Türkiye hazır

Erdoğan, İstanbul'da 2012'de gerçekleştirilen Bakanlar Konferansı'nda onaylanan Su Vizyonu Belgesi'nin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti

Türkiye hazır
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 3. Su'dan Sorumlu Bakanlar Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, geçen ay İİT 13. İslam Zirvesi vesilesiyle teşkilata üye ülke başkanlarını Türkiye'de misafir ettiklerini hatırlattı.
Erdoğan, İstanbul'da 2012'de gerçekleştirilen Bakanlar Konferansı'nda onaylanan Su Vizyonu Belgesi'nin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Bunu özellikle altını çizerek vurgulamak istiyorum, belgeleri imzalıyoruz ama bunları hayata geçirmeye gelince, ne yazık ki hayata geçirmiyoruz" dedi. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu konuda üzerine düşen görevleri yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.
İranlıların "Oturdular, konuştular ve dağıldılar" şeklindeki sözünü hatırlatan Erdoğan, "Oturup, konuşup, dağılacaksak, bunu hayata geçirmeyeceksek bu toplantıların bereketi kayboluyor. Bu toplantılarımızı bereketlendirmemiz lazım. Netice almamız lazım. Netice almıyorsak yazık olur. Bu toplantıda alınan kararlarla kurulması beklenen Su Konseyi'nin de iş birliği adımlarının hızlanmasına ve Müslüman coğrafyasında refah seviyesinin artmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

"Çıkar ve diplomatik manevra konusu asla olmadı"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye için Suriyeli mülteciler meselesinin bir çıkar veya diplomatik manevra konusu asla olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bizim için bu mesele herhangi bir çıkar veya diplomatik manevra konusu asla değildir. Biz bu meseleye kardeşin kardeşe zor günlerinde destek olması, kucak açması olarak bakıyoruz. Avrupa ülkelerinde mültecilerin yaşadığı dramlar, konuyla ilgili bakış açısı farklılığından kaynaklanıyor. Çünkü konu, eğer imkan meselesiyse Avrupa ülkelerinin imkanları bizden katbekat fazladır. Bilindiği gibi Avrupa Birliği (AB) üyeliğimiz çerçevesinde karşı tarafın zaten yükümlülüğü olan vize muafiyeti için önümüze pek çok şart getirdiler. Bunlardan biri de Suriyeli sığınmacıların ülkemizdeki barınma şartlarını düzeltecek çalışmalar için bize sağlayacakları 3 milyar avroluk kaynaktı. Son 6 yıldır bu çalışmaları zaten yapan bir ülke olarak AB'nin bize böyle bir destek vermesinden elbette memnun oluruz. Bu bizim bütçemize girecek değil, bu direkt olarak Suriyeli kardeşlerimize gidecek bir destek. Fakat, mesele öyle bir yere getirilip düğümlendi ki, sanki bu kaynak sığınmacılara destek için verilmiyor da bize bağış yapılıyormuş gibi bir intiba ortaya çıktı. Bizden proje istiyorlar. Halbuki biz projelerin hepsini zaten gerçekleştirmişiz. Ne projesi? Şu anda 26 kampta biz bu projeleri hayata geçirmişiz. Biz bu projelerin onayını AB'den almadık. Biz kapımıza bu bombalardan kaçan, varil bombalarından kaçan kardeşlerimiz, kimyasal silahlardan kaçan kardeşlerimiz bizim sınırımıza dayandığında biz onları dikenli tellerle geri çevirmedik, kapılarımızı açtık ve bu kardeşlerimizi biz içeri aldık. Niye? 'Ancak inananlar kardeştir' ilkesinden hareketle... Bundan hareketle bizim için bir vecibeydi bunu yerine getirdik."

Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2016, 09:50

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER