banner564

5 ayda 5 kilo Bonzai yakalandı

Polisin kayıtlarına göre; gençler için en büyük tehlike olan Bonzai, Rum tarafından getiriliyor

5 ayda 5 kilo Bonzai yakalandı
banner598
Çiğdem AYDIN 

   Kuzey Kıbrıs’ta özellikle gençlerin kullandığı en yaygın uyuşturucu türü olan Bonzai’nin, Güney Kıbrıs’tan getirildiği bildirildi. Diyalog’a konuşan Polis Gnel Müdürlüğü, Uyuşturucu ve Kaçakçılığı Önleme Müdürü Ali Adalıer, bu yılın ilk 5 ayında ele geçirilen Bonzai miktaının 5 kilo civarında olduğunu söyledi.
   Bonzai’nin 3 gramlık küçük poşetler içinde satışa sürüldüğünü ve takibinin kolay olmadığını belirten Adalıer, ilk defa 2010 yılında tespit edilen bu uyuşturucu türünün, yıllar içinde artış gösterdiğine dikkat çekti.
   Adalıer, Kuzey Kıbrıs’ın bir numaralı sorunu haline gelen uyuşturucu konusunda sorularımızı yanıtladı:

Soru:Uyuşturucuyla mücadelede temel politikalar nelerdir ? 

Yanıt: Uyuşturucuyla mücadelede polisin çok önemli görevleri vardır. Bu amaçla Polis Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü vardır. Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü Lefkoşa ve Mağusada şubelerimiz vardır personel sıkıntısından kaynaklanan bir durum neticesinde  zaman zaman Girnede ihtiyaca göre faal hale getirebildiğimiz Girne Şubemiz vardır.
Bunun yanısıra köpek eğitim merkezimiz var ve burada da konusunda uzman kişiler görev yapmaktadır.
Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğünde görev yapan arkadaşlar hepsi de sadece polisiye yönüyle değil akademik olarak ve sosyal olarak da gerekli tüm eğitimleri almışlardır.
Bir mücadele politikamız var ve bu politika kapsamında zaman mefhumu gözetmeden çalışıyoruz.
Görevimiz sadece uyuşturucuyla mücadele değil ismimiz Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü yani kaçakçılık konusuyla da mücadelemiz sürüyor.
Örneğin insan kaçakçılığı, eski eser kaçakçılığı gibi konularla da ilgileniyoruz ama Polis Genel Müdürlüğü bir bütün ve diğer birimlerdeki arkadaşlarla da ortak çalışıyoruz.

Soru: Girnede şubemiz yok dediniz, Girne bölgesinde suç daha mı az? 

Yanıt: Girne’de şubemizin olmaması orada görev yapmadığımız anlamına gelmiyor. Geçtiğimiz gün açılışımızı yaptık ama teşkilatımızın genelinde yaşanan personel sıkıntısı bizim müdürlüğümüze de yansıyor. En büyük sıkıntımız personel sıkıntısı. Mevcut personel sayısı bizim sadece bir kaza için öngördüğümüz personel sayısı kadar. 
Şu an için Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü’nde mevcut personel sayımız 41, fakat bizim öngördüğümüz rakam 100 civarında olması gerekiyor.
Bu 41 rakamının içinde köğek eğitim merkezinde görevli olan arkadaşlarımız ve dosya tanzim eden arkadaşlarımız var ve onlar sokakta değiller.

Soru: Özellikle vatandaşlar polise ihbarda bulunmak isterse ne gibi haller şüpheli sayılır? 

Yanıt: Öncelikle vatandaşlarımız şunu bilmelidirler ki kesinlikle bize ihbarda bulundukları takdirde kendileri deşifre edilmezler.
Eğer etrafınızda, mahallenizde farklı tipler farklı davranışlar içinde olursa şüpheli sayılabilir. Şu çok önemli bize bilgi veren kişileri bizler korumakla mükellefiz ve mahkemede şahadet vermek zorunda değil ifşa edilmezler. Bu yöne açıklık getirmek istedim. Günümüzde hemen herkesin maddeleri tanıyacak kadar eğitim almaları gerekiyor.
Tüm kurum kuruluşlara ve üniversitelere talep geldiği anda maddeleri tanıma ve şüpheli şahısları tanımlama konusunda eğitim veriyoruz yeter ki bize talep gelsin.
Bizim ülkemizde yasal olarak ihbarcı insanlar için en büyük eksiklik tanık koruma programlarının olmaması ama yasal düzenleme olmasa bile bizim görevimiz halkın huzurunu sağlamak ve bize ihbarda bulunan kişilerin güvenliğini biz sağlıyoruz.

Soru: Narkotik  dedektör köpeklerinin caydırıcılığı nedir? 

Yanıt: Bir kere narkotik dedektör köpeklerinin sınır kapılarında görev yaptığını nasıl ki siz ve ben biliyoruz inanın bunu ülkeye uyuşturucu sokmaya çalışanlar da biliyor. Ve çok ciddi bir caydırıcılık sağlıyorlar. Şu anda 6 adet narkotik dedektör köpeğimiz bulunuyor. Her zaman her yerde olabilmeleri mümkün değil ama bütün denetimleri yapmaya çalışıyoruz.
En çok şu bu bölgelerde uyuşturucu satışı var demek şu an için doğru değil ama bizim müdürlüğümüzde kayıtlarımız saatlerine kadar mevcuttur çok etraflı bir çalışmamız vardır. 

Soru: En çok ne tür uyuşturucu maddeler giriyor ülkemize ve nereden getiriliyor? 

Yanıt: Bizim ülkemizde en tehlikeli uyuşturucu madde halk arasında bonzai (sentetik Cannabinoid) diye bilinen uyuşturucu türüdür ve bunun tamamına yakını Güney Kıbrıs’tan getiriliyor. Farklı ülkelerden gelen başka uyuşturucu maddeler de var ama KKTC için en büyük sorun Bonzai ve bunun tamamı Güney Kıbrıs’tan getiriliyor diyebiliriz.
Bir başka tehlikede Bally’dir. Ama ülkemiz yasalarına göre uyuşturucu kapsamında değil çok yakın zaman da bu durumun da yasal bir zemine oturtulması gerekiyor.
Uyuşturucu kullanımı bir başlangıç değil bir sonuçtur aslında. Öncesine bakmak lazım. O genci madde kullanımına iten şeyler nelerdir? Odaklanmamız gereken madde kullanımından önceki olaylardır. Toplumun bu konuda eğitilmesi ve bu yönde çalışmalar yapılması gerekiyor. Aileler bu süreçten çok önemlidir. Bir ülkeye madde girişini durduracağım diye sadece mücadele yaptığınızı zannederseniz yanılırsınız. Önce resmin bütününe bakmak gerekir. Mücadele hayatın tüm alanında her daim olmalıdır. Çok ciddi bir şekilde bu duruma eğilmemiz gerekir. Tüm kurum ve kuruluşlar aileler gençlik dairesi sivil toplum örgütleri… PGM olarak zaten yıllardır bu konuda mücadele veriyoruz bir bütün olarak hareket etmemiz gerekiyor çünkü artarak devam eden bir sorun vardır ortada… 

Soru: Uyuşturucu kullanan bir çocuğu veya genci nasıl anlarız? 

Yanıt: Açıkçası bu konuda net bir tanımlama yapmak doğru değildir. Çünkü bazen ergenlik döneminde veya zaman zaman ailelerde yaşanan sıkıntılardan dolayı bazı gençlerde veya çocuklarda davranış farklılıkları görünür ve uyuşturucu kullanıcıları ile benzer davranışlar sergileyebilirler. Fakat uyuşturucu kullanıcısı değildirler bu nedenle etiketlemek bir tanımlamayla uygun değil. 
Ama şunu bilmemiz gerekir ki uyuşturucu kullanan kişilerin sağlıkları bozuluyor hem psikolojik olarak hem de biyolojik olarak. 
İnsanlara bu konuda eğitim de veriyoruz. Üniversitelerimizde ve sosyal sorumluluk kapsamında gelen eğitim kapsamında polisiye destek veriyoruz. Diğer konularda konusunda uzman arkadaşlarımız eğitim veriyor okullarda, kurum ve kuruluşların bizlerden talep etmeleri yeter. Örneğin Açelya projesi Maraş’ta yapılmıştı. Üniversitelerde önümüzdeki dönem hayata geçecek olan Deniz Yıldızı Projemiz var. Eğitim bizim için çok önemlidir. YÖDAK’ın da içinde bulunduğu bu projenin hayata geçmesi çok önemli çünkü üniversitler önemli.” 

Soru: Narkotikliği ve Kaçakcılığı Önleme Müdürülüğü’nün kendi tesbitlerine göre uyuşturucu kullanımı son 5 yılda nereye geldi veya satışı? 

Yanıt: Son 5 yılda artış var. Ancak son 7-8 aya bakacak olursak bu artışa oranla birde azalma olduğunu görüyoruz.
Ülkemizdeki uyuşturucu giriş çıkış oranları bellidir. Ülkemiz bir transit noktasıymış gibi söylemler var son dönemlerde. Fakat böyle bir durum söz konusu değildir. Çevremizdeki ülkeler belli ve bu ülkelerle görüşüyoruz. Türkiye çok büyük imkanlara sahip ve bize en yakın ülke ve orda öyle bir tesbit yok. Güneye bakıyorsunuz orada da öyle bir tespit yok. Peki nerden çıkıyor bu söylemler baronlar var vs.. diye burada bir art niyet olduğunu düşünüyorum. 2011 yılında Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürülüğü tarafından 282 şahısla ilgili olarak yasal işlem yapıldı.
2012 yılı için 319, 2013 yılı için 325 , 2014 yılı için ise 365 ve en büyük yakalamalar 2014 yılında oldu.
En yoğun olarak ilk 8 ayında olduğunu görüyoruz. Geçen yılın ağustos ayına baktığımız zaman bir düşüş olduğunu söyleyebiliriz yakalama oranlarında. 
Polisin verileri bire bir uyuşturucu kullanımının azaldığı anlamına gelmiyor ama şunu söyleyebilirim polisiye anlamında bir azalma var. 
 
Soru:  2014-2015 Hint keneviri, eroin, kokain, ectacy vb. gibi uyuşturucu maddelerden ele geçirilen miktarlar nelerdir? 

Yanıt: Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü olarak 2010 yılına kadar Bonzai ülkemizde görülmemiş, 2010 yılında görülmeye başlandı. 2011 ve 2012 yıllarında 3 kilo civarında yakalama var, 2011-2012 yıllarında Hint keneviri 10 kg. 20 kg. kadar yakalamalar vardır. 2013 yılından bu yana maalesef sentetik esrar da ciddi artış olduğu görülüyor. Sentetik esrar yakalamalarında düşüş oldu fakat Bonzai de artış oldu. 2013 ve 2014 yılında 5 buçuk kilonun üzerinde olduğu görülüyor bunlar 3 gramlık küçük paketler olarak piyasaya sürüldüğü için ciddi bir sorun olduğu ortaya çıkıyor.
2015 yılı bugün itibariyle yakalamalar 5 kiloya yakın bir Bonzai tarafımızca yakalandı. En çok yakalanan uyuşturucu madde Bonzai maalesef. Aslında uyuşturucunun adının ne olduğu önemli değil çünkü bunların hepsi çok tehlikeli çok zararlı maddeler. Önemli olan her alanda mücadeleyi sürdürmektir.

Soru: Son olarak Denetimli Serbestlik Yasa Tasarısı’sını nasıl değerlendirirsiniz? 

Yanıt: Bu yasada küçük miktarlarda bulunan veya uyuşturucu kullanan kişilerin ceza evine gönderilmemesi ve tedavi edilmesini içeriyor. Aslında özünde iyi niyet taşıyor ve buna karşı olmak ta mümkün değil. Ancak bazı hassas konular var. Örneğin içici olduğu tesbit edilmiş kişiler diyor peki kimler içicidir? Rehabilitasyon merkezlerinin yapılması önemli. Ancak biz PGM olarak içici diye tanımlanan kişileri de içeren tam teşekküllü bir rapor hazırladık ve orada belirttiğimiz bazı soru işaretleri vardır. 
Öncelikle uyuşturucu suçu ile mücadele ederken siz normal kriminal suçlarla mücadele edermiş gibi mücadele edemezsiniz. 
Kolluk kuvvetlerinin bununla mücadele edebilmesi için bir takım özel yasa ve imkanlara ihtiyaç vardır. Aksi takdirde bunu yapamazsınız. Örneğin uyuşturucu çetesinin ekibinin başında olan şahıs bunu bir telefonla yapabilir ve siz o telefonları dinleyemiyorsunuz. Yasal çerçeve ve teknik imkanlar çerçevesinde PGM çalışıyor ve çalışmaya da devam edecektir. Fakat yasal çerçeveler ve imkanlar doğrultusunda yapabilirsiniz bunu. Dünyada denetimli serbestlik yasasının yürürlükte olduğu ülkelerin hepsinde dinleme ve izleme teknik takip imkanları bulunmaktadır. 
Muhbir kullanırsınız ödüllendiremezsiniz, organize suçlarla mücadele yasamız yok ve bu yasalar geçmediği sürece içici ve kullanıcıyı ayırt etmeniz mümkün değil… 
Bizim ülkede satıcıların çoğu aynı zamanda içicidir. Peki bu yasaya göre bunu nasıl ayıracaksınız? Bu yasaların teknik imkanlarla beraber hayata geçirilmesi gerekiyor.
Örneğin, çocukları yakalayıp cezaevine gönderiyorlar eleştirilere de yanıt vermek istiyorum.
Gençler ve çocuk yaştakiler yakalandıkları zaman 2 veya 3 gün tutuklu kalıyor ve daha sonra teminata bağlanıyor.
Yargı süreci bitene kadar da aradan 1-2 yıl geçiyor bu süreç içerisinde zaten tedavi edilebilir ve eğer günü geldiğinde temizlenmiş ise yargıçlarımız bunu takdir edebilir. Bu sistem de uygulanabilir bu öneri de denetimli serbestlik yasası kapsamında değerlendirilmeli diye düşünüyorum. 
Sicil affına da karşı değiliz. Gençlerin yanındayız fakat mücadele teknik imkanlar ve yasalar doğrultusunda olmalıdır.” 

Güncelleme Tarihi: 28 Haziran 2015, 10:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner471

banner473