Hükümet için kritik günler

‘Vicdani Ret’ yasası yarın Meclis’e gidiyor, milletvekilleri içeriğini bilmiyor

Hükümet için kritik günler

 Çiğdem AYDIN 

   Seferberlik çağrısına uymayan Halil Karapaşaoğlu’nun askeri mahkemede yargılanması ve ceza almasının hemen ardından ‘Vicdani Ret’ yasasını yarın Meclis’e sunma kararı alan hükümet için ‘kritik’ bir süreç başlıyor. Koalisyon ortağı 4 parti liderinin onayını alan yasa tasarısının içeriğinden habersiz olan milletvekillerinin nasıl bir tavır alacağı bilinmiyor.
   Diyalog’un görüşlerine başvurduğu HP milletvekili Hasan Topal tasarıyı görmediğini belirtirken “Ütopik duygularla hareket etmem” dedi. UBP milletvekilleri Oğuzhan Hasipoğlu ile Menteş Gündüz ve YDP genel Başkanı Erhan Arıklı hükümetin tutumunu eleştirirken, Tarım bakanı Erkut Şahali “her isteyen reddedemez” dedi. CTP milletvekili Biray Hamzaoğulları “Bilgim yok konuşmak istemiyorum” şeklinde konuşurken, HP milletvekili Gülşah Sanver, güvenliği Türk askerinin sağladığını söyledi. 

Kim, ne dedi?

Soru: Vicdani Ret yasası Pazartesi Meclis’e geliyor. Yasanın içeriğini biliyor musunuz? Bu konuda düşünceniz nedir?

Hasan Topal (HP Milletvekili):  
Pazartesi Meclise getirilmesi planlanan yasa tasarısını biliyorum ama henüz incelemedim. Bu coğrafyanın stratejik durumu önemlidir, kimse Doğu Akdeniz gibi bir bölgede yaşadığımızı unutmasın. Tarih boyunca Kıbrıs adası küresel aktörlerin hedefi olmuştur. Dünyada ilk deniz savaşları Kıbrıs’ta yaşanmıştır ve dünyanın ilk yazılı anlaşması da  “Kadeş Anlaşması” burada olmuştur. Bu coğrafya çok önemli bir coğrafyadır, burada yaşamanın bir bedeli vardır ve güvenlik çok önemlidir. 
Askerlik önemli bir kurumdur ve daha iyi olabilmesi için değişikler yapılabilir. 

Oğuzhan Hasipoğlu (UBP Milletvekili):  
Ben özellikle Cuma günü sordum Meclisin Hukuk bölümüne bu konuda bilgi verenin olmadığını söylediler. Pazartesi günü gündeme getirecekler ve ivediliğini isteyecekler. Dolayısıyla içeriği hakkında hiçbir bilgim yok. Şimdi tabi nasıl bir yasa tasarısı gelecek onu görmek lazım ama genel olarak tabi ki karşıyız böyle bir şeye parti olarak da zaten karşıyız. Bu konuyla ilgili pazartesi sabah 09.00’da bir grup toplantısı yapacağız. Partinin nihai kararını ortaya koymak için bildiğim kadarıyla da zaten bu konuya karşı bir duruşumuz olacak. Yasa tasarısını da görmedim o konuda da bir şey söylemek istemem. “

Menteş Gündüz (UBP Milletvekili): 
İçeriğini tam olarak bilmiyoruz, sır gibi saklıyor ama tahminimce  “vicdani retçiler askerliklerini yapsın, aynı süreçte yapsın ama silah tutmasın” gibi bir takım düşünceleri vardır. Bu konuda benim düşüncem kesinlikle böyle bir şey olmayacağıdır. Bu tamamen softa şaşırtmamacasıdır, şu anda ortada Ciklos varken, ortada Dome Otel varken, ortada CAS varken, ortada yasalar varken ve şu anda Orta Doğuda savaş senaryoları dönmekteyken gündeme bunu taşımak yanlıştır. Evet, tartışılabilir ama zamanı ve yeri olmadığını düşünüyorum. 

Erhan Arıklı (YDP Genel Başkanı): 
Bu bahsedilen yasa tasarısı ile ilgili bilgim yok, henüz bize bilgi verilmedi. Ama Vicdani Ret konusunda partimizin genel duruşu netti. Öncelikle bu konu Anayasaya aykırı mı değil mi ? Başsavcılığa sorulması gerekir. Hükümetin bu konuda savcılığa bir soru sorduğunu ve olumsuz yanıt aldığını biliyoruz ama içeriğini bilmiyoruz. Buna rağmen hükümet kamuoyunda bir kesimi rahatlatmak ve üzerinde oluşan baskıyı hafifletmek için ret edileceğini bile bile Meclise vicdani ret  ile ilgili bir yasa tasarısı getirirse buna elbette tavrımız sert olur. 

Gülşah Sanver Manavoğlu (HP Milletvekili):  
Yasa tasarısı ile ilgili kısmi bilgim var. Bu tasarı Meclise geldiğinde herkesin görmesini incelemesini ve ona göre bir karar vermesini tavsiye ederim. Dünya’da bunun örnekleri vardır zaten. Belli kriterleri vardır ve o kriterlerin bağlamında bir tasarıya gidilmiştir. İlgili kurumların da görüşlerinin alındığını biliyorum. Daha önceden çalışılmış bir tasarı vardı, 4 siyasi partinin görüşü ile şekillenmiştir. 

Erkut Şahali (Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı): 
Şunu ifade edeyim bu yasa tasarısı Anayasaya uygunluk çerçevesinde ele alınmış bir yasadır. Ve askerliği vicdani olarak benimsemeyenlerin. Askerlik yapmama iradesini ortaya koyanların Anayasa’da yurt ödevi olarak tanımlanan koşullara da uygunluk sağlayacak şekilde kurumların ele alınmasından yola çıkan bir yasadır. Yurt ödevi Anayasadaki ifadesi ile tüm erkek yetişkin şahısların yerine getirmek zorunda oldukları bir görevdir ve askerlik görevi olarak ifade edilir.  Dolayısıyla silahtan ve üniformadan ayrı ama askerlik kapsamı içerisinde görevi yerine getirecek şekliyle yasa düzenlendi. 

Biray Hamzaoğulları (CTP Milletvekili):
Ben şu anda yasayı bilmiyorum detaylarını bilmediğim bir konu üzerine de konuşmak istemiyorum. Meclise gelsin inceleyelim o zaman tartışma gerektirecek ne varsa tartışalım. Yani şimdi güvenlik zafiyeti olur mu olmaz mı onu da inceleyip değerlendireceğim.

Soru: Kıbrıs’ın mevcut koşullarında böylesi bir kararın ülke güvenliği için zararlı olacağını düşünüyor musunuz?

Hasan Topaloğlu:
Ama hala Kıbrıs’ta bir barış anlaşması yoktur. Burada bir ateşkes anlaşması vardır, dolayısıyla bu coğrafyada güvenlik sorunumuz olduğunu kabul etmeliyiz. Hayali düşüncelerle yönetilecek bir ülke değildir burası. Özellikle hidrokarbon yatakları gibi doğal zenginliklerle etrafımız çevriliyken, güvenlik sorunumuz yokmuş gibi bir ütopik davranış içerisinde olamayız. Ayrıca askerlik yapan Kıbrıslı Türkler bugüne kadar kimseyi öldürmedi. Tarih boyunca Kıbrıslı Türkler zaten hiç bir zaman saldırgan olmadı, hep defans halindeydik. 
Derlerse ‘askerliği değiştireceğiz, uygulamasını daha iyi yapacağız, günümüz şartlarına uygun hale getirmek için bazı iyileştirmeler yapacağız’ ona bakarız. Ama şu andaki konumumuz itibariyle hassas bir coğrafyada olduğumuzu kabul etmemiz lazım. Hayal içinde yaşama lüksümüz yoktur. Hayal içinde uygulama yaparsanız sonu hüsran olur. Basit düşünmemek gerekir ülke güvenliğine zararı faydasını tartışmak değil. Şu anda içinde bulunduğumuz şartların çok önemli bir konumda olduğumuzu, bu toprak parçasının ne kadar kıymetli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kıbrıs, darılıp küsebileceğimiz terk edilebilecek bir toprak parçası değildir. Meclise gelsin o zaman karar vereceğim olumlu veya olumsuz oy kullanmaya. Ütopik duygularla hareket etmedim etmem de.  

Oğuzhan Hasipoğlu:
Ben Kıbrıs’ın mevcut koşullarında Meclis’te de söyledim Güvenlik Kuvvetlerinin bütçe görüşmelerinde de söyledim. Rum tarafının 2019’daki silahlanma için askerine ayırdığı bütçe 352 milyon avro bizim ise çok daha düşük bir rakamdır hatırladığım kadarıyla 423 milyon TL. Şimdi bu zihniyette olan insanlarla hem benimle Türkiye’nin garantisini istemiyor, adanın askersizleştirilmesini isteyen Kıbrıs Rum tarafı öte yandan büyük miktarlarda bir silahlanma bütçesi ayırıyor kendisine bu başlı başına çözüm niyeti, adada bir federasyon niyeti, adanın zenginliğini bizimle paylaşmama niyeti olduğunun bir göstergesidir. 
Bu kadar silahlanma bir çelişkidir. Örneğin Güney Kıbrıs, Milli Güvenlik Kanunu Tadil edilmiş şekliyle, Vicdani Ret ile yasal düzenleme yapan en son AB ülkesidir.
Güneyde zorunlu askerlik süresi 26 ay. Eğer bir kişi silahsız olarak askeri birlik içerisinde askerlik yapmayı tercih ederse askerlik süresi 36 ay olarak belirlenmiştir. Askeri birlik dışında, sivil hizmetli olarak görev yapmak istenirse bu süre 42 ay oluyor. 
Şimdi bizim böyle bir aşamada, içimizde önemli sorunlar varken, Kıbrıs Rum tarafı da bu kadar büyük meblağları askerinin bütçesine ayırmışken bizim bunu gündeme getirmemiz abesle iştigaldir. Bir de tabi yapılan bazı açıklamalar var. Askerin, eli kanlı silah tutanlar, insan öldürür gibi bunları kesinlikle doğru bulmuyorum. Bu tarz bir açıklama hem askerliğini yapanlara hem yapmış olanlara bir hakarettir hem de Kıbrıs Rum tarafının eline koz verme girişimidir. Burada iktidarın yapmak istediği ‘abesle iştigal’ hem de şu an içinde bulundukları zor durumdan dolayı gerek Ciklos Mevkiinde çıkan rapor, gerek Dome Otel olayı ve giderek de kamu arazilerinin dağıtılmasıyla ilgili attıkları bir adımdır diye düşünüyorum.

Menteş Gündüz:
Kıbrıs’ın mevcut koşullarında ülke güvenliği için sakıncalı bir karardır. Güneyde savunmaya ve silahlanmaya ayrılan bütçe inanılmaz boyutlardadır ve biz KKTC’deki öğrencilerimize gençlerimize şans veriyoruz okuduğu sürece askere gitmiyor. Doktora yaptığı halde bedelli yapma şansları da vardır. Ama Güney Kıbrıs’ta öyle değildir; Güney’de üniversiteye gitmeden önce zorunlu askerlik yapmak zorundasın, askerliğini yaptıktan sonra silahını evine götürüyorsun ve bir milis olarak hazır bekliyorsun. Bütün bunlar ortada dururken Orta Doğu’nun durumu ortada dururken bu ne lahana ne turşu. Müzakerelerde artık toprak konusu gerilere düşürüldü, doğal gaz konusu ve güvenlik ilk sıralara yerleşti. Rumlar, güvenlik konusunu da buradaki ortakları ile işbirliği yaparak zafiyet yaratmaya çalışıyorlar.
Hedef budur başka bir şey değildir. Kesinlikle olumlu oy vermem ama tartışılabilir.  Avrupa’da caydırıcı olsun diye Vicdani Ret yapanlara1’e 4 uygulaması vardır; yani,  siz 4 yıl yapacaksınız, bizim bunların bir kriteredir. Ayrıca 30 bin tane avcı var onlar da kullanacaklar mı bunlar silahlarını bırakacaklar mı? Bir de son dönemlerde “silah tutanların eli kanlıdır, silah tutan adam öldürür” şeklinde yapılan açıklamalar var. Zaten son çıkan olaylarda vicdani retçiyim diyen adamlar askerliklerini yapmıştır, senede bir defa seferberliğe gidiyor.
İnsanlar neden; yangında depremde, selde nerede ne yapacağını bilirsin karmaşaya düşmezsin. Ne demek istiyorlar yani bir savaş sıcak bir çatışma çıkarsa onların ailesini ben mi koruyacağım… Milliyetçiler ölsün, onlar sefa sürsün diye bir şey kabul edilemez nedir bu kadar gocundukları anlamadım. Kusura bakmasınlar eğer beğenmiyorlarsa adam gibi yasalarla gelirler böyle karagözlüklerle uğraşmazlar.

Erhan Arıklı:
Partimiz, Kıbrıs’ta henüz bir anlaşma olmadığını, savaş ortamının devam ettiğini, ateşkes ortamının sürdüğünü göz önünde bulundurarak şu anda vicdani ret konusunu gündeme getirilmesini sakıncalı buluyor. Kıbrıs’ın mevcut koşullarında bugünün şartlarında zararları büyük olur. Mesela şu anda asker olan çocuklarımız vardır burası çok doğurgan bir ülke de değil ve bu çocuklar mevcut ortamda mecburen 14-15 saat nöbet tutuyorlar. Bu psikolojik olarak zaten o çocukların strese girmesine neden oluyor. Vicdani Ret de gündeme gelirse insan kaynağı daha da azalabilir. Nöbet süreleri daha da uzayabilir. Bu konunun profesyonel askerlikle birlikte ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Prensip olarak vicdani red’e karşı değiliz ama zamanı olmadığına inanıyorum oyumuz ret olur. 

Gülşah Sanver Manavoğlu: 
Kıbrıs’ın mevcut koşulları için güvenlik bağlamında, Türk askeri burada olduğu sürece bir endişem olmaz, onu net olarak söylemek isterim. Fakat kendi ordumuzun da olması beni rahatsız eden bir durum değildir. Hazırlanan yasa tasarısı okunsun, bilgi sahibi olunsun ona göre tartışılsın düşüncesindeyim. Muhakkak tasarı komitede görüşülecektir ve bu tasarının da güvenliğimizi veya kendi ordumuzu hiçe sayacak bir tasarı olmadığı görülecektir kanaatindeyim. Komitede sonuçta tartışılacak konuşulacak.

Erkut Şahali:
Ben bu kapsamda Kıbrıs’ın mevcut koşullarında ülke güvenliği için zararlı olabileceğini düşünmüyorum. Ülkede ihtiyaç duyulan askeri güvenlik sadece KKTC yurttaşlarının katılımıyla sağlanan bir konu değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin burada Barış Kuvvetleri Komutanlığı adı altında ordusu bulunmaktadır. Sayıca değil belki ama statü olarak Türkiye’nin buradaki varlığı 1960 Anayasasından kaynaklanan bir haktır. Dolayısıyla da vicdani red’e herkesin kolaylıkla yararlanabileceği bir hak değildir. Belli başlı bazı ilkeler kapsamında yararlanılabilir yasada o ilkeleri Anayasa’ya uygun olacak şekilde düzenlemiştir. Her isteyenin askerliği ret edebileceği bir durum da değildir Anayasaya göre.

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2019, 05:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER