banner556

Seçim sistemi ile ilgili söyleşi (3)

Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel ile seçim sistemi ile ilgili  söyleşi (3)

Seçim sistemi ile ilgili söyleşi (3)

Av. Şengül Arsal ve Av. Orhan Arsal 

Taner Erginel KKTC de uyguladığımız seçim sisteminin hatalı olduğunu vurgulayarak “DAR BÖLGE ÇOĞUNLUK SİSTEMİ” önerdi.

Bölüm 3
Soru: Sizce KKTC de uygulanabilecek en uygun seçim sistemi hangisidir? 
Cevap: yöntemini uygulayarak tüm dünyayı tarayalım ve  dünyada en uzun süre, en sorunsuz uygulanmış seçim sistemini bulmaya çalışalım. Bu konuda tüm akademisyenleri çalışmaya davet edebiliriz. İlk akla gelen Kıbrıs Türklerinin bir bölümünün yaşadığı İngiltere’deki  sistem olabilir.  Oradaki seçim sistemi “Dar bölge çoğunluk sistemidir.”
Seçim sistemleri ile ilgili bilgi edinmeye çalıştığımız zaman temelde iki tür  seçim sistemi olduğunu görürüz. Bunlar “Çoğunluk”  ve  “Nispi” seçim sistemleridir. Çoğunluk sisteminin uygulandığı  ülkelerde iki parti kalır.  Bu partilerden bazen biri  bazen diğeri iktidara gelerek ülkeyi yönetir. Çoğunluk sisteminin değişik görüşlere ve küçük partilere fırsat vermediği, bu nedenle yeterince demokratik olmadığı iddia edilir.  
“Çoğunluk”  sisteminin yarattığı bu sorunlara karşılık “Nispi” seçim sistemi daha demokratiktir.  Ancak “Nispi” sistemin uygulandığı ülkelerde siyasi partiler sürekli çoğalmakta, sayısız parti oluşmakta  ve koalisyonlardan ülkeyi yönetmek imkansız hale gelmektedir.  Bu nedenle Nispi seçim sisteminde partilerin sürekli artmasını  önlemek ve istikrarlı Hükümet oluşmasını sağlamak  için formüller aranmıştır. Bizde uygulanan  D'Hondt  seçim sistemi bu formüllerden biridir. Bu sistem Belçikalı hukukçu ve matematikçi Victor D'Hondt tarafından 1878 yılında  tasarlanmıştır. 
 D'Hondt partilerin sürekli çoğalmasını ve ülkenin yönetilemez hale gelmesini önlemek için bir formül düşünmüş  ve seçimlerde partilerin aldığı oyların daha  farklı bir şekilde sayılmasını önermiştir. Bu değişik sayımda  fazla oy alan partiler avantajlı olmakta ve devleti yönetebilecek milletvekili çıkarmaları mümkün olmaktadır. Ancak bu da yeterli olmayınca partilerin Meclise girebilmesi için  baraj düşünülmüş ve “Barajlı  D'Hondt Sistemi” oluşmuştur.
D'Hondt Sisteminin demokratik olduğu, ancak uygulandığı ülkelerde başka sorunlara   neden olduğu görülmüştür. Bu sistemin uygulandığı ülkelerde demokrasinin zamanla  kaosa  dönüştüğü iddia edilmektedir. O zaman sormamız gerekiyor. Bizdeki sorunlar demokrasinin kaosa dönüşmesinin ortaya çıkardığı sorunlar olamaz mı?

Soru: Uyguladığımız “Barajlı D'Hondt” Sisteminin özellikleri nelerdir?
Cevap: KKTC uygulanan “Barajlı D'Hondt” sistemi Türkiye örnek alınarak 1976 Seçim ve Halkoylaması Yasası ile ülkemize gelmiştir.    Sisteminin gereği olarak  seçmenlerin iyi ve güvendikleri bir kişiyi seçmeleri arka plana itilmiştir. Seçmenler  bir partiyi, daha doğrusu bir ideolojiyi seçmeye yönlendirilmişlerdir. Sistem gereği  ülkede 5 veya 6 parti kalmaktadır.  Zamanla halkın başarısız ideolojiden uzaklaşıp başarılı ideolojiye oy vereceği, böylece ülkede demokratik  bir gelişme olacağı düşünülmüştür.  

Teorik olarak bu görüş doğru görünse bile bu sistemin  pratikte başka sorunlar ortaya çıkardığı görülmüştür.  Zamanla her partide  kemikleşen üyeler  oluşmuş ve devleti iktidara gelen partinin bürokratları yönetmeye başlamıştır.  Onlar da partilerine oy veren kişileri memnun etme ve gelecek seçimde oy verecek olanların işlerini yapma çabası içine girmişlerdir. Böylece iktidardaki partiye oy verenlerin işlerini yapan bir bürokrasi oluşmuştur. Üst kademe yöneticilerinin üçlü kararnameyle atanma olanağı ile “ D’Hondt” sistemi bir araya gelince KKTC’de şikâyet ettiğimiz sorunların  ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. 
Bu sistemin başka tuhaflıkları daha vardır. Seçimlerde aday olan bir kişi düşünün. Partisinin, aldığı oy oranına göre belli sayıda milletvekili çıkarma olanağı vardır. Şu halde aday bir taraftan partisine oy verdirmeye çalışırken diğer taraftan, tercih ve karmalarda yakın   arkadaşlarına oy verdirmemeye ve listede üste çıkmaya çalışacaktır. Kişisel menfaati doğal olarak böyle hareket etmesini gerektirecektir. Daha önce belirttiğim gibi bu sistemde arkadaş arkadaşın kuyusunu kazar. Bu nedenle siyasi partilerde klikleşmeler ve hizipleşmeler olmakta sistem adayları dürüstlükten uzaklaştırmaktadır.
Seçim sistemi değişmeden ülkenin sorunlarını ortadan kaldırmak kolay değildir. Örneğin KKTC de bir partiye vurulan her mühür 50 oy sayılır. Partinin otuz millet vekili çıkarıp iktidara geldiğini varsayalım. Millet vekili olamayan diğer 20 adayın durumu ne olacaktır? Kazananların kazanmasında kaybedenlere verilen oyların da katkısı vardır. Onlar da pastadan pay isteyeceklerdir. Müdür, müsteşar olmak isteyecekler veya başka bir şekilde ödüllendirilmeyi talep edeceklerdir. Kaybedenlerin isteklerine partinin karşı gelmesi kolay olmayacaktır. Çünkü bunu yaptığı takdirde  parti gelecek seçimde  kazanma şansını yitirecektir.  Böylece bozuk bürokrasi sorunu devam edecek ve şikayet ettiğimiz sorunların ortadan kalkması mümkün olmayacaktır.

Soru: Karma ve tercih oyları ile ilgili ne söyleyeceksiniz? 
Cevap :“ D’Hondt” sisteminin seçmeni  partiler arasında  seçim yapmaya yönlendirdiği  ve  halkın en güvendiği kişileri seçmeyi ikinci plana attığını gördük.  Sistemin kusurunu bir ölçüde azaltmak ve seçmene adaylardan beğendiği kişiyi de  bir ölçüde tercih etme  fırsatı vermek için “karma ve tercih” olanağı kabul  edilmiştir.  Bu olanağın kolaylaştırılması, halinde sistemde  olumlu bir gelişme olacaktı. Maalesef tam ters yönde bir gelişme oldu. 2016 yılında kabul edilen yasa değişikliği ile  çarşaf liste sistemi kabul edildi. Bu değişiklikte   “karma ve tercih”  zorlaştırılarak seçmenler mühür vurmaya, yani parti seçmeye yönlendirildi.  
7 Ocak, 2018 seçimlerinde kullanılan oyların % 12 ye yakını karma oy kullanmanın zorluğu nedeniyle yanmıştır. Bu demokrasimiz için büyük bir ayıptır. Dünyanın en demokratik seçim sistemine sahip olması gereken ülkemizde demokrasiden ne kadar  uzaklaştığımızı göstermektedir.   2016 değişikliği ile  “ D’ Hondt” sisteminin kusuru artmıştır. 
Halbuki biz geçmişte dünyanın en gelişmiş ülkelerinin  hukukçularına demokrasimizin onların demokrasilerinden daha ileride  olduğunu iddia ediyorduk. Çoğu kez bizimle hemfikir oluyorlardı. Halkın en kolay oy vereceği, en kolay sonuç alınacak , en şeffaf seçim sistemini oluşturmaya gayret ediyorduk. Bu konuda içtihat oluşturduğumuzu ve ABD ye örnek olmayı başardığımızı kitabımda anlatım. 

Devam edecek

Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2022, 11:14
banner560
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner471

banner455