banner564

Tüketici bilinçlenmeli

Engin Yeşilada, ekonomik olarak neyin üretilip neyin üretilmemesi gerektiğine karar verilmesi ve çok kıt olan kaynakları da teşvik amaçlı kullanmak gerektiğini belirtti

Tüketici bilinçlenmeli
banner598
HK Ajans 
Metgin Ltd. direktörlerinden Engin Yeşilada, ekonomik olarak neyin üretilip neyin üretilmemesi gerektiğine karar verilmesi ve çok kıt olan kaynakları da teşvik amaçlı kullanmak gerektiğini belirtti. Ülke ekonomisi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunan Yeşilada, tüketicilerin daha çok bilinçlenmesi ve ürünlere gelen fonun kendi cebinden çıktığının farkında olup, bu paranın nereye gittiğinin hesabını sorması gerektiğini kaydetti. İthalatçıların sürekli olarak kötülendiğini anımsatan Engin Yeşilada, “Vergi veren ilk 100 sıradaki şirketlere bakıldığında, ithalatçıların listenin büyük bir çoğunluğunu oluşturduğu görülüyor. Herkes sanayici olarak görülmemeli” diye konuştu. 

“Öz kaynaklarımızla bu işe başladık”

Soru: Metgin LTD’nin doğuşu nasıl oldu? 

Yeşilada: Mehmet Hatay ile biz mahalleden arkadaştık. Ayrıca sınıfta okuduk, sıra arkadaşı olduk. Üniversiteyi Türkiye’de aynı şehirde okumadık ama sürekli görüştük. Ben iktisat, Mehmet ise ekonomi okudu. Okul bittikten sonra “Ne yapabiliriz?” diye düşündük. İkimiz de memur olmak istemiyorduk. Araştırmalarımız sonucunda “dayanıklı tüketim maddesi” işine girmeye karar verdik. Cebimizde ne varsa ortaya koyduk ve 7 palet bezelye ile başladık bu işe. Hollanda’dan ithal bir üründü. 2 yıl boyunca hiç eleman almadık, mümkün olduğunca para çekmedik. Annemizden, babamızdan destek aldık. Ortağım Mehmet ile farklı karakterlerde olduğumuz için sürekli bir birimizi dengeledik. Farklılığımızı avantaja dönüştürdük. 26-27 yıldır beraberiz. Şimdi hedefimiz, şirketimizi kurumsallaştırıp bizden sonra gelecek nesillere bunu sağlıklı bir şekilde teslim etmek.

“Yeni binamız yapılıyor”

Soru: Konserve bezelye ithali ile başladığınız işte, bugün ülke çapında bilinen ve piyasada ciddi bir yeri olan Metgin şirketiniz var. Metgin bugün ülkeye hangi ürünleri getiriyor? 

Yeşilada: Biz her zaman öncü olmayı hedef haline getirdik. Pazarlama teknikleri açısından da her zaman yenilikçiyiz. Şu anda örneğin, yeni bir yatırımımız var. Bina yapıyoruz. Buna lojistik merkezi de diyebiliriz. Kıbrıs’ta ilk defa olacak olan bir sürü unsuru olacaktır. Bu da bize bir ivme katacak. Adada bir anlaşma olur veya olmaz, rekabet koşullarını bir çita yukarı çekeceğiz. Metgin, ülkede olmayan bir sürü ürünü getirmiştir ilk kez. Olanlarla da ciddi rekabet yaparak onların da tüketiciye daha sağlıklı ve daha çeşitli ve daha uygun fiyata ulaşmasını sağlamıştır. Tüketici bilincini de artırmaya gayret gösteriyoruz. Bence memleketteki en büyük sıkıntılardan bir tanesi de tüketicilerin yeterince bilinçli olmamalarıdır. Olmaları halinde, iyi ile kötüyü daha iyi ayıracaklarından dolayı, biz onların bilinçlenmeleri konusunda da elimizden ne gelirse yapmaya hazırız.

“Tüketici bilinci”

Soru: Tüketicinin bilinçlenmesi adına Metgin neler yapıyor? Tüketici bir ürünü alırken nelere dikkat etmeli?

Yeşilada: Öncelikle rutin olarak, üretim tarihi ile son kullanım tarihine bakması şart. Muhafaza koşullarına, içeriğine bakması gerekir. Ancak, bunun arkasında da, örneğin peynirden konuşacak olursak, peynirin çeşitlerinin içeriğinde neler olduğunu, peynirin zaman içerisinde bekleyerek tadının daha da güzelleştiğinin tüketici tarafından bilinmesi gerekiyor. Bunun yanında üretim şekli de önemli. Bizim bir ürünümüz var ki, yüzde yüz natureldir. İçinde hiç katkı maddesi yoktur. Her ne kadar bunlar için reklam versek de, halkımız tarafından çok fazla bu bilinmemektedir. Ancak Avrupa’da bu gibi şeyler için çok ciddi paralar harcanıyor. Çok ciddi araştırmaların yapılması gerektiği için bunların da fiyatları çok daha yüksek. Fakat biz burada halk o bilinçte olmadığı için bu fiyatları koyamayız. Mümkün olduğunca bu fiyatı aşağılara çekip biz kendimiz o aradaki fiyat farkını karşılıyoruz. Çok fazla rakip ürünleri eleştirmek istemem ancak kendi ürünümün ne olduğunu sizlere anlatmak isterim. Rakip ürünlerde olmayan şeyler, örneğin bulaşık deterjanında, bulaşıklar yıkanırken insanların ellerini daha az yıpratan bir sürü deterjan var. Veya sabunlarda bakterileri öldüren “Activex” gibi markaların kullanılması konusunda farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Bu konularda sosyal sorumluluk içeren tanıtımlar yapıyoruz. Diyabet Derneği ve ÖZEV ile yakın ilişkilerimiz var. Okuttuğumuz çocuklarımız var ama biz bunları çok fazla dillendirmiyoruz. Çünkü bizim bu topluma olan bir görevimizdir.  

“Devletin korumacılık sistemi başarı sağlamadı”

Soru: Biraz da ekonomiden bahsedelim. Son dönemlerde iş insanlarını etkileyen kararlar alınıyor. Fonlar, aflar. Bunun yanında Kıbrıs sorununun çözülmesi halinde Kıbrıs Türklerinin ekonomik olarak altta kalacağı ifadeleri yer alıyor. Siz ülke ekonomisini nerede görüyorsunuz?

Yeşilada: İlk önce biz anlaşma veya anlaşmamayı bir tarafa bırakıp, kendimizi nasıl düzeltiriz ona kafa yormalıyız. Korumacı anlayışla veya ürünlerin üzerine, ithalatta fon veya gümrük koyarak bir yere varılmış olunsaydı. Bu sistem çoktan başarı sağlamış olurdu.1980’lerden bu yana korumacılık sistemi var. Bugün baktığınızda “başarı sağlandı mı?”, hayır. Korumacılığın kime faydası var? Sadece belli şahıslara, belli üretim alanındaki kişilere faydası var. Ama onlar da, işlerini büyütüp daha iyi bir yere gelemiyorlar ölçekten dolayı. Ekonomik olarak bizim neyi üretip, neyi üretmememiz gerektiğinin kararını verip, çok kıt olan kaynaklarımızı da, onları teşvik etmek için kullanmalıyız.

“Tüketici, konan fonun kendi cebinden çıktığını fark etmelidir”

Soru: Bunlar nelerdir sizce?

Yeşilada: Hellim, zeytin, zeytinyağını örneğin ciddi şekilde desteklememiz gerekir. Tüketicinin bilinçlenmesi derken bundan bahsediyoruz. Bu da çok önemlidir. Tüketici, gelen fonun direk kendi cebinden çıktığının farkında olmalıdır. O çıkan paranın da nereye gittiğini bilmelidir. Örneğin biz deterjana fon ödüyoruz. Eğer fon olmasa siz, “x” ürünü 10 TL yerine 8 TL ye alacaksınız. Bu 2 liranın nereye gittiğini tüketicinin sorgulaması gerekir. İşte bilinçlilik budur. 

“Vergiyi veren ithalatçılar”

Soru: Ülkemizde ithalatçılara iyi gözle bakılmaz. Yerli malın önünde duran bir engel olarak görülür ithal ürünler. Gerçekten ithalatçılar olarak ülkeye zararınız var mıdır?

Yeşilada: İthalatçılar olarak bizler kendimizi doğru ifade edemiyoruz. Zaten fırsat da verilmiyor. Yanlış anlamaya insanlar çok müsait. Şimdi “ithalatçılar zarar veriyor” denilir. Allah aşkına bir bakın en yüksek vergi veren ilk 100 şirkete. Bunların kaçı ithalatçı, kaçı sanayicidir. Yani biz tamamen kayıt altındayız. Belki bizim içimizde de kötü çocuklar vardır. Devlet onlara ceza versin ki biz de bu kötü damgadan ve haksız rekabetten kurtulalım.

Güncelleme Tarihi: 10 Ekim 2016, 10:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner471

banner474