“Tıbbın en yenilikçi alanı”

Kök hücre yani rejeneratif tedavileri uzun ve kaliteli yaşam için umut ışığı oluyor

“Tıbbın en yenilikçi alanı”

 Hurşide BAYBORA

Yenileyici özellikleri nedeniyle bugüne kadar tedavisi bulunmayan hastalıklara ya da yetersiz kalan tedavilere seçenek oluşturan kök hücre yani rejeneratif tedavileri uzun ve kaliteli yaşam için umut ışığı oluyor.
Vücutta deri, kan, yağ gibi organlarda bulunan kök hücreleri, tıbbın çözüm üretemediği genetik hastalıklar ve yaşlanmayla bağlı organ hasarları başta olmak üzere, gençliği korumak, bedenin kendini onarma yeteneğini uyarmak gibi çok önemli alanlarda kullanılıyor. 
Tüm dünyada en ilgi gören çalışma alanlarının başında gelen rejeneratif tedaviler, Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği (TPRECD) ve Kuzey Kıbrıs Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin (KKTCPRECD) Girne’de ortaklaşa düzenlediği “Rejeneratif ve Reoperatif Tıp Kongresi”nde ele alındı.
TAK’ın sorularını yanıtlayan TPRECD Başkan Yardımcısı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Vargel ile KKTCPRECD Başkanı Derviş Akbilen, kök hücre tedavileri ve çalışma alanları hakkında bilgi verdi.

Vargel: Bazı alanlarda yolun başında
Konunun, dünyaca tanınan bilim insanlarının katılımıyla KKTC’de gerçekleştirilen kongrede ele alınması ve deneyimlerin paylaşılmasının onur verici olduğu belirten Prof. Dr. İbrahim Vargel, kök hücre tedavilerinin tıbbın en yenilikçi alanı sayılabileceğini kaydetti.
Çaresiz sayılan hastalıklar başta olmak üzere sinir sistemi, damar rahatsızlıkları ve insan ömrünün uzatılmasının yanı sıra sık karşılaşılan Alzheimer ve eklem-iskelet rahatsızlıkları gibi alanlarda çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çeken Vargel, bazı alanlarda kök hücre tedavilerinin yolun başında olunduğunu ve bazı fazların da tamamlanmak üzere olduğunu vurguladı.

“DNA hasarları onarılacak…”
Tedavi yönteminin bir kısmının yakın gelecekte kabul edilerek, tıp dünyasında kullanılacağını dile getiren Vargel, tedavinin özellikle DNA hasarlarını onarmasının tıp tarihinde dönüm noktalarından birini oluşturacağını vurguladı.
Kök hücre ve gen tedavilerine çok büyük bütçeler ayrıldığını, DNA hasarının bir kısmını onarmanın, genetik hastalıklara tedavi imkanı getirebileceğini vurgulayan Vargel, bu hastalıklara karşı aşı geliştirme çalışmalarının kök hücre tedavilerinin başarısına bağlı olarak insanlık hizmetine sunulabileceğini kaydetti. 

“En başta plastik cerrahlar uygulayacak”
Vücuttan en kolay kök hücre alınabilen ve ayrıştırılabilen dokunun yağ hücreleri olduğuna dikkat çeken Vargel, yağ dokusu almak, ayrıştırmak, vücuda vermenin plastik cerrahinin alanı olmasından dolayı plastik cerrahları ister istemez bu alana yönelttiğini vurguladı.
Vargel, estetik amaçlı işlemlerin yanı sıra, yanık, yara, iz, doku kayıplarını onaran rekonstrüktif cerrahi işlemlerini de yapan plastik cerrahların, yakın gelecekte kök hücre tedavilerinin en yetkin uygulayıcıları olacaklarını belirtti. 


Akbilen: Gelişmeyi yakın takip ediyoruz
Kuzey Kıbrıs Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği (KKTCPRECD) Başkanı Derviş Akbilen de, regeneratif tıp konularındaki gelişmelerin Kıbrıs’taki plastik cerrahlar tarafından yakından takip edildiğini vurguladı.
Yağ dokusu ve yağ dokusu içinde bulunan kök hücreler kullanıldığını kaydeden Akbilen, yüzün gençleştirilmesi yönteminin, estetik uygulamalarında sıklıkla kullanıldığını söyledi. 

Genetik hastalıklara tedavi imkanı sunan DNA hasarı onarımının çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Akbilen, ayrıca plastik cerrahide yanık yaralarında, iyileşmesi zor kronik yaralarda, yüzde ve vücuttaki izlerin tedavisinde başarılı bir şekilde kullanıldığını belirtti.
Yakın gelecekte 3 boyutlu yazıcılarla kök hücreleri yeni doku oluşturmada kullanma çalışmalarının devam ettiğini görmenin çok ümit verici bir gelişme olduğunu vurgulayan Akbilen, rekonstrüktif cerrahi ile uğraşan cerrahlar için bunun çok önemli bir gelişme olduğunu kaydetti.
Akbilen sözlerini şöyle tamamladı: 
“Bu teknolojiyi ilk kullanan branşlardan biri olacağımızdan şüphe duymuyorum ve bu beni gerçekten heyecanlandırıyor. Birçok tümör ameliyatından veya kazalara bağlı doku kayıplarının onarımında da önemli bir tedavi yöntemi olarak yer alacak”.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER