Anastasiadis’in ‘B’ planı

Rum lideri “Kıbrıslı Türklerin endişelerini kabul ederek, Kıbrıs Helenizmi’ni güvenceye alacak girişimlerden söz etti

Anastasiadis’in ‘B’ planı

 Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorununda ilk kez B planından söz etti, ancak bu konuda detay vermedi. 

   Rum lideri “Barış şartları yaratacak, Kıbrıs Helenizm’ini ve devletin işlevselliğini güvenceye alacak B planının ne olacağını görmemiz için siyasi güçlerle samimi bir istişare olmalı” dedi.
   Anastasiadis, Fileleftheros’a verdiği özel röportajda, Kıbrıs sorununda bütün olanakların tükenmesi halinde ne yapacağı, yeni bir başarısızlık durumunda başka bir yol olup olmadığı sorulduğunu şöyle yanıtladı:
    “Barış şartları yaratacak, -Kıbrıslı Türklerin endişelerini kabul ederek veya göğüsleyerek- Kıbrıs Helenizm’ini ve devletin işlevselliğini güvenceye alacak B planının ne olacağını görmemiz için siyasi güçlerle samimi bir istişare olmalı. Ancak şu anda bu mevcut değil.”

Üçlü ilişkiler

   Anastasiadis, Güney Kıbrıs-Yunanistan-Mısır üçlü enerji işbirliğine İtalya’nın da katılacağını, oluşumun 4’lü hale geleceğini açıkladı. Bu oluşumun İsrail’le de genişleyeceğini vurgulayan Anastasiadis, Rum-Yunan-İtalya-İsrail enerji bakanlarının ikinci toplantısının Aralık ayında Rum tarafında gerçekleştirileceğini, toplantıda Avrupa Konseyi’nin de temsil edileceğini söyledi.  
   Anastasiadis, enerji işbirliğine Bulgaristan’ın da katılma arzusunda olduğunu ancak en az dört ülkeyle işbirliğinin istikrara kavuştuğunu görmek istediklerini belirterek, “Sonrasında, neden diğer ülkelerle de genişlemesin ki” dedi. 
   Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon araştırmalarından endişe duyup duymadığı sorulduğunda Doğu Akdeniz’deki bazı eylemlerinin gözden kaçmadığını söyleyen Anastasiadis, “Ancak bekledikleri sonuçları alamayacaklarına inanıyorum” dedi. Rum tarafının, yukarıda sıraladığı işbirlikleri ile enerji alanındaki projelerini güvenceye aldığını ve normal şekilde gerçekleştirdiklerine işaret etti.

Konferans için iyi hazırlık

   Kıbrıs sorununda, toplumla arası diyaloğun hemen başlayabileceğini söyleyen Anastasiadis, “Cenevre ve Crans - Montana deneyimlerinin gösterdiği ve TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Yunan dengi Nikos Kocias’ın uzlaştığı üzere Kıbrıs’la ilgili bir konferans için iyi bir ön hazırlık gerektiğini”, bu yönde her türlü çabayı harcadığını söyledi.
   Anastasiadis’e Kıbrıs sorununda bütün olanakların tükenmesi halinde ne yapacağı, yeni bir başarısızlık durumunda başka bir yol olup olmadığı da soruldu. Anastasiadis, “Barış şartları yaratacak -Kıbrıslı Türklerin endişelerini kabul ederek veya göğüsleyerek- Kıbrıs Helenizm’ini ve devletin işlevselliğini güvenceye alacak B planının ne olacağını görmemiz için siyasi güçlerle samimi bir istişare olmalı. Böyle bir ihtiyaç hasıl olursa  bütün olgular, uluslararası sahne, uluslar arası unsurlar samimiyetle analiz edilmeli. Ancak şu anda bu mevcut değil” dedi.
   “Kıbrıslı Türklerin endişelerini de tanıyarak veya göğüsleyerek Kıbrıs Helenizm’ini güvenceye bir B planı ile ilgili düşüncesi olup olmadığı sorulduğunda Anastasiadis, “Sayın Eroğlu ile de Sayın Akıncı ile de diyaloğum olan son beş yıllık deneyimimden sonra, ne kadarı mümkün veya ne kadarı imkansız veya gerçek bir barışı gündeme getirebilecek unsurlar ne netleştirdim” dedi.

Gecede 2 saat uyku

   Anastasiadis, bu konuyu biraz daha açması istendiğinde “Hayır. Şu anda çaba, Türk uzlaşmazlığının başarıyla göğüslenmesi üzerine odaklı” dedi; bu düşüncelerini başka biriyle paylaşıp paylaşmadığı sorulduğunda ise şunları söyledi: 
 “Hayır. Bunlar, uyuyamadığım gecelerde ve aldığım bilgiler sayesinde geliştirdiğim düşünceler. Uykum iki saati aşmıyor. Özellikle bu ciddi konularla ne kadar meşgul olduğumu anlayabilirsiniz.”
    Kıbrıs’la ilgili iki beşli konferansa hazırlıksız katılmasını hata görüp görmediği sorulduğunda BM Genel Sekreteri’nin eski Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’yi ön hazırlık olmadan yurtdışına gidilmesinin sakıncaları konusunda uyardığını anlatan Anastasiadis, BM’den davet geldikten sonra kabul etmek zorunda olduğunu çünkü daveti reddetmekle suçlanacağını söyledi.

Eski tezler bağlamaz

   Anastasiadis, Crans - Montana’da ortaya koyduğu tezlerin kendisini bağlayıp bağlamadığı sorulduğunda ise “O kadar da bağlamıyor, Crans - Montana’da da söyledim. Bittiğinde, belgeleri geri çektiğimi söyledim. Bu, önerimi sunduğumda da netti” cevabını verdi.
Anastasiadis gazetenin, “Akıncı ile aranızdaki kimya bozuldu mu? Ankara ile özdeş olması dışında, Crans - Montana’daki tavrı, kendisinden beklenen gibi değildi” sorusuna ise şu cevabı verdi:
    “Sayın Akıncı ile kimyamız, diyaloğun ilk aylarında oluştu. İlerlememiz ve nihayet bu kabul edilemez duruma bir son vermemiz gerektiği ortak görüşünde olduğumuzu söylemem gerek. İlk aylar, önemli başlıklarda ilerleme de gerçekleşen dönemdi. Maalesef daha sonra, artık Türkiye’den onay almadan Kıbrıs sorununu tek başına yöneteme olanağı olmadığını kendisi saptadı. Zorluklar da önceden uzlaşılanlardan caymalar da orada başladı. Aramızdaki diyaloğun başladığı 2015’te tanıdığım Akıncı’dan tamamen yabancı bir tavır sergiledi. Sayın Talat’ın da bir aşamada Sayın Hristofyas’la çatışmaya girdiği izlenimine sahibim.”
   Cumhurbaşkanı Akıncı’yı eşit ortak statüsüne “yükselttiği” yönündeki suçlamalar hatırlatılarak ne cevap verdiği sorulan Anastasiadis, “Eşit ortak görüyorsanız, o zaman Sayın Macron’la, ABD Başkan Yardımcısı ile görüşmeye birlikte gitmemiz, üçlü işbirliği görüşmelerini v.b. birlikte yapmamız gerekirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı muhtar seviyesine indirgendi söylemleri espri açısından iyi ancak gerçekle alakası yok” dedi.

Çözümsüzlük kötü

Müzakerelerin, koptuğu noktadan başlamasının mümkün olup olmadığı sorusuna “bu, yapılması gereken iyi ön hazırlıktan ortaya çıkacak” cevabını veren Anastasiadis, KKTC’deki gelişmeleri nasıl değerlendirdiği sorulduğunda ise şunları söyledi:
“Çıkmaz olduğu ve bu kabul edilemez durum devam ettiği sürece, zaman aleyhimize işler. Çünkü sürekli yeni emrivakiler olur.  Grek altyapı çalışmalarına gerek özel sektörün inkişaf çalışmalarına yatırım yapılması nihayetinde mülkiyet düzenlemeleri açısından olumsuz etkiler yaratır, bozulması zor anlayışları veya yapıları yaratır veya güçlendirir. Türkiye’nin gerek Kıbrıslı Türkler gerek oluşum üzerindeki denetimini artırır.”
Güncelleme Tarihi: 06 Kasım 2017, 11:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER