Herkese örnek oldu 

Genç ve başarılı veterinerlerimizden Kerem Güneşer, sokak hayvanlarına gönüllü hizmet veriyor ve herkesten duyarlılık bekliyor

Herkese örnek oldu 

Genç Vizyon
Cemre AKAR

Ülkemizin genç ve başarılı veteriner hekimlerinden, Patikent Kliniği sahibi Kerem Güneşer, sokak hayvanlarına yönelik gönüllü hizmetleriyle herkesin takdirini topluyor.

Genç Vizyon’a konuk olan Güneşer, sokak hayvanları için gönüllü hizmet veren insan sayısının artmasıyla sorunların azalacağına dikkat çekti.  

Soru: Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?
Yanıt:1986 Lefkoşa doğumluyum. İlkokul ortaokul ve lise eğitimim Lefkoşa’da tamamlamış olup, 2003 yılında On Dokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesini kazandım. 2003-2008 yılları arasında eğitim gördüğüm üniversiteyi 2008 yılında birincilik derecesi ile bitirdim. 2009 yılında askerlik görevimi yapmış olup 2010 yılında mesleğe atıldım. Evli ve bir çocuk babasıyım.

   Soru: Kısa bir süre hizmete koyduğunuz Patikent’i anlatabilir misiniz?
   Yanıt: Patikent Veteriner Kliniği 2019 yılının ilk gününde kapılarını hizmete açtı. 
Kliniğimiz haftanın 6 günü tam zamanlı hizmet veriyor. Pazar günleri ise acil durumlar oluşması halinde yine hasta sahiplerimize on call şeklinde yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kliniğimizde her türlü hizmet veriliyor olup traş, banyo, pansiyon, hospitalize ve konaklama gibi yan hizmetlerin verildiği ayrı ayrı bölümlerimiz bulunmaktadır. Amacımız evimizin vazgeçilmez bir parçası haline gelen dostlarımıza yardımcı olmak ve onların refah seviyelerini üst düzeye çıkarmaktır.

Halkın ilgisi artıyor

   Soru: Ülkemizde genel olarak hayvanlara duyulan ilgiyi nasıl buluyorsunuz?
   Yanıt: Ülkemizde evcil hayvanlara olan ilgi ve farkındalık her geçen gün artmaktadır. Bu tabii ki sevindirici bir durumdur. Bir ülkede ki medeniyet ve gelişmişlik seviyesi hayvan sevgisi ile oldukça yakından ilgilidir. Hayvanları seven, onlara değer veren, onların da bu dünyada bir yerlerinin olduğunu bilen nesillerin yetişmesi insanlık için çok önemlidir. Gelişmiş Batı ülkeleri bu konuda bize göre çok daha iyi seviyelerde olup, ülkemizde son 10-15 yıl içinde gözle görülür bir olumlu gelişme yaşanmaktadır. Fakat daha almamız gereken çok yol vardır. Eksiklerimiz ve düzeltmemiz gereken noktalar oldukça fazladır. Gelişmiş ülkelerde köpek ve kedi bakımı ile alakalı olarak insanlar daha bilinçli olup bizim ülkemizde bu bilinç daha yeni yeni oluşmaktadır. Tabii ki insanların hayvanlarına verdiği değerin her geçen gün artması ile birlikte beklenti ihtiyaçlarda aynı oranda artış göstermektedir. İnsanlar hayvanları ile rahat yürüyüş yapabilecekleri, oyun oynayıp zaman geçirebilecekleri alanlar aramaktadır. Ama ben yaşanan gelişmelere bakarak kısa bir sürede bu sorunların aşılacağına ve daha bilinçli, daha duyarlı ve hayvan refahına yakışır bir şekilde bir yeni popülasyonun oluşacağına inanıyorum.

Soru: İlgili devlet kurumları ve belediyeler sokak hayvanları için gerekli özeni ve ilgiyi gösteriyor mu?

Yanıt: 2014 yılında çıkan hayvan refahı yasası ile tüm belediyelerin bünyesinde hayvan barınaklarının bulunması zorunludur. Fakat bu gerçekleşti mi diye sorarsanız maalesef gerçekleşmedi. Bazı belediyeler bu konuya gerekli özeni gösterirken bazıları ise sadece göstermelik olarak bir şeyler yaptılar. Belediyelerin sahip oldukları barınakların bazılarının hali içler acısı durumdadır. Sokak hayvanlarının sayısının fazla oluşu, terkedilen hayvanların barınaklara bırakılması nedeniyle kapasitelerinin çok çok üzerinde bu barındırılmaktadırlar. Barınakların bakım ve temizlik şartları yeterli seviyede değildir. Buralarda bulunan köpekler aşıları tam olarak yapılamamaktadır. Geçen yıl bu zamanlar ortaya çıkan gençlik hastalığı salgınında bunun bedelini çok fazla can kaybederek ve hastalığın tüm ülkeye kısa zamanda yayılması ile ödedik. Bugün halen daha o salgının etkileri devam etmektedir. 

Bence belediyelerin ve ilgili kamu kurumlarının bu konuya daha fazla maddi olanak ayırması gerekmektedir. Ama sadece maddi olarak bu sorunlar aşılamaz. Uzun vadeli çözüm politikaları oluşturulmalı ve bunlar uygulamaya koyulmalıdır. Gerekli maddi olanaklar bu politikalar ile belirlenmelidir. Aksi takdirde kısa vadeli kaynak ayırımları ile bu konuların çözülmesi mümkün olmayacaktır. Zaten şu anda yaşadığımız tamda budur. Yani 100-150 tane sokak köpeğinin kısırlaştırılması veya o anda barınakta bulunan köpeklerin sadece aşılanması ile bu sorunlara köklü çözümler üretebilmemiz mümkün değildir.

Soru: Sizin sokak hayvanlarına sahip çıktığınızı biliyoruz. Sizin gibi yeterince gönüllü kişi veya dernek var mı?

   Yanıt: Sokak hayvanları ve onların içinde bulunduğu durum maalesef hepimizin utancı olmalıdır. Bu konuda hepimiz elimizden geleni yapmalı ve sorumluluk almaktan kaçmamalıyız. Ben bir hekim olarak elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Diğer tüm meslektaşlarımda bu konuda oldukça hassas olup, herkes kendince elinden geleni yapmaktadır.
Bu konu ile ilgili ülkemizde ciddi anlamda uğraş veren ve gerçekten ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışan dernekler vardır. Bu derneklerde uğraş veren arkadaşlarımız tamamen gönüllülük esasına dayanarak çalışmakta ve kendi hayatlarından, zamanlarından, işlerinden taviz vererek yardımcı olamaya çalışmaktadırlar. Fakat çok ciddi anlamda maddi sorunlar ile boğuşmak zorunda kalıyorlar. Bunun dışında bu hayvanları barındırabilecekleri alanlara ihtiyaçları vardır. Yaralı hayvanları kliniklere taşıyabilecek araçlara, hasta veya operasyon geçiren hayvanlara bakabilecekleri barınaklara, daha duyarlı ve gönüllü çalışabilecek kendilerine yardımcı olabilecek gönüllülere ihtiyaç duymaktadırlar.
Maddi ve manevi bu kadar zorluklar ile uğraşmalarına rağmen bu derneklerin bugün sokak hayvanlarının yaralarını sarabilmeleri mümkün değildir. 

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER