Yeşilırmak (Limnidi) yolculuğumuz 

banner453

İsmet Esenyel - yorum

Yeşilırmak (Limnidi) yolculuğumuz 
banner432
banner480

Yerli turizm kapsamında hepimiz için ülkemizin güzelliklerini keşfetmek farklı bir duygu olsa gerek. 
Gezilecek görülecek yerler o kadar çok ki hepsi de birbirinden güzel ve keşfedilmeyi bekliyor.
Batı bölgesi benim için çok ayrıcalıklı olmuştur. Bir anlamda Lefke, Yeşilırmak bölgesi, Güzelyurt ve civar köylerde yaşayan insanların yaz aylarının sahifeye yeridir. 
Bölgenin turizm sektöründe diğer bölgelerimize göre geri kalmışlığı bir anlamda avantaj aslında. Doğa CMC tarafından kesin bir dille bir şekilde tahribata uğramıştır ancak bölgenin farklı yeşili, baharda açan mis narenciye çiçekleri, hurmaları, yafa portakalı, marka çileği, şeftalisi, kolokas sebzesi, karpuzu, patatesi, sarı fasulyesi düşünüldüğünde eko turizm kapsamında en sevdiğim bölgedir.
Bu arada gençliğimizin, ilk denize girdiğimiz yer olması hasebiyle de ayrıcalıklı bir Gemikonağı ve Yedidalga var ki, ister istemez bu bölgeye ayrı bir sevgi besliyorsunuz.
Son yıllarda Sn. Rektör Mehmet Ali Yükselen Hocamız tarafından adeta her gün yükselen bir LAÜ de var. Üniversite, bölgenin sosyal yaşantısını ve demografik yapısını da çok değiştirmiş.
Böylesine bir zamanda halam ve eniştem Fuat Tatlıses’in bu bölgede balık davetini kaçırmak yanlış olurdu.
Attık kendimizi Yeşilırmak yoluna.
Saate baktım Alsancak, Lefkoşa üzerinden Güzelyurt yeni yolu ile mesafe rahat bir sürüş ile tam bir saat.
Güzelyurt portakal bahçeleri, kıyı boyunca uzanan deniz mavisi ve dalgaları arasında güzel bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Nostaljik Gemikonağı ve Yedidalga

Yedidalga ve Gemikonağı gelişmeye rağmen hala daha nostaljik yapısını devam ettiriyor.

banner477
Çocukluğumuzun Flamingo yolu, güzergah üzerinde kahveler, biraz ileride Mardinli restoran, Gambo kahveleri, belediye halk plajı, Aspava ve yanındaki restoranlar yeni yüzleri ile değişmiş ama özü hep aynı. En güzeli de bu aslında. Meşhur Soli harabelerinin tam karşısında adeta bir dinozor boynu gibi denizin içerisine uzanan CMC madeninin taşındığı alan mutlaka korumaya alınmalı.
Biraz ileride ise gençliğimizin en meşhur yeri Çukurgalif. Yoldan aşağıda olmadı münasebetiyle adını buradan alan bu güzel restoran ve deniz plajı hâlâ daha hatıralar da ve aynen aynı yerinde.

Yeşilırmak gerçek bir Ekoturizm başkenti

Müthiş şirin küçük işletmeler, konaklama yerleri açılmış… Vuni King sahibi ve işletmecisi Cemal abimiz adeta denizin içerisine bize masamızı ayırmış. Kışın kapalı restoranı da bayağı meşhur. Tam geçiş kapısı üzerinde olan bu yer Rumlar tarafından da sıkça ziyaret ediliyor. 
Denizin içinde olan masamızda mezelerimiz ara sıcaklar ve meşhur kiremit içinde pişen güveçte balığımız yerini alıyor.
Büyük bir deniz cuprasının içinde özel sosu ve tereyağı ile pişen balık enfes tavsiye ederim. Kıyıya vuran dalgaların ve esintinin içerisinde kayboluyorsunuz. 

Hiç duymadığım bir efsane

"Müsteşarım sizin dönemde aldığımız Çukurova İşletme Kredisi ile otel odalarımızı yirmiden otuza çıkardık, tam da bütün kış bağlantılarımızı yaptık derken, rezervasyonlar işlemeye başladı Corona illeti bizim belimizi büktü" dedi.
Cemal abimize hep derdim böyle güzel bir yerin daha fazla feasible olması için en az 25 odaya ihtiyacın var diye adam kredisini almış ama hiç tanıdık olmayan bir düşman çıkmış karşısına o da Coronavirüs. 

Neyse güzel günler yakın deyip gelelim efsaneye.
“Zamanın birinde kralın kızı bir oğlanı sevmiş ve gizli gizli buluşuyorlarmış. Kız aşkından çok hasta olmuş. Kral da tabii ki kızını vermeyince kızını bu adaya sürgüne göndermiş. Çok hasta olan bu kızı adeta Yeşilırmak’ın sahiline bırakıp gitmişler. Yanında da köpeği varmış bu hasta kraliçenin.
Bir gün, yolu bu tarafa düşen denizci kraliçeyi görmüş ve çok sağlıklı ve güzelliği karşısında şaşkına dönmüş. Nasıl iyileştin diye de sorunca onun hastalığının hala daha bugün bile dağda akan pınarın suyundan içerek iyileştiğini ama hep aşık olduğu oğlanı beklediğini söylemiş. Yıllar geçmiş ama oğlan gelmemiş. O da gözleri denize bakar bir şekilde bir gün sırt üstü yatarak ölmüş.”
Rivayete göre de ay ışığında bu güzel kraliçenin silueti meydana çıkıyormuş. Yüzü, kolları, karnı, bacakları, dağ yamacında ağaçlar içerisinde ay ışığı olduğunda belirirmiş. Çok inanmadım ve Cemal Bey bana kendi telefonundan bir akşam böyle bir ayın denize mehtap olduğu bir akşamda çekilmiş fotoğrafı gösterdi. 
Gerçekten de büyük kocaman bir kadın ağaçlar ve dağların arasından sanki uzun uzadıya yatar bir şekilde uyuyor gibiydi. 
Siz de fotoğrafa bakın benzetecek misiniz?
Kıbrıs işte böylesine mitolojilerin, hikayelerin yazıldığı müthiş bir Akdeniz Adası. Kimisine göre Aşk Adası, kimilerine göre Afrodit Adası, kimilerine göre de kimseye yar olmayan Lanetli Ada. Adamızın güzelliklerini keşfetmeye devam edelim. 

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2020, 02:31

Diyalog Gazetesi

banner478
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner456

banner459

banner473

banner460