banner564

Esas mesele Gazze denizindeki doğal gaz zenginliği

İsmet Esenyel - yorum

Esas mesele Gazze denizindeki doğal gaz zenginliği
banner598

Bugün tam 36 gün oldu. Hiroşima ve Nagazaki’ye bırakılan atom bombalarından neredeyse ton bazında değerlendirecek olursak; nerede ise iki katı daha fazla bomba atıldı. On binlerce Müslüman kadın erkek çocuk bu bombaların altında kalarak can verdiler. Vermeye de devam edecekler. 
Hiçbir savaş nedensiz çıkmaz. Mutlak süreçte asırlarca devam eden emperyalizme karşı duyulan derin nefret ve sömürgeyi karşı gelme, ya da insanca yaşama koşulları ellerinden alınmak istenen, özgürlükleri kısıtlamaya çalışılan halklar, onları ezmeye çalışanlar karşısında bir gün gelir baş kaldırır. Eskiden sömürgecilik aleni yapılırdı büyük emperyal güçler Afrika kıtasını, doğal kaynakların bol olduğu Uzakdoğu ülkelerini sömürmüşlerdir. Ancak 20. yüzyıla geldiğimiz zaman; demokratikleşme ve özgürlük hareketleri sonucunda birer birer kara parçası olarak azalan sömürge ve emperyal güçler; kendilerince daha zeki bir yönteme baş vurdular. Yörüngelerini daha çok dünya üzerinde bulunan zengin ve doğal kaynakları nasıl sömürebilirim felsefesine çevirdiler. Bunun sonucunda da bugünkü savaşların, her gün televizyon ekranlarında izlediğimiz acıların yaşanmasına vesile oluyorlar.
Adeta Amerikan ve İngiliz emperyalizmi altında ezilen ve özellikle bu iki ülkenin piyonu olan sözde Müslüman Arap ülkeleri ; esasta petrolün ve doğal gazın getirdiği zenginlikle bir anda statü değiştirmiş kabile ve aşiret Arap toplulukları adeta dünyanın en zenginleri olmuşlardır . Tabii ki bunu yaparken de onurlarını da satmaktan çekinmemişlerdir. Burada esas sesini çıkaran her zaman Müslüman alemin tek savunucusu Anavatan Türkiye’dir. 
Bütün bu zenginliğin en başında Amerikan ve İngiliz şirketleri, sonra Fransız hatta İtalyan ve Hollandalı petrol ve doğal gaz şirketleri vardır . ( Eni , Chevron , BP , Shell , ) bugün yaşanan insanlık dramı karşısında suspus olmaktadırlar. Bu yüzdendir ki; yaklaşık üç hafta önce Amerikan cumhurbaşkanı olan , ayakta durmakta zorlanan , ne konuştuğu bile anlaşılmayan ve herkesi artık tek kelime ile bayan “ Biden” Amerikan Senatosu “ İsrail’e 100 milyar dolarlık yardım yaparken büyük bir yatırım yapmış olacak dedi” . Bunu ilk başlarda çok anlamamıştım. İnsanlığın ölümü nasıl bir yatırım olabilirdi? Çocukların ölmesi nasıl herhangi bir yatırımdan daha uygun sayılabilirdi? Bunu insanlık namına kabul etmemiz mümkün değildi tabii ki. 
Ancak günler geçtikçe her şey bir bir açığa çıkmaya başladı. 
Meğerse 40 kilometrelik Gazze sahil şeridi orada yaşayan yalnız yaklaşık 2 milyon Filistinlinin değil dünyada var olan bütün Filistinlilerin hayatlarını kurtarabilecek doğal kaynakları barındırmaktaydı. Gazze açıklarında ise milenyumun başında heyecanlandıran bir gelişme yaşanmıştı.
2000 yılında İngiltere merkezli enerji şirketi British Gas (BG) ve ortakları; Gazze şehrinin 36 kilometre (22 mil ) batısında gaz sahası keşfetti.
Aynı yılın sonlarında BG burada “Gaza Marine 1” ve “Gaza Marine 2” olmak üzere iki kuyu açtı. Potansiyel gaz rezervlerinin yaklaşık 1,4 trilyon fit küp olduğu tahmin edildi.
Filistinli yetkililer bu miktarların “Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya 15 yıl yetecek enerjiyi sağlayacağını” ancak bir kısmının ihracata yönelik olmasının da mümkün olduğunu dile getirdi.
Tabii ki bunlar o yıllarda yapılan keşifler . Yani demem o ki daha fazlası da var . Lübnan’ın zenginliğini de ( ekonomik olarak iflas ettirilmiş olan ülke ) aslında bu doğal zenginliğin ekonomik kazanıma dönüşmesi ile yine şüphesiz çok zengin bir ülke olmaya adaydır . Ancak Lübnan’da Hizbullah yani İran destekli militer güçler olduğu müddetçe bu alanlara girmek ciddi anlamda İsrail’e göre tehlikelidir. 
Makaledeki haritaya baktığınız zaman bütün bu doğal gaz rezervlerinin merkezinde Kıbrıs adasının olduğunu çok açıkça görebilmektesiniz. Özellikle son 15 yıldır Kıbrıs çevresinde bulunan doğal gaz ve petrol rezervleri bütün emperyal güçlerin gözünü Kıbrıs adasına ve çevresine döndürmüştür. İnanın ki; Rumların sürekli masadan kaçmalarının, barış çabalarının boş etmelerinin esas sebeplerinden bir tanesi hatta en büyüğü büyük bu zenginliği Kıbrıs Türkleri ile paylaşmak istememelerinden kaynaklanmaktadır. Bu adada yaşayan herkesin yani KKTC’de bütün insanların, artık meselelere bir üst perdeden bakmaları gerekmektedir. Bu yüzdendir ki; Güneyli Komşular, Uluslararası çıkarlar, siyaset ve ilişkiler söz konusu olduğunda; Kıbrıs Türklerine karşı ister sağcı olsun ister solcu tek bir söz, ortak bir dil ile konuşmayı başarabilmişlerdir. Bu yüzdendir ki sözde demokrasi adına laf cambazlığı yapmaktan ileriye gidemeyen Amerika binlerce ton bombanın masum insanların üzerine atılmasına seyirci kalmak da hatta ve hatta hisseyle yapılacak olan Amerikan yardımlarının büyük bir yatırım olarak görülmesine sebebiyet vermektedir. 
Emperyalizmin diğer ikinci büyük vatanı olan Avrupa Birliği kara toprakları; kusursuz ve mutlak İsrail desteği karşısında ölen binlerce Filistinli çoluk çocuk, ana kadın sivillere bile asker olmayan herkesin ölümüne göz yummakta ve Gazze’nin harita üzerinden silmesine seyirci kalmaktadırlar. 
Daha on yıl önce Suriye Türkiye ilişkileri neredeyse kardeşlik duygularını kıskandıracak seviyeye geldiği zaman İsrail’in devreye girmesiyle bu güzel ilişkiler bozulmuş ve Suriye parçalanmıştır. 
“ Türkiye, 2007’den itibaren jeopolitik gerçeklik faktörlerine çok uygun olarak İran-Kuzey Irak- Suriye-Ürdün-Lübnan jeostratejik eksenini ekonomik ve ticari paydada birleştirmeye çalıştı. Böylece bölgede siyasi bir bütünleşme ve buna bağlı olarak güvenlik yönüyle bir istikrar sağlanabilecekti. Ancak ABD ve AB’nin lider ülkelerinin bölgedeki güvenlik ve ekonomik politikaları İsrail’in stratejik çıkarları üzerine bina edilmişti. Bu bağlamda Suriye ve İran İsrail’in en öncelikli rakipleri olarak görülüyordu. Nükleer silahlanma peşinde olmakla suçlanan ve uzun süredir ambargo altındaki İran’a doğrudan bir müdahale dünya ve bölgesel güvenlik için çok riskliydi. Bu nedenle öncelik Suriye’ye verildi. Suriye Haydut Devlet statüsüne alındı. Suriye İran, Lübnan ve Rusya’dan koparılmalıydı.” Dr. Nejat Tarakçı, Zülküf Yılmaz Pamukkale Üniversitesi. Kısaca burada anlatılmak istenen ana fikir 
Suriye Toprakları parçalanırken, İsrail’in büyük İsrail projesi devreye girmiş Türkiye sınırlarını adeta kontrol etmeye çalışan uydu bir PKK devleti kurulmaya çalışılmıştır. Askeri alanda ve savunma sanayinde kendisine çıkarılan her engel karşısında adeta küllerinden doğan ve yeni bir boyuta ulaşan Türkiye cumhuriyeti bugünkü tartışmasız bölgede nükleer silah bulundurmamasına rağmen en büyük güçtür. 
Haritadan da anlaşılacağı üzere Gazze Denizi’ndeki doğal zenginlikler, Kıbrıs adasının çevresindeki petrol ve gaz yatakları bu makaleyi yazarken yaptığım araştırmalar doğrultusunda neredeyse tüm Avrupa kıtasını 100 yıl yetecek doğal zenginliklere sahiptir. 
Bu vesileyle şimdiki bu savaşın sadece Hamas Filistin ve İsrail arasındaki bir savaş olmadığını, aslında bunun büyük bir enerji savaşının ve emperyalizm genişlemesinin bir sebep sonuç ilişkisinden meydana geldiğini vurgulamak isterim.
Ancak dünya artık eski dünya değil. 
Dün geçtikçe bu inanılmaz, orantısız güç savaşı, ister Müslüman ister Hristiyan olsun; bütün dünyanın tepkisini çekmekte ve sesler ilk güne göre yükselmeye başlamıştır. Burada acı olan, yıllardır Osmanlı’nın altında yaşayan Arap ülkeleri ve bu ülkelerin piyon kralları ve krallıkları akıtılan Müslüman kanına karşı sessiz kalmalarıdır.
Bilindiği üzere uluslararası ilişkiler ve siyasette “Conspirecy Theory “ yani komplo teorisi denilen bir şey var. Acaba dünyanın en büyük istihbarat teşkilatlarından biri olan Mossad ; Hamasın bu saldırılarına bilerek mi göz yumdu? Hatta yıllardır adeta dünyanın en büyük hapishanelerinden biri yaptığı, orada yaşayan 2 milyona yakın halkın büyük bölümünü kendi İsrail topraklarında çalıştırarak iş gücünü buradan karşıladığı ancak ele geçirmeye yani işgal etmeye çekindiği Gazze’ye karşı bu hareketi planlıyordu da bir sebep mi arıyordu? 
El Kassam Tugaylarının içerisinde İsrail’e karşı girişilecek böyle bir baskın serüveninin sonunun Gazze’nin işgal hedefine ulaşacağını İsrail’in bu adımı ile Doğu Akdeniz sahil şeridinin büyük bir kısmının ele geçirileceğini bilmiyorlar mıydı? Bunu görmemek, öyle tahmin ediyorum ki büyük bir saflık olur. Ne dersiniz? 

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2023, 03:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Öz
Öz - 8 ay Önce

Şu Gazzeli Araplar, ağlayıp sızlayacağına, Müslüman Kardeşler =İhvan=Hamas örgütünü, İslami Cihadı, Kassam tugaylarını ülkelerinden kovsalar ya.

SIRADAKİ HABER

banner608

banner474