banner564
banner556

Son mesajlar verildi

CTP, HP, DP, TDP, YDP, TKP Yeni Güçler ve MDP liderleri, Diyalog TV’deki büyük buluşmada, Kıbrıs sorunu, garantiler ve TMK konusunda görüşlerini anlattı.

Son mesajlar verildi
Teoman TURAN
Kuzey Kıbrıs’ta önümüzdeki Pazar günü yapılacak olan Milletvekilliği Erken Genel Seçimleri öncesinde, Diyalog TV ekranlarında önceki gün tarihi bir gece yaşandı. Ülke genelinde ve yurtdışında ilgiyle izlenen programa; CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, DP Genel Başkanı Sedar Denktaş, HP Genel Başkanı Kudret Özersay, TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, TKP/YG Genel Başkanı Mehmet Çakıcı ve MDP Genel Başkanı Buray Büsküvütçü katıldı. UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün ise programa katılmadı.
Programa katılan parti liderleri çekilen kura sonucu sırasıyla Kıbrıs sorunu, güvenlik ve garantiler ile Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilgili görüşlerini Diyalog TV aracılığıyla seçmene ulaştırdı. Liderler Kıbrıs müzakereleri baltalayan yaklaşımın Rum tarafının direttiği “Sıfır asker, sıfır garanti” şartı olduğunu söyledi.

Canlı yayın 5 saat sürdü…
Diyalog Medya Genel Yayın Yönetmeni Reşat Akar ve Diyalog TV Haber Müdürü Aytuğ Türkkan’ın yönetiminde gerçekleşen programda, Reşat Akar ve Aytuğ Türkkan’ın sorularına 7 parti lideri yanıt verdi. Merit Lefkoşa Hotel’de gerçekleşen ve Diyalog TV’den canlı yayınlanan program saat 20.00’de başladı. Çekilen kura sırasına göre konuşan liderler 3 turda soruları yanıtladı. İzlenme rekoru kıran program dün sabah 01.00’e kadar devam etti. Liderler, seçime 2 gün kala yaklaşık 5 saat süreyle seçmene seslenme ve projelerini anlatma fırsatı buldu. 

Liderler ikinci turda ne dedi?

Arıklı: Güney, sıfır asker, 
sıfır garanti konusunda ısrar etti
Güney’deki seçimlerden sonra müzakere masası yeniden kurulacak ve müzakereler yeniden devam edecek. Zaten Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da yeni parametrelerin belirlenmesi için buradaki seçimleri beklediklerini söyledi… Bu yeni parametrelerin ne olacağı konusunda Türkiye’nin henüz bir resmi açıklaması yok. Siyasi partilerin bu konuda değişik görüşleri var. YDP olarak, haklarımızı koruyan, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini barındıran iki kesimliliği, siyasi eşitliği sulandırmayacak herhangi bir anlaşmaya evet diyeceğini söyledik. Ama görüyoruz ki,  gidişat tam tersi yönünde gidiyor. Sıfır asker, sıfır garanti konusunda ısrar eden Güney Kıbrıs ve ona fazla direnemeyen bir müzakere heyetimiz var. Adeta özellikle garantilerin sıfırlanması ya da bir süre sonra tartışılması konusunda neredeyse mutabakata varılmış durumda. 

Şerefiye Vergisi ile ilgili yasayı geçiremedik
2010 yılındaki bir kararda AİHM, ‘gidin Mal Tazmin Komisyonu’na başvurun’ dedi.  Mal Tazmin Komisyonu’nun hangi kıstaslarda Rum’u tatmin edeceği bellidir. Türkiye takriben 300-350 milyon Sterlin civarında bir para ödedi. Sonra dedi ki, bu malları Türkleştiriyorum ama hiç olmazsa bir anda üç dört misli zenginleşecek olan şu anda malı tutan kişi de belli bir miktar vergi ödesin. Şerefiye Vergisi budur. Yüzde 50’lerden başladı yüzde 20’ye kadar geldi. Bununla ilgili yasayı bile geçiremedik.  Bu nedenle Türkiye tazminatların ödenmesi konusunda musluğu kapadı. 

Kudret Özersay: BM Genel Sekreteri itiraf etti

Sıfır asker, sıfır garanti diye bir cümle aslında muhatabınızın son derece çok temel bir konuya yaklaştığını ve bu sorunu çözme yönünde isteksizliği olduğunu gösteren bir cümledir. Kıbrıs’ta 1960 anlaşmaları çerçevesinde oluşturulmuş bir garanti sistemi var.  Kıbrıs Türk Halkı’nın büyük kısmı garanti sisteminin devamından yanadır. Bunun değişen şartlar çerçevesinde sulandırılmadan ne şekilde adapte olacağı bir müzakere meselesidir. Garanti sistemini sulandıracak olan bir sonucu biz doğru bulmayız. 
BM Genel Sekreteri müzakerelerin başarısızlığa uğradığını ilan etmiş durumdadır.  Hadi müzakerelere yeniden başlayalım gibi bir yaklaşımı doğru bulmayız. Yeniden kaldığı yerden başlaması demek bu kısır döngünün devam etmesi anlamına gelir ve Kıbrıs Türk halkının da sonuç elde edilemeyecek bir müzakere sürecine yeniden hapsedilmesi anlamına gelir.  Müzakere etmek için değil ama iki liderin iki tarafın birbirini gerçekten daha iyi anlaması ve ‘ne yapacağız bundan sonra ‘ meselesini ele almak için bir diyalog kurması gerekir. 

Serdar Denktaş: 11 Şubat’taki imzamızı geri çektik

Belirsizlik Kıbrıs sorununda devam ediyor. Bunun sorumlusunun Kıbrıslı Türkler olmadığı artık giderek daha da anlaşılıyor dünya tarafından.  Annan Planı gibi kapsamlı bir çerçeve planını reddeden Rum tarafı, ama belirsizliğin devam ettiği taraf Türk tarafıdır. Müzakerelere bırakılan yerden devam edilmek isteniyor. Türkiye’den dağı taşı aştık su geldi şimdi kullanmamız lazım, tüneller kazılması lazım, BM’nin bir kasasında bir harita durur,  nereyi verdik belli değil. Biz nereyi sulayacağız bilmeyiz. Nasıl devam edecek o proje. Ben o haritayı görmedim.  Kasada duruyor.  Anahtarı bir başkasında…  
Biz DP olarak Cenevre’den dönüşte açıkladım. Parti Meclisi kararı haline getirdik. 1977-1979 doruk anlaşmalarında Kıbrıs Türk tarafının iki toplumlu iki bölgeli federasyon 11 Şubat belgesi de imzalanırken de yine bu tez etrafında şekillendi süreç. Biz artık bu aşamadan sonra 11 Şubat altındaki imzamızı  geri çekiyoruz.  Bundan böyle yapılacak görüşmelere karşı çıkacağız.  Federasyon görüşmesi yapılacaksa eğer bir tarafta tanınmış diğer tarafta siyaseten tanınmamış görüşme olmaz.  Bir tarafta devlet bir tarafta azınlık görecek dünya böyle maskaralık zaten olmaz.  Siyasi eşitlik bunun hiçbir tarafında yoktur.  Dünya da olaya böyle baktığı sürece Rum da bizimle uzlaşmaz.  

Cemal Özyiğit: Garantiler konuşulamaz, tarihe karıştı
Taşınmaz Mal Komisyonu fonuna, Emlak Vergisi’nden kaynak aktarılarak karşılansın deniyor. Çıkıyor vatandaş Rum malı tutmam diyor. Niye o vatandaş ödesin. Yapılan yanlış uygulamalar vatandaşın kucağına atılıyor. Bu memlekette esas sorun İTEM yasasının geçirilmesidir.  Bu yasayı geçirenler ödesin. Vatandaşa kullanım hakkı verilseydi, bugün bu yapı bu şekle gelmezdi. Türkiye ödedi bir miktarını.  Bir otelimiz Rum muhatabını bularak ödedi. Bu yapı karmaşık hale geldi ki, içinden çıkılmaz bir noktaya gidiyor. Taşınmaz Mal Komisyonu önemlidir.  Uluslararası kuruluşların kabul ettiği bir kurum ve olası bir çözümde de işlevini koruyacak ve geliştirecek. Sadece iade meselesi ile bitmiyor olay. Geri kalan malların takas tazminatı da konuşulacak.  Önce Cenevre daha sonra Crans Montana’da birlikteydik. Bir takım şeyler oralarda konuşuldu.  Garantilerin ileride sonlanacağı konusunda konuşuldu.  Garantiler sulandırılamaz konuşulamaz tarihe karıştı.  Belirli bir yerde nasıl şekil alacağı konuşuluyor. 1960 Garanti sistemine göre üç garantör ülkenin onayı ile yeni tasarruflarda bulunabilir.  Önemli olan toplumlararası karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesidir.  

Tufan Erhürman: Mülkiyet meselesi en karmaşık konu
Görüşmede, sıfır asker, sıfır garanti diye bir şey olmadı. Sıfır asker sıfır garanti diye bir şey olmadığı son görüşmede çok net bir şekilde ortaya çıktı. Kıbrıs Rum tarafı sıfır asker sıfır garantiden bahsediyor olabilir.  Böyle bir şey olmadı. Asker sayısının kaça kadar ineceği, garantinin nasıl modifiye edileceği bunlar müzakere konusu. Bunu müzakereyi yürüten de Türkiye’dir. TMK ile ilgili hassasız. 2005 yılında TMK Yasasını hazırlamaya çalışırken, Sayın Özgürgün’ün partisi bizi vatan hainliği ile suçlamıştı. Mülkiyet meselesi en karmaşık konulardan biridir.   Hangi malda tahsisten veya eşdeğerdense, Türk malı ise ne olacak?  Değer artırımı nasıl hesaplanacak?  Bunlarla ilgili dikkatli şekilde çalışılması lazımdır. 
Bu şans oyunu değil. Satma noktasına gelindiğinde veya miras bırakma noktasında değer artırımı vergisi alınmalı. Bu kadar basit değil bu konu.  Bu parametreler meselesini tek yanlı değiştirilemez.  Kıbrıs Türk halkının ö nüne kaygan bir zemin koymadan bu mesele ele alınmalı.

Buray Büsküvütçü: Dünyada yaşanan insanlık dramı… 
Sıfır asker sıfır garanti konusu bir art niyet göstergesidir. Yan komşunuz niçin sizin evinize güvenlik kamerası takmanızdan rahatsız olabilir. Demek ki sizin canınızda malınızda gözü var. Biz böyle değerlendiriyoruz. Türkiye garantilerle ilgili bazı yaklaşımlarda bulunmuş olabilir ama Türk milletinin genel kanısı tavizlerin verilmemesidir. Bugün yapılan araştırmalarda hangi partili olursa olsun garantilerden vazgeçilmeyeceği noktasında kesin kararlı bir duruş var.  1995’de Bosna Katliamı görmezden geliniyor.  Suriye veya Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Mynamar’da yaşanan insanlık dramı görmezden geliniyor.  Kesinlikle Türkiye Cumhuriyeti devletinin garantisini sayı noktasında belki çalışmalar yapılabilir ama kesinlikle burada bulunması gerekir. Rum-Yunan ikilisi garantilerin olmamasını söylüyor. Çünkü onlar bir şekilde Enosis’i, Ege’de son kalan 45 adanın dışında gerçekleştirdiklerini düşünüyorlar.  

Mehmet Çakıcı: Çözüm istemeyenler masaya oturdular
Yıllarca çözüm istemeyenler masada oturdular.  İkisi de AB’ye karşı oldular. Her defasında masaya oturdular federal çözümü konuştular. ‘Tek karış toprak vermem’ dediler. Yüzde 29 diyerek meclisten oy birliği ile karar çıkardılar. Eroğlu bir karış toprak vermem dedi, sonra Anastrasiadis’le iki bölgeli iki toplumlu siyasi çözüme bağlı olarak iki kurucu devletten kaynaklanan tek vatandaşlığı ve tek egemenliği olan bir çözümle ilgili anlaşma yaptı. Toprağı da konuştu. Ne kadar verilmesini de konuştu. Haritalar ilk kez konuşulmadı. Kıbrıs Cumhuriyeti Rumların işgali altındadır.  Bir kısım malları iade edilmeli. TMK bu doğrultuda kuruldu.  

Güvenliğe ihtiyacımız var
Eşit ve adil bir anlaşma olacaksa, askersizleştirmeyi savunabiliriz ama bugün gerçekten güvenliğe ihtiyacımız var. Askersizleşme derken güvenliğimizi dikkate almak lazım.  Türkiye garantiler konusunda kapıyı açık bıraktı Rumlara.  Kendi güvenliğimizi sağlamamız lazım. Amerika ve İngiltere burada fink atıyor.  ABD çözüm istiyor mu istemiyor mu değerlendirmek lazım. Burada uluslararası oyunlar oynanıyor. Eşit bir çözüm olmalı. Milyarlarca doları Güney’e bırakamayız. 



****

Parti liderleri, “Özgürgün’e tepki olarak” BRT’deki canlı yayına katılmadı

Finali Diyalog TV yaptı

KKTC’de pazar günü yapılacak Milletvekilliği Erken Genel Seçimleri’ne katılan 6 parti başkanı, UBP Genel Başkanı ve Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün canlı yayınlara katılmamasına tepki olarak dün akşam BRT’de yayınlanacağı açıklanan canlı yayına katılmadı. 
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, HP Genel Başkanı Kudret Özersay, TKP-Yeni Güçler Genel Başkanı Mehmet Çakıcı ve YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı yaptıkları ortak açıklamayla aldıkları kararı açıkladı. Parti liderleri önceki gece Diyalog TV’de yayınlanan programa gerekçe göstermeden katılmayan UBP Genel Başkanı Özgürgün’e sert tepki göstermişti. Seçimler öncesi final buluşmasını Diyalog TV’de yapan liderler dün açıkladıkları ortak bildiri ile de bu tepkiyi devam ettirdi.
Ortak açıklamada şöyle denildi:
“Siyasi parti başkanları olarak, UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün'nün herhangi bir gerekçe göstermeksizin parti başkanlarının bir araya geldiği canlı yayınlara katılmaktan kaçması hem bize, hem de halka yapılan bir saygısızlıktır. 
Bizler Sayın Özgürgün'nün bu saygısız yaklaşımına tepki olarak daha önce 5 Ocak 2018 tarihinde BRT'de yayınlanacağı açıklanan canlı yayına katılmama kararı aldık. Dileriz ki, Sayın Özgürgün, yalınız başına bu programa katılır ve cesareti varsa canlı yayında vatandaştan gelen soruları yanıtlar.”
Bu arada, MDP Genel Başkanı Buray Büsküvütçü programa katılacağını açıkladı. 

Diyalog TV izlenme rekoru kırdı
Öte yandan önceki akşam Merit Lefkoşa Hotel’de gerçekleşen Liderler Buluşması Programı, Diyalog TV’de izlenme rekoru kırdı. Program, sosyal medya üzerinde 101 bin kişiye ulaşım sağlandı, 32 bin kişi tarafından izlendi.

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2018, 11:17
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner582

banner471

banner581

banner473