banner556

“Dar Bölge Çoğunluk Sistemi” önerdi (3)

Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, seçim sistemi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu

“Dar Bölge Çoğunluk Sistemi” önerdi (3)

Ülkemizin genç ve başarılı avukatlarından Şengül Arsal ve Orhan Arsal’ın seçim sistemi ile ilgili yönelttiği sorularını yanıtlayan Taner Erginel’in cevapları şu şekilde oldu:
Soru: Uyguladığımız “Barajlı D'hondt” sisteminin özellikleri nelerdir?
Cevap: KKTC uygulanan “Barajlı D'Hondt” sistemi Türkiye örnek alınarak 1976 Seçim ve Halkoylaması Yasası ile ülkemize gelmiştir.  Sistemin gereği olarak seçmenlerin kendi bölgelerinde yaşayan en iyi ve en güvendikleri bir kişiyi seçmeleri arka plana itilmiştir. Seçmenler bir partiyi, daha doğrusu bir ideolojiyi seçmeye yönlendirilmişlerdir. Sistem gereği ülkede 5 veya 6 parti kalmaktadır. Zamanla halkın başarısız ideolojiden uzaklaşıp başarılı ideolojiye oy vereceği, böylece ülkede demokratik bir gelişme olacağı düşünülmüştür. 
Teorik olarak bu görüş doğru görünse bile bu sistemin pratikte başka sorunlar ortaya çıkardığı görülmüştür. Zamanla her partide kemikleşen üyeler oluşmuş ve devleti iktidara gelen partinin bürokratları yönetmeye başlamıştır. Onlar da partilerine oy veren kişileri memnun etme ve gelecek seçimde oy verecek olanların işlerini yapma çabası içine girmişlerdir. Böylece iktidardaki partiye oy verenlerin işlerini yapan bir bürokrasi oluşmuştur. Üst kademe yöneticilerinin üçlü kararnameyle atanma olanağı ile “D’Hondt” sistemi bir araya gelince KKTC’de şikâyet ettiğimiz sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. 
Bu sistemin başka tuhaflıkları daha vardır. Seçimlerde aday olan bir kişi düşünün. Partisinin, aldığı oy oranına göre belli sayıda milletvekili çıkarma olanağı vardır. Şu halde aday bir taraftan partisine oy verdirmeye çalışırken diğer taraftan, tercih ve karmalarda yakın arkadaşlarına oy verdirmemeye ve listede üste çıkmaya gayret edecektir. Kişisel menfaati doğal olarak böyle hareket etmesini gerektirecektir. Bu sistemde arkadaş arkadaşın kuyusunu kazar. Bu nedenle siyasi partilerde klikleşmeler ve hizipleşmeler olmakta sistem adayları dürüstlükten uzaklaştırmaktadır.
Seçim sistemi değişmeden ülkenin sorunlarını ortadan kaldırmak kolay değildir. Örneğin KKTC’de bir partiye vurulan her mühür 50 oy sayılır. Partinin otuz milletvekili çıkarıp iktidara geldiğini varsayalım. Milletvekili olamayan diğer 20 adayın durumu ne olacaktır? Kazananların kazanmasında kaybedenlere verilen oyların da katkısı vardır. Onlar da pastadan pay isteyeceklerdir. Müdür, müsteşar olmak isteyecekler veya başka bir şekilde ödüllendirilmeyi talep edeceklerdir. Kaybedenlerin isteklerine partinin karşı gelmesi kolay olmayacaktır. Çünkü bunu yaptığı takdirde parti gelecek seçimde kazanma şansını yitirecektir.
Bir devletin iyi yönetilebilmesi için en ehil kişilerin en iyi makamlara getirilmesi gerekir. Maalesef Barajlı D’Hondt sisteminde bu mümkün değildir. Çünkü müdür ve müsteşar olmayı bekleyen seçimlerde destek sağlamış kişiler vardır. 
Böylece bozuk bürokrasi sorunu devam etmekte ve şikayet ettiğimiz sorunların ortadan kalkması mümkün olmamaktadır.
Müşavir sorunu da bu sistemin doğal bir sonucudur. Bir parti iktidara gelince diğer partinin müdür ve müsteşarları evlerinde oturarak aylıklarını almaya devam ederler. Böyle lüks dünyanın en zengin ülkelerinde dahi yoktur. D’Hondt sistemi devam ettiği sürece müşavir sorununun çözülmesi de mümkün değildir. Çünkü bu sorunu çözmeye kalkan parti kendi kuyusunu kazmış olur.

Soru: Karma ve tercih oyları ile ilgili ne söyleyeceksiniz? 
Cevap: “ D’Hondt” sisteminin seçmeni partiler arasında seçim yapmaya yönlendirdiği ve halkın en güvendiği kişileri seçmeyi ikinci plana attığını gördük. Sistemin kusurunu bir ölçüde azaltmak ve seçmene adaylardan beğendiği kişiyi de tercih etme fırsatı vermek için “karma ve tercih” olanağı kabul edilmiştir. Bu olanağın kolaylaştırılması, halinde sistemde olumlu bir gelişme olacaktı. Maalesef tam ters yönde bir gelişme oldu. 2016 yılında kabul edilen yasa değişikliği ile çarşaf liste sistemi kabul edildi. Seçmenin tanımadığı bir kişiyi tercih etmesi istendi. Bu değişiklikte  “karma ve tercih” zorlaştırılarak seçmenler mühür vurmaya, yani parti seçmeye yönlendirildi. 
7 Ocak, 2018 seçimlerinde kullanılan oyların %12 ye yakını karma oy kullanmanın zorluğu nedeniyle yanmıştır. Bu demokrasimiz için büyük bir ayıptır. Dünyanın en demokratik seçim sistemine sahip olması gereken ülkemizde demokrasiden ne kadar uzaklaştığımızı göstermektedir.  2016 değişikliği ile “ D’Hondt” sisteminin kusuru artmıştır. 
Halbuki biz geçmişte dünyanın en gelişmiş ülkelerinin hukukçularına demokrasimizin onların demokrasilerinden daha ileride olduğunu iddia ediyorduk. Çoğu kez bizimle hemfikir oluyorlardı. Halkın en kolay oy vereceği, en kolay sonuç alınacak, en şeffaf seçim sistemini oluşturmaya gayret ediyorduk. Bu konuda içtihat oluşturduğumuzu ve ABD’ye örnek olmayı başardığımızı kitabımda anlattım.   (Devamı yarın)

banner560
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner464

banner455