Yasal Sorunlar

Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel ile KKTC Seçim Sistemi ve ülke sorunlarıyla ilgili söyleşi (2)

Yasal Sorunlar

Hazırlayanlar :  Av. Orhan Arsal   ve  Av. Şengül Göksu

Soru 7 :  Yazdığınız kitapta  Atatürk yöntemiyle sorunları çözmekten  söz ettiniz. Bunun anlamı nedir?
Cevap 7 :  Ülkemize uygun seçim sistemi, hükümet şekli veya bunlara benzer  konuları  arkadaşlarımla tartıştığımız zaman,  sorunları  çözmenin en doğru yolunun Atatürk yöntemi olduğu kanısına varırız. 
Yaptığımız araştırmalara göre Atatürk şöyle bir yöntemle hareket ediyordu. Hukuk, eğitim, kıyafet, şehir planlama, harf ( alfabe) inkılabı  veya  buna benzer konularda bir reform gerçekleştirmeden  önce o konuda  dünyada en başarılı olmuş ülkeyi saptar, bu ülkenin  en iyi uzmanını arayıp bularak Türkiye’ye davet eder ve  görüşlerini öğrenirdi. Daha sonra bu uzman ile  Türkiye’de o konuyu en iyi bilenlerin  görüşlerini karşılaştırır ve bu tartışma sonunda en doğru sonuca varırdı. Vardığımız kanıya göre Atatürk, Namık Kemalin “Gerçek kıvılcımları, zıt görüşlerin çatışmasından çıkar” ilkesini uygulardı. 
Atatürk dünyada mevcut en iyi uygulamayı arayıp bulurdu, ancak bunu yeterli bulmazdı. Ondan  daha da iyisini  Türkiye’de getirneye çalışırdı.  Maalesef ülkemizde ve Türkiye’de artık bu yöntem izlenmiyor. Dünyada en başarılı olmuş seçim sitemi ile hükümet şeklinin hangisi olduğu araştırılmıyor. Dünyada bu konuda en başarını ülke aranıp bulunmuyor. Bu ülkenin en iyi uzmanının görüşleri öğrenilmiyor. Dünyadaki  en iyi uygulamayı saptamak ve ülkemiz koşullarını dikkate alarak ondan daha iyisini yapmaya çalışmak gibi bir düşünce yok.
Genellikle  yerel bir uzmanın eksik bilgileri ile sorunları çözme gayreti var. Bazen siyasiler okul yıllarından akıllarında kalan gelişigüzel görüşlerle hareket ediyorlar . El yordamı ile, deneme yanılma yöntemi ile  sorunlar çözülmeye  çalışılıyor. Bazen hata üstüne hata yapılıyor. Bir sorun giderilecek diye başka daha büyük sorunlar ortaya çıkarılıyor. 
İyi bir yasanın  yıllarca değişmeden uygulanabilmesi ve beklenen yararı sağlaması  gerekir. Halbuki bizim Yasama Meclisimizin yaptığı yasaların daha mürekkebi kurumadan hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Hatayı düzeltmek için yapılan değişiklik de yine hatalı oluyor. Kısa bir zaman diliminde  20, 30 kez değiştirilen yasalar vardır. 
Doğru olan  seçim sistemi  ve hükümet şekli  konusunda da Atatürk yöntemini uygulamaktır. Yani tüm dünyayı   taramak, en iyisini saptamak ve  daha iyisini ülkemizde  oluşturmaya  çalışmaktır. 

Soru 8: Dünyada uygulanan en iyi seçim sistemi ve hükümet şekli hangisidir? 
Cevap 8: Dünyada uygulanan  iki tür hükmet şekli vardır. Bunlar Başkanlık ve Parlamenter hükümet şekilleridir. Ülkeler  bu iki türün değişik  versiyonlarını tercih etmektedirler.  Seçim sistemleri  de temelde  iki türdür.  Çoğunluk sistemi ve Nispi sistem. Biraz araştırınca bu konularda ilginç bilgiler ediniriz. Bu bilgiler ışığında konuyu değerlendirmemiz yararlı olabilir. 
Parlamenter hükümet şekli  İngiltere’de yıllar süren bir gelişme sonunda oluşmuş bir hükümet şekildir. İngiltere’de önceleri  Kralda olan tüm yetkiler 1215 de kabul edilen Magna Carta ile Parlamentoya geçmeye başlamıştır. Zaman içinde Kralın yetkileri gittikçe azalmış  ve sonuçta tamamen  sembolik hale gelmiştir. Bu sistemde yasama yetkisi  Parlamentodadır. Yürütme yetkisi ise Parlamentonun seçtiği ve güven oyu verdiği Hükümettedir. 
Parlamenter hükümet şekli yıllarca fazla bir sorun çıkarmadan İngiltere’de uygulanmıştır. Bir çok ülke de aynı yolu  izlemeye başlamıştır. Kral olmayan ülkelerde yine sembolik yetkileri olan bir Cumhurbaşkanı seçilerek bu eksiklik giderilmiştir.   
Başkanlık veya Presidansiyel  hükümet şekli  parlamenter hükümet şeklinden oldukça farklıdır. Buna  Amerikan sistemi de deniyor. Bu sistemi 1787 yılında   Amerikan  Anayasasını yapanlar  düşünerek  ortaya çıkarmışlardır. Onların dünyanın  en zeki ve en bilgili hukukçuları olduğu söylenir. Onlar Fransız filozofu Monteskiyonun görüşlerinden esinlenerek bu sistemi ortaya çıkardılar. Amerika’da İngiliz Kralına karşı özgürlük savaşı verilmiş olması da bu hükmet şeklinin düşünülmesine katkı sağladı. Bu sistemi anlayabilmek için fikir babası olan Monteskiyonun görüşlerini öğrenmek yararlı olabilir.  

Soru 9: Monteskiyonun görüşleri nelerdir?
Cevap 9 : Fransız filozofu Monteskiyo bir devletin nasıl demokratik ve iyi  bir yönetime sahip olabileceği sorusuna yanıt aramıştır. Bunun için devlette üç gücün yani yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrılması ve birbirini denetlemesi formülünü düşünmüştür. Başkanlık hükümet şeklinde devlet başkanı yürütmenin başıdır ve doğrudan halk tarafından seçilir. Yasama ise ondan ayrı olarak seçilir.
Başkanlık hükümet şeklinde bu organların nasıl ahenk içinde çalışacağı ve birbirini denetleyeceği önemlidir. Kuvvetler ayrılığı olmadan, yürütme ile yasamanın nasıl ahenk içinde çalışacağı, nasıl birbirini nasıl denetleyeceği belirlenmeden başkanlık sistemi başarılı olamaz.  Bu sistemi kabul etmeden önce “Amerika’da kuvvetler birbirini şöyle denetlemektedir. Biz daha iyi denetlemeyi sağlayacağız” diye yola çıkmak gerekir. Bu amaçla kurallar saptanmalıdır. Böyle kurallar belirlemeden Başkanlık hükümet şekline geçmek beklenmedik olumsuz sorunlar yaratabilir. Dünyanın birçok yerinde bu Hükümet şekli başarılı olamamış ve ciddi sorunlar yaratmıştır. ABD dışında hiçbir yerde başarılı olamadığı söylenir.

Soru 10 : Kıbrıs Rum kesiminde Başkanlık hükümet şekli var. Orada rejimin sorunsuz uygulandığı söyleniyor. KKTC de bu hükümet şeklini örnek almak isteyenler var. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
Cevap 10 : Katılmıyorum. Kanımca Rum kesimindeki Başkanlık rejimini örnek almak doğru değildir. 
Bu Hükümet şeklinin Kıbrıs’a nasıl geldiğini anımsayalım. 1960 Anayasasını hazırlayan hukukçular ciddi bir sorunla karşı karşıya idiler. Zürih ve Londra anlaşmalarında kurulacak devletin yapısı tartışılmıştı. Kıbrıs Türkleri siyasi eşitlik talep etmişler ve bunda başarılı olmuşlardı. İki halk arasında ayrı seçim yapılmış ve iki halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ve Muavininin imzaları ile Cumhuriyet kurulmuştu.  Buna göre iki halkın eşit hak sahibi olmaları ve anlaşarak devleti birlikte yönetmeleri kabul edilmişti. 
Bu ilkeleri belirleyen bir Anayasa yapmak kolay değildi. Adanın her tarafına dağılmış %20 nasıl %80 le eşit haklara sahip olup devleti birlikte yönetebilirdi?   İşte bu sorunu çözmek için Başkanlık hükümet şekli düşünülmüştür.  Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiş  ve Türk Cumhurbaşkanı  muavinine veto hakkı tanınarak eşitlik sağlanmak istenmiştir. 
Başkanlık Hükümet şeklinde gerekli olan devlet yönetiminde güçlerin ayrılması ve birbirini kontrol edip denetlemesidir. 1960 Kıbrıs Anayasasını kaleme alanlar Türklerle Rumların birbirini kontrol ederek denetleyebileceği ve böylece Başkanlık hükümet şeklinin sorunsuz uygulanabileceği görüşünü benimsediler.  Ancak bilindiği gibi bu görüş isabetli değildi. Devlet yönetiminde karşılıklı çatışan taraflar ortaya çıktı ve Kıbrıs Cumhuriyeti fazla uzun ömürlü olmadı. 

Soru 11 : 1963 dan sonra  iki halkın bir birini denetleme olasılığı ortadan kalktı. Buna rağmen  Rum Başkanlık rejiminin sorunsuz devam ettiği söyleniyor. Bu  nasıl mümkün olabildi?
Cevap 11: 1963 den sonra Rum yönetimi  zorunluluk teorisi denilen bir teoriyi  uygulayarak Anayasanın Kıbrıs  Türk halkına hak tanıyan maddelerini askıya aldı. Anayasanın diğer maddelerini uygulamaya devam etti.  Bu nedenlerle Rum kesimindeki hükümet şeklinin normal koşullarda oluşmuş veya normal değişikliklere uğramış bir hükümet şekli olduğunu kabul edemeyiz. 
Rum kesimindeki hükümet şekli Türk halkına eşit haklar tanıma ve  iki halkın birbirini kontrol ve denetlemesini sağlama esasına göre düşünülmüş kendine özgü bir sistem idi ve yürümemiştir. Bugün Rumların kendi kendilerine uyguladıkları başkanlık rejiminin akademik ilkelere uygun  izlenebilecek bir rejim olduğu söylenemez.. 
Biz KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak devam edeceğini düşünerek bir hükümet şekli aramak zorundayız. O zaman Rum kesimindeki hükümet şeklini örnek almanın hatalı olduğunu kabul etmemiz gerekir. Doğru olan Atatürk yöntemiyle tüm dünya haritasını önümüze açmak ve tüm dünyada uygulanmakta olan kusursuz hükümet şekillerini arayıp bulmaktır. Ancak ondan önce seçim sistemleri üzerinde yoğunlaşmamız gerekir. Çünkü araştırdığımız zaman KKTC de şikayetçi olduğumuz siyasal ve sosyal sorunların  hükümet şeklinden değil, seçim sisteminden kaynaklandığını görürüz. 
Devam edecek 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER