ama uzman birisi layık olduğu göreve getirilmedi.
    
Mehmet Altan: Devleti bürokratlar idare ediyor
30 yıllık kamu hizmetim var. 2. sınıf mühendis olarak göreve başladım 1. Sınıf başmühendis ve müdür oldum. Müdürlüğüm yanında Tarımsal  Denetleme Kurulu Başkanlığı ve çeşitli görevlerde bulundum.  
Sene 1975 hükümet kuruluyor o zaman KTFD’de ilk bürokratlar atanıyor ve bu sistem 1995 yıllarına kadar müşavir kelimesini duymadık. Kamu hizmetinde çalışan bürokratta  dört nitelik olması lazım. Siyasiler değildir devleti idare eden, bürokratlardır. Yasaları çok iyi bilecek. Çok iyi teknik konuda alt yapısı olması lazım. İdareci yönü olmalı. Yaş çok önemli, yaşı kemale ermesi lazım ki altındaki kademeler ona büyük gözüyle bakabilsin. Müdür yapılmayan insanlar erken emekli oldular. 50 yaşın da üzerinde devlet dairelerinde memur yok. 
1995’ten sonra ne oldu: iktidarın bir tanesi üniversite mezunu olmayanların müdür olmasını sağladı. Ondan sonra gelenler de devam ettirdiler. Müdür olursunuz ama altınızda çalışacak memurunuz yok.  Bizim devlete yükümüz yok. 
Benim şu anda 30 yıllık hizmetim var. Şu anda maaşım 7 bin 7 00 TL. Benim brüt maaşım 10 bin TL. Yasalar diyor ki Mehmet Altan maaşının yüzde 60’ını alırsın emekli olunca. Ben imzayı atsam şu anda  kesinlikle 60 yaşına kadar atmam benim alacağım para 6 bin 200 TL. Benim devlete yükümlülüğüm bin TL değil. Ben devlete para veriyorum. Çünkü yasalar diyor ki, her çalıştığın seneye karşılık devlet sana bir de ikramiye verir. İki sene de askerlik 32 sene, 10 bin TL ile çarptığınızda 320 bin TL alıyorum.  Bu parayı bir devlet bankasına yatırsam  bana 2,5 bin TL asgari faiz verir. 6 bin TL de maaşım 8 bin 500 TL olur. Müşavir olduğum için devlete yükümlülüğüm yok. Neden emekli olmuyorsun diye soruyorlar. 
Devlet bana burs verdi. Fakir devlet bana bir imkan sağladı. Bana verilecek her görevi kabul etmem. Ben bu tecrübe ve mesleğim ışığında alabileceğim görevi kabul ederim.  
Bu devletin bana verdilerini geri vermek zorundayım.
Hiçbirimiz suçlanmamalı. 35 yaşında bir kişi müdür yapılmamalı. O dairede en az onun birikiminde 45-50 yaşında biri varsa onun altında çalışmaz.  Bu sistemi siyasilerimiz yarattı.  Ben 5  bakanla 4 de başbakanla çalıştım. Siyasi görüş farklılığından dolayı görevden alındım.”

Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2017, 13:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner608

banner473