“Uzlaşı ortamı  zehirleniyor” 

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında “AB, hukuksuz bir şekilde üyeliğe aldığı Rum devletini “at gözlüğüyle” destekler pozisyonda” denildi ve uyarılarda bulunuldu

“Uzlaşı ortamı  zehirleniyor” 

Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği’nin (AB), hukuksuz bir şekilde üyeliğe aldığı Rum devletini “at gözlüğüyle” destekler pozisyonunun, Kıbrıslı Türklerin haklarını gasp eden, hakkaniyetten yoksun bir hale dönüştüğünü bildirdi.
Yapılan açıklamada, AB’nin Kıbrıslı Türklerin de haklarını gören ve buna da saygı duyan konumda olması gerekirken, giderek daha da artan bir biçimde Kıbrıslı Rumların hamisi konumuna kaymasının, AB’nin üzerine kurulu olduğu zemini derinden sarstığı kaydedildi.
Açıklamada, AB’nin bu tutumunun, Kıbrıs sorununun ve hidrokarbon konusunun çözümü bağlamında tarafsız veya adil olamayacağını bir kez daha gösterdiği ve AB’ye duyulan güvensizliğin ne kadar meşru olduğunu teyit ettiği kaydedildi.
Açıklamada şunlara yer verildi:
Kıbrıs’ın batısında devam eden çalışmalardan ziyade, Kıbrıs’ın doğusunda ve adanın güneyinde devam eden çalışmalar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına ya da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin deniz yetki alanları iddiasıyla yaptığı çalışmalar değil, Kıbrıs Türk halkı adına verilen lisanslar çerçevesinde bir şirketin yaptığı çalışmalardır. Dolayısıyla, adanın doğusunda Karpaz civarlarında ve adanın güneyinde yapılan çalışmalar bağlamında muhatap, Kıbrıs Türk halkı ve KKTC Hükümeti’dir. Bu noktadan hareketle, Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alarak da Kıbrıs Türklerinin hakları yok sayılmaktadır ki, bu bizim için kabul edilebilir bir şey değildir.
 Avrupa Birliği’nin her fırsatta altını çizdiği ve AB’nin üzerine tesis edildiği temel ilkelerden birisi olan demokratik ve temsiliyete sahip bir hükümet olması gereği bir kenara itilerek, adadaki bütün tarafları temsil eden demokratik bir hükümet Kıbrıs’ta yokken, hem hukuka, hem yasalara, hem de AB’nin temel ilkelerine aykırı bir biçimde sözde üye kabul ettiği bir sözde devlet ile sözde dayanışmayı gerekçe göstererek bu tür hukuksuz bir yaklaşım ortaya koyması ve Kıbrıs Türk halkının doğal kaynaklar üzerindeki haklarını yok sayması kesinlikle kabul edilmezdir. Bu durum bölge barışına ve istikrarına hizmet etmediği gibi tam aksine bölge barış ve istikrarını adaletsizliği körükleyerek tehdit eder bir noktaya vardırmaktadır.
 Yine AB’nin önem verdiğini ısrarla tekrar ettiği prensiplerini tam olarak anlamamış ve içselleştirememiş olduğu anlaşılan şahsiyetlerin yakın gelecekte artık bu görevlerde olmayacaklarını bilmek memnuniyet vericidir. Umut ederiz ki bu görevlere yeni gelecek olanlar adalet, uluslararası hukuk ve hakkaniyet prensiplerine önem verirler.
 
“Açıklamalar uzlaşı ortamını zehirler niteliktedir”
 Bir yandan Kıbrıs adasının geleceğini her iki halkın üzerinde uzlaşarak ve iki ayrı referandumla belirleyeceği prensibini benimsemiş gibi davrananların ve bütün müzakere süreçlerini bunun üzerine kuranların, diğer yandan buna taban tabana zıt bir biçimde, deniz yetki alanları gibi, kıta sahanlığı ve doğal kaynaklar gibi yaşamsal konularda sadece bir tarafa bu adanın geleceğini belirleme şansı vermeye yönelmeleri son derece talihsiz ve kendi içinde tamamen çelişen bir yaklaşımdır…”

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2019, 10:13

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER