İş yapmak çok zor

“Yatırımcılar para kaynağı olarak görülüyor” diyen Demo Ajans direktörü ve İŞAD yönetim kurulu üyesi Metin Yılgın Genç Vizyon’a konuk oldu

İş yapmak çok zor

 Demo Ajans direktörü ve İŞAD yönetim kurulu üyesi Metin Yılgın, Kuzey Kıbrıs’ta iş yapmanın zorluklarını anlatırken; yatırımcıların para kaynağı olarak görülmesinden yakındı. Ülkede en önemli sorunlardan birinin de sık sık seçim yapılması olduğuna dikkat çeken Metin Yılgın, iş hayatını, genel ekonomik durumu ve karşılaşılan sorunları Genç Vizyon’a anlattı. 

  Soru: Öncelikle sizi tanıyalım. İş hayatına ne zaman atıldınız? Bugüne kadar neler yaptınız?. Şu an ne yapıyorsunuz?

  Yanıt: 1981 yılında Almanya’da dünyaya geldim. Ailemin yatırımlarını Türkiye’ de sürdürme kararı neticesinde öğrenim hayatımı burada tamamladım. İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesinde yükseköğrenimimi tamamlayarak mezun oldum. Okul yaşamım ve sonrasında çeşitli iş kollarında mesleki gelişimim için görev alırken, aynı zamanda satış pazarlama alanında da çalışarak tecrübeler edindim. 
Bu süreçler içerisinde satış & pazarlama, kişisel gelişim, pet sektörü ve klinik veteriner hekimliği konularında birçok seminere katılarak sertifikalar aldım. Meslek hayatımın tüm kademelerine katkı koyabilmek ve öncü projeleri hayata geçirmek üzere İstanbul Veteriner Hekimler Birliği Yönetim Kurulunda görevler edindim.
Halen Demo Ajans Direktörü olarak uluslararası marka ve firmalar reklam pazarlaması ile ülkemizdeki işletmelerin kurumsal yapılarına ulaşmalarına ve dijitalleşme süreçlerine yön vererek reklam sektöründeki faaliyetlerime devam etmekteyim. 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisine ve iş dünyasına katkı koyabilmek, aynı zamanda iş dünyasını yenilikçi projeler ile uluslararası platformlara taşımak amacı ile İŞAD yönetim kurulu üyeliğimi sürdürmekteyim. Evli ve bir kız çocuk babasıyım.
  Soru: İş hayatına ne zaman atıldınız?
Yanıt: Aslında eski toprağın son nesli olan bizler çok küçük yaşlardan itibaren aile ekonomisine katkı koyulması gerekliliği ve öğretisiyle büyüdük. Çok küçük yaşlardan başlayarak tüm öğrenim hayatım boyunca babamın yanında inşaat sektöründeki işlerin çeşitli bölümlerinde görev alarak aile ekonomisine destek ve kendi ayaklarımızın üzerinde durmanın temelleri olan amatör iş hayatımı yürüttüm. Üniversite yaşantımda profesyonel çalışma hayatına partime olarak katıldım. Yüksek lisans sonrası Hekim olarak adım attığım profesyonel iş dünyasında 17 yıldır iş yaşamımı şekillendiriyorum. 
  Soru: Bugüne kadar neler yaptınız?
Yanıt: Üniversite yaşamım boyunca çeşitli event, tanıtım, satış ve pazarlama alanlarında görev yaptım.
Mezuniyet sonrası pet sektöründe Sorumlu Veteriner Hekim olarak görev aldım. Askerlik hizmetimi tamamladıktan sonra gıda alanında et ve et ürünleri sektöründe sorumlu yöneticilik, P&G Veteriner ürünleri satış pazarlama alanında Avrupa bölge sorumlusu olarak iş yaşamımım basamaklarını bir bir tırmandım. Veteriner Hekimlik sektöründe dünya lideri Dechra firmasının Türkiye Satış&Pazarlama müdürü olarak görevimi sürdürürken, pet sektöründe klinik ve pet çiftliği kurulumuna yatırım yaparak ticaret yaşamımı başka bir boyuta taşıdım.
KKTC’ ye yapmış olduğum bir seyahat sonrası yatırımlarımı uluslararası bir boyuta taşımak çalışma yaşantıma yeni bir vizyon katmak öngörüsü ile yatırım yapmaya karar verdim. Bu süreçte sektörüm dışına çıkarak ülkenin ihtiyacı olan su arıtma sistemleri ile yatırımlarıma başladım. Sonrasında reklam sektörüne yaptığım katma değeri yüksek yatırımlar ve yenilikçi projeler ile hep ilkleri hedefledim. Yenilikçi ve üretimin gücüne inanan yapım sayesinde kurmuş olduğum firma ile birçok kurumsal firmanın marka yüzü olduk, olmaktayız.
  Soru: İşinizden ne kadar memnunsunuz?
Yanıt: Ürünlerinin bilinirliliğini artırmak ve pazar paylarını büyütmek isteyen partnerlerimiz yenilikçi fikirlerimize inanıp, bizlere güvenip markalarını, işletmelerini bize teslim ediyorlar. Bizler de disiplinli bir şekilde çalışarak onları bu başarıya ulaştırabildiğimiz ve bu başarıyı sağlayan bir ekibin yöneticisi olduğum için çok memnunum.
Kalifiye eleman sıkıntısı var
  Soru: Ne tür sıkıntılar yaşıyorsunuz?
  Yanıt: En çok yaşadığımız sıkıntı aslında ülkemizin genel sıkıntısı olan kadro büyütmek istediğimizde kalifiye çalışan bulamamak. Bunun yanında bir pozisyonda görevli olan çalışma arkadaşımızın şirketten ne kadar memnun olursa olsun, vatandaş ise memur olma arzusu veya yurt dışına gidip orada yaşama isteği oluyor. Bu arkadaşımız yurt dışından gelmişse ülke koşullarına adapte olamaması ve yaşam koşullarının kendini zorlaması, kontrolsüz pahalılaşmanın kendisine yaratmış olduğu endişeler sonucu ülkesine geri dönme arzusu neticesinde, kurumsallaşma ve profesyonelleşme adımlarında kat edebildiğimiz yolun çok yavaş ilerlemesi. Bu kendi içimizde yaşadığımız sıkıntılara değinmemiz gereken en önemli husustur.
Hizmet verdiğimiz veya vermek istediğimiz kurumlar açısından yaşadığımız en büyük sıkıntıların başında ise; küçük coğrafyamızdan kaynaklı hep bir ahbap çavuş ilişkisinden beslenildiği için, kurumsallaşmanın, dijitalleşmenin veya profesyonel reklam hizmetlerinin gerekliliğini çoğu zaman anlatmakta veya kabul ettirmekte zorlanıyoruz. 
Bürokratik olarak yaşadığımız sıkıntılara gelirsek Seçim Var, sonra yine Seçim Var, daha sonra yine Seçim Var :=) sanırım yeteri kadar açık oldu.
  Soru: Ülkemizde iş yapılabilirlik ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  Yanıt: Aslında farklı alanlarda yatırıma ihtiyaç olduğu gibi birçok iş fırsatı var. Lakin bir şirket kurma sürecinin bile neredeyse aylar sürdüğü bir ortamda, aşırı bürokrasi, gerekli yasal düzenlemelerin eksikliği, yönlendirici ve destekleyici hiçbir devlet politikasının olmayışı da eklenince, maalesef bu avantaj dezavantaja dönüşüyor. Girişimcilik yapmak isteyen gerek iç piyasadaki yatırımcıların gerekse dışarıdan gelen yatırımcıların iş yapılabilir bu ortamda nasıl iş yapılmasını öğrenip, yatırımlarını sonlandırmalarıyla maalesef ölü şirketler ülkesi olarak nam yaptığımızı düşünmekteyim.
  Soru: İş dünyasında genel olarak yaşanılan sıkıntılar nelerdir? Bunların aşılabilmesi için Önerileriniz var mıdır?
  Yanıt: İş dünyasındaki sıkıntılar çok geniş ve çok uzun bir mevzu. Bunları sıralamaya başlarsak günlerce konuşuruz. Yine de kısaca bahsedecek olursak; sektör yatırımcılarının bir para kaynağı olarak görülmesi, üreticinin alışıla gelmiş sektörler dışında ve alışıla gelmiş yöntemler dışında desteklenmemesi, sektörel bazda değerli ve değersiz yatırım ayrımlarının gerçekçi yapılamaması veya ayrımcılıkla yapılması, kamu maliyetlerinin çok yüksek olması, Hukuk sisteminin çökmüş olması (hukukçular her ne kadar kabul etmese de), tüm bu ve bunun gibi sıkıntılar yüzünden biz Kıbrıs Türk İş İnsanları Derneği olarak bu ülkede iş yapabilen, yaptığı işle katma değer oluşturabilen ve belirli ölçüde yatırımını büyütebilen tüm iş insanlarını dünyanın en zeki iş insanları olarak adlandırıyoruz. 
Aslında tüm bunların çözümü çok basit, derneklerin, sendikaların, grupların vb. bunun adına ne denirse densin oy uğruna belirli grupların esareti altında ezilen popülizme yenilmiş siyasi anlayışın tamamen terk edilmesi gerekmektedir. Gerekirse radikal sistem değişiklerine gidilerek tüm ülke kaynaklarının doğru şekilde doğru yerlere kullanılması sağlanarak iş dünyasının tüm kamburları kaldırılabilir. İş dünyasının üzerindeki bu kamburlar kalkarsa daha yaşanılası, ekonomik alanda kalkınmış, kendi ayakları üzerinde durabilen eşit, demokratik ve kendimizi gerçek sosyal değerlere adamış bir ülkede yaşarken bulacağımız gerçeğini herkes görebilecek olgunluktadır.
Ambargo yalanıyla avunmayalım
  Soru: KKTC’de dikkatinizi çeken eksikler ve fazlalıklar nelerdir? Ülkenin ekonomik açıdan düzlüğe çıkabilmesi için sizce ne yapılmalı?
  Yanıt: En büyük eksik kendimizi ambargo yalanına inandırıp ülke tanıtımına ve ekonomik lobi faaliyetlerine gerekli özeni göstermemektir. Bu özen, hükümetlerin keyfi politikası olmaktan çıkıp devlet politikası olarak uygulanması gerekmektedir. 
Fazlalığımız iki parçalı aslında birincisi çok masumuz ve polyannacılık oynamaktan kendimizi alı koyamıyoruz. Toplum birilerinin yanında veya bir çatı altında bizlere yardım edileceğine o kadar inanıyor ki bazen aklıselim insan bile gerçeklerden şüphe duyar oluyor, ikinci olarak bazen de tam bunun aksine çok özgüvenliyiz küçük dağları kendimiz yarattık zanneder edalarda bunun narsisizm olduğunu fark edemeyecek boyutlarda kendimiz dışındakileri sürekli dışlayarak var olmaya çalışmaktayız.
Yatırımcılar teşvik edilmeli
  Son olarak nasıl ekonomik açıdan kendi ayakları üzerinde durmak bir insana özgürlük getiriyorsa ülkelere de aynı oranda özgürlük getirir. Bu yüzden popülizmin esiri olmuş politika bir an önce terk edilmelidir, dijitalleşen dünyaya entegre olmalıyız, kamu harcamaları kontrol altına alınmalı, ülkemize akılcı katma değeri yüksek olacak yatırımcılar teşvik edilmeli ve tamamı maddi manevi desteklenmeli, hayatları kolaylaştırılmalı, hukuk sistemi düzenlemeleri ile yatırımları güvence altına alınmalı, yurt dışından gelen her türlü turizm ziyaretçisine, bir yurt dışı ülke temsilcisi olarak davranılmalı, her birine ülke tanıtımı tam anlamıyla yapılmalıdır. Tüm bunlar çarkın dişlileri gibidir. Çark doğru şekilde dönmeye başladı mı, yatırımcı kazancı artacağı için paylaşım oranları da, hizmet sağlayıcı kazançları da aynı oranda artacaktır.

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER