banner564

İki kurucu devlet

Maraş, Güzelyurt ve Mesarya bölgesinin Rumlara iadesi koşuluyla, Kıbrıslı Türklere ‘siyasi eşitlik’ ve kısmi tanınma öneriliyor

İki kurucu devlet

Birleşmiş Milletlerin (BM) Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili olarak hazırladığı ‘gevşek çözüm planının’ ayrıntıları Rum Yönetimi tarafından sızdırıldı. Rum basınında yer alan habere göre; Maraş, Güzelyurt ve Mesarya bölgesinin Rumlara verilmesi karşılığında Kıbrıslı Türklere siyasi eşitlik ve kısmi tanınma hakkı öneriliyor.

Garantiler konusunda ise; Kıbrıs Rum tarafının 1960 Garantilerinin kaldırılmasını, Türk tarafının ise bunların kalması veya Türk askerlerinin Kıbrıs’tan çekilmesi öncesinde uzun bir sürenin verilmesini istediği belirtilerek, NATO üyeliğinin BM tarafından destekleneceği, Holguin’in bu konuyu Ankara temaslarında gündeme getirdiği iddia ediliyor.

Gevşek federasyon
Politis gazetesi, haberi “AB İçerisinde Gevşek Çözüm İçin Plan – Holguin’in Görüştüğü Gevşek Çözüm Planı Ne” başlıklarıyla manşet ve iç sayfalarından duyurdu. Haberde, BM’nin planlanan uluslararası konferansta yeni bir çözüm çerçevesi sunmaya hazırlandığı ve Holguin’in temaslarını da bu doğrultuda yürüttüğü ileri sürüldü. Gazeteci Dionisis Dionisu’nun yazısında ise, gündemdeki konunun genişletilmiş bir konferanstan çok BM Genel Sekreteri’nin masaya hangi içerikle geleceği olduğu savunuldu. Dionisu, görüşmelerde öne çıkan modelin “ağır federasyon” yerine AB içinde yer alacak, Kıbrıslı Rumların federasyon, Kıbrıslı Türklerin ise konfederasyon olarak tanımlayabileceği “gevşek federasyon” olduğunu iddia etti. Bu modelin, Rum tarafının iki toplumlu iki kesimli federasyon yaklaşımı ile Türk tarafının egemen eşitlik ve siyasi varlığının tanınması talepleri arasında “yaratıcı belirsizlik” oluşturmayı hedeflediği belirtiliyor. Sürecin merkezinde ise toprak iadesi karşılığında siyasi tanınma denklemine dayalı bir alışverişin bulunduğu ifade ediliyor.

İade edilecek bölgeler
Haberde, Varoşa (Maraş), Morfu (Güzelyurt) ve Mesaoria (Mesarya) bölgelerinin iadesini içeren Crans Montana haritasına atıf yapıldığı belirtiliyor. Buna karşılık Kıbrıs Türk tarafının siyasi eşitliğinin yalnızca sözlü değil, devlet yapısı içinde işlevsel şekilde tanınmasının talep edileceği aktarılıyor.

Ortak yetkilerin ciddi şekilde azaltılmasını öngörüyor
Modelin, iki kurucu devletçik arasında gevşek bir yapı öngördüğü ve önceki federal modellerde yer alan geniş ortak yetkilerin büyük ölçüde azaltılmasının planlandığı ifade ediliyor. Günlük yönetimin önemli bölümünün iki kurucu devlete bırakılacağı belirtiliyor.

Gözetmen şeklinde çalışacak bir birim
Merkezi yapının, uluslararası alanda ve Avrupa Birliği içinde işlevsel kalacak asgari bir çerçeveye indirgenmesi öngörülüyor. Modelde, iki kurucu devlet, iki meclis ve federal konularda gözetleyici bir birim bulunacağı, doğrudan seçilmiş klasik bir federal meclis yapısının ise olmayacağı iddia ediliyor.

Birimin görevi
Bu yapının, iki tarafın tek başına karar veremeyeceği ortak konuları düzenlemesi amaçlanıyor. Böylece Rum tarafının veto nedeniyle tıkanma endişesi ile Türk tarafının sayısal üstünlük kaygısının dengelenmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

Başkanlık Konseyi
Yürütme alanında ise dönüşümlü ancak daha esnek bir başkanlık konseyi modelinin gündemde olduğu aktarılıyor. Buna göre başkanlığın Rum tarafı lehine 2’ye 1 veya 3’e 1 oranında dönüşümlü olabileceği ifade ediliyor.

Esnek bir şekilde siyasi eşitlik
Bu modelin klasik dönüşümlü başkanlıktan farklı olarak daha esnek bir siyasi eşitlik sistemi oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor. Rum lider Nikos Hristodulidis’in, simgesel bir cumhurbaşkanlığı ve yürütme yetkilerinin Rum başbakanında olması durumuna daha sıcak bakabileceği iddia ediliyor. Ancak bu formülün Türk tarafı açısından kabulünün zor olduğu yorumları yer alıyor.

Beş ya da altı bakanlık
Holguin’in, bakanlar kurulunun beş ya da altı bakanlığı geçmemesi gerektiği görüşünde olduğu öne sürülüyor. Dışişleri, savunma, içişleri, ekonomi ve AB bakanlığı gibi temel alanların öne çıktığı, diğer yetkilerin kurucu devletlere bırakılmasının planlandığı aktarılıyor.

Bilgeler grubu oluşturulacak
AB müktesebatına uyumun temel çerçeve olduğu, bu nedenle Kıbrıs Türk tarafının uyum sürecine girmesinin gerektiği belirtiliyor. Ayrıca teknik komiteler ve “bilgeler grubu” gibi danışma mekanizmalarının oluşturulmasının gündemde olduğu ifade ediliyor.

NATO’ya üyelik
Garantiler konusunda Rum tarafının 1960 sisteminin kaldırılmasını istediği, Türk tarafının ise garantilerin devamını ya da uzun bir geçiş sürecini talep ettiği aktarılıyor. BM’nin ise NATO bağlantılı bir güvenlik modeline daha sıcak baktığı iddiası yer alıyor.

2-3 yıllık geçiş dönemi
Çözümün uygulanması için 2-3 yıllık bir geçiş dönemi öngörüldüğü belirtiliyor. Bu süreçte Maraş başta olmak üzere bazı toprak düzenlemelerinin yapılması, ayrıca doğrudan ticaret, temas ve uçuşların aşamalı şekilde devreye girmesi planlanıyor.

Doğal gaz meselesi
Aynı dönemde doğal gaz konusunda yeni bir işbirliği sürecinin gündeme gelebileceği ifade ediliyor. Türkiye’nin Kıbrıs’tan doğal gaz alımı ve olası boru hattı seçeneklerini değerlendirdiği öne sürülüyor. Sürece ilişkin en büyük belirsizliğin liderlerin müzakereye hazır olup olmadığı olduğu belirtiliyor.

Brüksel’den hazır reçete
Fileleftheros gazetesi ise AB’nin olası bir anlaşma durumunda süreci denetleyecek bir uyum mekanizması kurmayı planladığını iddia ediyor. AB’nin sürece daha aktif dahil olmasının ve Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs sorunu ile bağlantılı şekilde ele alınmasının hedeflendiği aktarılıyor.

BM belki de ilk kez sonu ilan etmeye hazırlanıyor
Alithia gazetesi ise uluslararası toplumun Kıbrıs sorununa bu kez “son kez” yaklaşabileceğini iddia ediyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in süreci tamamlamak istediği, Holguin’in dönüşüyle yeni bir müzakere çerçevesinin şekillendiği savunuluyor. Güvenlik başlığının yeniden kritik hale geldiği ve AB’nin daha etkin rol üstlenebileceği belirtiliyor.

İşte “gevşek çözüm” planı

1. Toprak düzenlemesi

-Maraş (Varoşa), Güzelyurt (Morfu) ve Mesarya bölgesinin Rum tarafına iadesi

2. Siyasi yapı modeli

-İki kurucu devlet” esasına dayalı gevşek federasyon

-Kurucu devletçiklerin geniş iç özerkliğe sahip olması

-Ortak merkezi devletin yetkilerinin sınırlı olması

3. Siyasi eşitlik ve tanınma

-Kıbrıslı Türklere: Siyasi eşitlik

-Devlet içinde fonksiyonel temsil

-Kısmi tanınma” niteliğinde statü

4. Merkezi yönetim yapısı

-Seçilmiş klasik federal parlamento yerine:

İki toplumdan temsilcilerin yer aldığı daha sınırlı bir meclis

-AB Konseyi benzeri bir yapı önerisi

-Ortak yetkilerin azaltılması ve çoğunun kurucu devletlere bırakılması

5. Yürütme sistemi

Dönüşümlü veya orantılı başkanlık konseyi

-2’ye 1 veya 3’e 1 gibi oranlarla Rum tarafına ağırlık verilebilecek sistem

-Başbakanlık benzeri bir yürütme modelinin Rum tarafına bırakılabileceği iddiası

6. Güvenlik ve garantiler

-1960 Garanti sisteminin kaldırılması veya yeniden düzenlenmesi

-Türk askerinin varlığına geçiş süreci veya takvimlendirilmiş çekilme

-NATO veya AB bağlantılı güvenlik formüllerinin gündeme gelmesi iddiası

7. Geçiş süreci

-2–3 yıllık uygulama/uyum dönemi

Bu süreçte:

-İlk toprak iadeleri

-Doğrudan ticaret ve temasların başlaması

-Direkt uçuş ve ulaşım düzenlemeleri

8. Ekonomik ve ulaşım düzeni

-Kıbrıs uçaklarının Türkiye FIR kısıtlarının kaldırılması ihtimali

-Kıbrıs gemilerine Türk limanlarına giriş izni ihtimali

-Enerji (doğal gaz) konusunda Türkiye ile işbirliği olasılığı

9. AB ve uluslararası rol

-AB’nin sürece aktif dahil olması

-AB müktesebatına uyumun kontrol edilmesi için mekanizma

-Türkiye–AB ilişkilerinin çözüm sürecine bağlanması

10. Yönetim ve bakanlık yapısı

-Küçük ölçekli bir bakanlar kurulu (5–6 bakanlık)

Önerilen alanlar:

-Dışişleri

-Savunma

-İçişleri

-Ekonomi

-AB işleri

11. Ek danışma yapıları

-Teknik komiteler

-Bilgeler grubu

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner471

banner473