‘Başarabiliriz’

50 yıllık sorunların 50 günde çözülemeyeceğini söyleyen Başbakan Erhürman, uzun vadeli programların önemine dikkat çekti

‘Başarabiliriz’

    Başbakan Tufan Erhürman, bütçenin geçmesi sonrasında 4’lü koalisyon hükümetinin 4.5 ayı doldurduğunu ifade ederek, “50 yıllık sorunları 50 günde çözmemiz mümkün değildir” dedi.

   Kısa vadede hükümetin ortaya koyduğu performansı değerlendiren ve yapılanları anlatan Erhürman, sorunların çözümü için uzun vadeli planlamanın önemine dikkat çekti. Erhürman “Yapamayız, başaramayız” şeklindeki eleştirilere “Hayır yapabiliriz” sözleriyle karşılık verdi.  
   Başbakan Erhürman, Diyalog Tv’de Cemre Akar’ın hazırlayıp sunduğu ‘360 Derece’ programına konuk oldu ve soruları yanıtladı. 
      Erhürman, 4.5 aylık süreçte karşılarına çıkan döviz krizi konusunda adımlar attıklarını söyledi. 
   Erhürman, “4’lü koalisyon hükümetinin karar almasında sıkıntılar yaşanıyor mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: 
“4’lü ilk kez deneniyor. Evet sorunlar yaşadım ancak bunlar arasında 4’lü koalisyondan ötürü yaşanmadı. Ayni sorunlar tek parti iktidarında da yaşanabilecek sorunlardı. Bakanlıkların kendi yetki alanları var. Koordine etmemiz gereken konularda küçük toplantılarla sorunları aşmaya çalıştık. Uyuşmazlık ile karşılaşmadık bugüne kadar. Bakanlar Kurulu toplantısında 4 partiden bakan gibi bir durum söz konusu değil. Tartışma olursa da onlar partilerden değil, sorun bazlı konulardan oluyor. Bu bazı yavaşlamaları da beraberinde getirebilir. Farklı görüş göz çıkarmak önemli olan farklı görüşleri harmanlayıp doğru kararı üretmektir. O nedenle Bakanlar Kurulu toplantıları dışında da konuya ilişkin bakanları başbakanlıkta toplayıp kararlar alabiliyoruz.  Şu ana kadar yaşadığımız süreçte bir tehdit ortaya çıkmadı.” 
   Erhürman, kabinedeki bakanların performansından memnun olduğu mesajını da verdi. 

“4.5 ay zorlu geçti”
  Başbakan Erhürman, takvimsel sıkıntılar nedeniyle 4,5 ayın oldukça zorlu geçtiğini belirterek şunları kaydetti: 
   “Zorlu bir 4,5 ay geçti. Güvenoyu alma süreci, bütçenin geçmesi, ekonomik protokolün imzası ve sonrasında da yerel seçimler geldi. Bu noktalarda zaman kısıntıları yaşandı. Arzu ettiğimiz işler olmadı ama bu süreci bilerek geldik. Kısa vadeli yapılacak işler uzun vadeli yapılacak işler var. 50 yılda bozulmuş bir düzeni 50 günde düzeltme şansına sahip değiliz. Mesela eğitim sistemindeki sorunlara baktığımızda ufak dokunuşlar yapabilirsiniz belki ya da hastaneden kayda değer dokunuşlar yapıldı, polikliniklerin 14,30’a kadar açıkta kalması, hemşire sayısının artması gibi… Ya da polisin kendi işini yapabilmesi için özel koruma yasasının yapılması. Bunlar küçük dokunuşlar ama uzun vadede sistemi değiştirecek işler yapmalıyız. Genel Sağlık Sigortası’na geçici kademeli olarak geçirmeliyiz. Uyuşturucu tedavi merkezini halletmemiz gibi.” 

“Sosyal patlamalar olacak”
   Tufan Erhürman, özel okullarda okuyan çocuklarla devlet okulları arasındaki çocukların sosyal bir ortamı paylaşamamalarının ileride sorunlar yaratacağını ifade etti.
Erhürman, “Özel okullarla kamu okullarındaki çocuklar birbirlerini bir sosyal ortamda bile göremiyor. Bir kısmı cep telefonlarıyla haşır neşirken diğerlerinin böyle bir olasılığı yok. Bu arayı kapatmazsak sosyal patlamalar olacak. Bunun arasını kapatmamız gerekiyor. Biz uzun vadeli politikaları da önümüze koymamız gerekiyor. Eğitimde, sağlıkta, tarımda böyle… Uzun soluklu projeler lazım” dedi.

“Turizm’de KKTC marka olmalı”
  Turizm politikasına yönelik mesajlar da veren Başbakan Erhürman, KKTC’nin marka olması için politika ortaya konmasının önemine değinerek şunları aktardı:
“Türkiye’de turizmde kaybettiğinde biz kazanıyoruz. Türkiye toparladığında biz kaybediyoruz. Bu demek ki bizim ortaya koyduğumuz politika doğru değil. Biz KKTC turizm ürününü bir marka olarak ortaya koymamız gerekiyor. Antalya dururken neden KKTC’ye gelsin diye düşünmemiz lazım. Değil 4,5 ayda bunu her şeyiyle 4,5 yılda bile çözemezsiniz. Ve bu süreç daha da büyüyerek karşımıza çıkacak. O nedenle bu politikaları üretmeye başlamalıyız.”

Rumlar’ın akaryakıt  tepkisi abuk sabuk 

   Başbakan Erhürman, akaryakıt fiyatlarının yükselmemesi için uğraş verdiklerini ifade ederek, son yaşanan akaryakıt tartışmasında Rumlara tepkisini şu sözlerle ifade etti: 
“Fiyat İstikrar Fonu (FİF)’teki tüzüğü değişerek akaryakıt fiyatlarını yükseltmedi. Bakın ne oldu, Rumlar bile buradan akaryakıt almaya çalıştı ve abuk sabuk tedbirler ortaya koymaya çalıştılar. Türkiye’de seçimler bitti, şimdi dövizin stabil bir duruma gelmesini bekliyoruz ama gelmezse akaryakıtta fiyat zammı gündeme gelebilir. Her alanda zam yaptığımızda insanların alım gücü düşürecek ve devletin geliri azalacak. İşte bunları oturup değerlendirdik ve adımlar attık bu 4.5 yılda. Yapılan zamanlarda bir önceki hükümetten devraldığımız zamlardı. Ondan sonraki süreçte ise adımlar artarak zammın önene geçtik.”
 
“Saldım çayıra Mevlam kayıra!”
   Yükseköğretimde 100 bin öğrenciye sevinirken, yarattığı sorunlarla da karşı karşıya kalındığını anımsatan Erhürman, bu konudaki politikayı eleştirdi. 
   Erhürman, “Yüksek öğretimde bir sürü sorun da beraberinde geldi. Nüfusun 3’te 1’nin yani 100 bin öğrenci olduğu yerlerde toplu taşımacılık bu durumdaysa sıkıntılıdır. Türkçe dışında çok farklı dil konuşan insanlar geziyor ülkede. Suç oranları artıyor, yasa dışı faaliyetler artıyor. Bir yanda 100 bin öğrenciye sevineceksiniz ama beraberinde gelen sorunlara plansızlık nedeniyle sıkıntı olacak. Bu devlet yönetme modeli değil, saldım çayıra Mevlam kayıra anlayışıdır. Bizim derdimiz planlı, önümüzü görebileceğimiz bir yapı oluşturmaktır. Ama uzun vadeyi planlarken kısa sürede de insanlara dokunacağız. Öncelikle yoksul insanlara dokunmalıyız. Bu insanların hangi milletten geldiği değildir  önemli olan, bu kişiler önceliğimizdir. Bu nedenle İskele Karpaz önceliğimizdir” ifadelerini kullandı.

“İskele ve Karpaz’a üniversite şart”

   İzleyicilerden gelen soruları da yanıtlayan Erhürman, İskele Karpaz bölgesine kesinlikle üniversite istediklerini de sözlerine ekledi.
Erhürman şunları kaydetti, “İskele’ye üniversite konusu benim için çok önemlidir. Lefke’de, Güzelyurt’ta, Lefkoşa’da, Girne’de, Mağusa’da var bir tek İskele ilçesinde yok. Biz 4,5 ayda burada üniversite meselesiyle ilgili 2 ayrı çalışma yürüttük. Dipkarpaz’da GAÜ projesi var. Bir de Yenierenköy’de İTÜ’nün projesi vardı. Göreve geldiğimizde bu iki projeyi sorduk. Bu bölgelere nüfus lazım, ekonominin döngüsünün sağlanması için. İskele merkez, Yeni Erenköy ya da Dipkarpaz’a üniversite istiyoruz. GAÜ 2020 başında burada eğitime başlanacağını bize söyledi. İTÜ Yeni Erenköy’e kısa vadede yatırım düşünmediğini açıkladı biz de iptal ettik. Bu bölgeye yeni bir üniversite istiyoruz.” 

“Başarabiliriz, yapabiliriz”
Kıbrıslı Türklerin birçok alanda bireysel başarıla imza attığını ancak bunu toplumsal başarıya dönüştüremediğini söyleyenh Erhürman, “başarabiliriz, yapabiliriz” dedi.
Erhürman konuşmasının devamında şunları aktardı, “Bu memlekette başarılı olan insanlar var. Sınırlı koşullar içerisinde çok çalışıp uluslar arası düzeyde başarılı olan insanlar ve gençlerimiz var. Bu insanları görmezden geleme hakkı yoktur kimsenin. Bunu nüfusa oranlarsanız ciddi başarılı insanlarımız vardır. Bireyler düzeyinde başarılara imza atabiliyoruz ama ne zaman bir araya gelip bir şey yapmamız lazım, haset devreye giriyor, örgütsel anlamda adım atamamız gibi sorunlar yaşıyoruz. Bizim toplumsal başarılara imza atmamız lazım. Spor, bilim, kültür sanat alanlarında da bu böyle. “Kıbrıslı Türklerden bir şey olmaz” diyerek  bireysel başarıları toplumsal başarılara dönüştürmede başarısız oluyoruz. Hayır, biz yapabiliriz.” 

“Sicil affı geçecek”
Erhürman, sicil affı konusunda ise şunları aktardı, “Sicil affı meclise sunuldu,  bunu gerçekleştireceğiz. Özellikle 18 yaşın altında işlenen bazı suçlar var. 18 yaşın altındaki herkes çocuktur. Bazı hataların insanları hayat boyu takip etmesi gibi konular var. 18 yaşın üstündeki bazı suçlar da var. Yani şeytana uydu diye hayat boyunda bunu taşımaları doğru değil. Meclise sunuldu bu çalışma.” 

“Eşimleyken koruma kullanmıyorum”
Programın başında korumalarla ilgili bir soruyu yanıtlayan Erhürman, “Mesai saatleri içerisinde arkadaşlarımız var. Ancak ben çok kullanmak istemiyorum. O nedenle mesai sonrasında güvenlik kullanmıyorum. Özellikle de eşimle birlikte olduğum zamanlarda” diyerek konuyla ilgili düşüncelerini aktardı.  

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 10:46

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER