Yeni fikirler denenmeli

Önemli isimlerin katıldığı panelde, Kıbrıs sorunun çözümü için yürütülen federasyon görüşmelerinin artık bir sonuç vermeyeceğinin kanıtlandığı belirtildi 

Yeni fikirler denenmeli

K.K.T.C. Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen “Tarihsel Süreçte Kıbrıs Türklerinin Statüsü‘’ konulu panelde, Kıbrıs sorunun çözümü için bunca zamandır yürütülen federasyon görüşmelerinin artık bir sonuç vermeyeceğin defalarca kanıtlandığı, yeni fikirlerin denenmesi gerektiği tespiti yapıldı. Adaya barışın 1974 Barış Harekatı ile geldiği vurgulanan panelde, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin Kıbrıs Türkleri için olmazsa olmaz olduğunun altı çizildi. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın federasyon modelinde ısrar etmesi de eleştirilerek, Akıncı’nın müzakereciliğinin sınırsız olmadığının Meclis tarafından kontrol edilmesi gerektiği görüşü paylaşıldı. 
Paneldeki konuşmacılar, müzakere süreçlerinin hiçbir sonuç vermediği ve bir politika değişikliği yapılması gerekliliğini dile getirildi.
Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Büyük Salon’da yapılan panelin açılış konuşmasını, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu yaptı. 
Moderatörlüğünü, Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Selçuk Kumbaroğlu yaptığı panelde, Eski Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Eski Müzakereci Osman Ertuğ, TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora, YDÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal geçmişten günümüze Kıbrıs konusunu ve Kıbrıs Türkleri’nin konumunu anlatarak, Kıbrıs sorunun geldiği son durumla ilgili neler yapılması gerektiğine dair tespit ve önerilerde bulundu.

Yoğun katılım oldu
KKTC Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hakan Uygun, panelin açılışında yaptığı konuşmada, panelist ve tüm katılımcılara teşekkür etti.
Ahıska Türkleri hakkında bilgi vererek, neden böyle bir panel düzenlediklerini açıklayan Hakan Uygun, “Ahıska Türkleri olarak 1944 yılında Joseph Stalin tarafından sürgün edilmiş, dünyanın 10 ülkesine dağılmış ve vatansız kalmış bizler, yaşadığımız bu topraklarda ülkemizin bulunduğu durumdan vazife çıkararak, elimizden gelen her türlü çabayı göstermeyi kendimize görev biliriz” dedi. 

Eroğlu, detaylı bilgi verdi
3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türkleri’nin tarihsel süreci, kendi Cumhurbaşkanlığı döneminde yürütülen müzakereler hakkında detaylı bilgi vererek, Rumların bir anlaşmaya niyetinin olmadığını, Kıbrıs Türklerinin 20 Temmuz Barış Harekatı ile barış ve huzur ve güven içinde yaşayacağı bir Kıbrıs coğrafyasına sahip olduğunu söyledi.
Panelin Moderatörü Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Selçuk Kumbaroğlu, enerji konularına değinerek, hidrokarbon aramaları ile Doğu Akdeniz’de suların ısındığı bir döneme girildiğini, Rum tarafının ittifaklar içinde olduğunu, Türkiye’nin de iki sondaj gemisi aldığını anlattı.
Doğu Akdeniz gazının East-Med doğal gaz boru projesi ile Avrupa’ya taşınmasının ekonomik olarak mümkün olmadığını gerekçeleri ile ifade eden Kumbaroğlu, Doğu Akdeniz gazının Türkiye ve KKTC’nin de içinde olacağı bir proje ile taşınmasının daha ekonomik olduğunu söyledi.

Ertuğruloğlu: Artık konfederasyon görüşülmeli
Eski Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs sorunu hakkındaki düşüncesinin çok farklı olduğuna işaret ederek, Rumların “Kıbrıs sorununun 1974’de başladığı ve çözüm için de Türk askerinin adadan gitmesi gerektiği” düşüncesinde olduğunu belirtti. Ertuğruloğlu, “Biz bugüne kadar Rumlarla hep Kıbrıs sorununu çözelim diye konuştuk ama biz daha sorunun ne olduğu noktasında mutabakat sağlayamadık. Sorunun ne olduğu konusunda mutabakat sağlayamamışsak, sorunun çözümü noktasında nasıl mutabakat sağlanır? Ve bundan sonra da böyle bir mutabakat sağlamamız söz konusu değildir” dedi.
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın müzakerelerdeki tutumunu eleştirerek, Akıncı’nın “mümkün olanı istiyorum” tavrı içinde olduğunu söyleyerek, bu yaklaşımın yanlışlığına işaret etti. Ertuğruloğlu, “Ulu Önder Atatürk eğer bu mantalitede birisi olmuş olsaydı; ‘mümkün olanı isteyim’ deseydi, Türk milleti bugün nerde olurdu, Türkiye Cumhuriyeti ne olurdu…” diye konuştu.
Federasyon görüşmelerinin bittiğini, artık konfederasyonun görüşülmesi gerektiğini ifade eden Ertuğruloğlu, siyasi eşitliğin ve karar alma mekanizmalarına etkin katılımın, egemen eşittik varsa bir işe yarayacağını ve anlamlı olacağını söyledi. Ertuğruloğlu, Akıncı’nın federasyon ısrarının zafiyet olduğunu belirtti.

Ertuğ: Alternatif şekiller gündeme getirilmeli
Eski müzakereci Osman Ertuğ da, Rum egemenliğinde bir Kıbrıs’ın yaratılmaya çalışıldığını, Kıbrıs Türkünün buna müsaade etmediğini, Rumların 1963’teki  argümanlarının aynen devam ettiğini ifade ederek, bu şartlar altında müzakerelerin bir anlamı olmadığını söyledi.
Ertuğ, Crans Montana’da 2017’de yapılan Kıbrıs konferansının tam bir başarısızlıkla sonuçlandığını, ilgili tarafların bunu, federal çözüm arayışlarının sonu olduğu şeklinde açıkladığını belirtti.
Ertuğ,  Crans Monta’nda çöküş yaşayan yarım asırlık sürecin, federal çözüm arayışlarının tüketildiğini, bir uzlaşı isteniyorsa bunun için alternatif çözüm şekillerinin gündeme getirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu, farklı çözüm modellerinin başında da iki devletli çözüm modelinin geldiğini, var olan gerçeğin de bu olduğunu ifade etti.
Osman Ertuğ, “Sanal eşitlik çerçevesinde yer alan görüşmelerden bir sonuç çıkmayacağı açık seçik ortadadır. Mevcut koşullara, yani, bugüne kadar bırakıldığı yerden devam şeklindeki görüşme sürecinin hiçbir anlamı yoktur, akıntıya kürek çekmektir” dedi.


Bora: 11 yıl katliama maruz kaldık
TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora, müzakerelerin kaldığı yerden devam etmemesi gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türkleri’nin nereden nereye nasıl geldiğiyle ilgili bilgiler aktararak, yaşanılanlardan ders alınması gerektiğini belirten Bora, Kıbrıs Türkü’nün, Atatürk’ün Samsun’a çıkarak başlattığı “Ya İstiklal Ya ölüm” mücadelesinden ilham alarak var oluş mücadelesini sürdürdüğünü anlattı.
Bora, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıl her türlü zulüm ve katliama maruz kaldığını ve BM Barış Gücü’nün yaşanılanlara seyirci olduğunu tarihsel olaylarla örnekleyerek, yıllardır özlenen barış, huzur ve güvenliğinin Türk askerinin adaya gelmesiyle sağlandığını, böylece, adanın yaşanmış gerçekleriyle bağdaşan, iki devlete dayalı çözümün de sağlandığını söyledi.

Işıksal: Federasyon tek seçenek değil
YDÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal da, Kıbrıs konusunda yaşanılan süreçlerle ilgili akademik saptamalarda bulunarak, Kıbrıs Türk tarafının çok güçlü olan argümanlarını ve haklarını uluslararası alanda anlatamadığını ve kullanamadığını söyledi.
Kıbrıs Türkleri’nin uluslararası ilişkilerde yeni bir pozisyon alması gerektiğinin altını çizen Işıksal, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sürecin dışında kalacağını sanan kesimlerin çok büyük yanılgı içinde olduğunu, Kıbrıs Türkleri ile Türkiye’nin organik bağlarının çok güçlü olduğunu vurguladı.
BM Güvenlik Konseyi kararları görmezden gelinebiliyorsa, KKTC’nin tanımasına engel gösterilen 541 sayılı kararın da görmezden gelinebileceğini dile getiren Işıksal, Kıbrıs’ta uygulanacak zorlama bir federasyonun, diğer bütün barışları da bitireceğini ve insanları, Suriye’deki gibi en temel koruma hakkı olan güvenli alandan mahrum bırakacağını anlattı.
Panelin sonunda katılımcılara plaket verildi ve müzik dinletisi sunuldu. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER