Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO), sanayi sektörünün son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, sektörün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payının 2020'de yüzde 9,7 iken 2024 itibarıyla yüzde 6,7'ye gerilediğini açıkladı. Oda, üretimin ekonomik politikaların merkezine alınması ve sanayicinin rekabet gücünü artıracak yapısal reformların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
KTSO'dan yapılan açıklamada, artan maliyetler ve yetersiz destekler nedeniyle birçok sanayi işletmesinin ayakta kalma mücadelesi verdiği ifade edildi. Bazı işletmelerin üretim kapasitesini düşürdüğü, bazı firmaların yatırımlarını ertelediği, bazılarının ise çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kaldığı belirtildi.
Sanayinin GSYH içindeki payının 2020 yılında yüzde 9,7 seviyesindeyken 2024 yılında yaklaşık yüzde 45 gerileyerek yüzde 6,7'ye düştüğüne dikkat çekilen açıklamada, 2026 yılı tahmini verilerinin de bu düşüş eğiliminin sürdüğünü gösterdiği kaydedildi.
Açıklamada, sanayicinin yalnızca üretim yapmak için değil, aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri, artan iş gücü giderleri, hayat pahalılığı, vergiler, döviz üzerinden temin edilen hammaddeler, navlun ücretleri ile makine ve yedek parça maliyetleriyle de mücadele ettiği vurgulandı.
Yerli üreticinin çoğu zaman devlet destekleriyle güçlendirilen ithal ürünlerle eşit olmayan şartlarda rekabet etmek zorunda kaldığı belirtilen açıklamada, sanayiye yönelik hazırlanması gereken teşviklerin üretim yapmayan sektörlere de yaygınlaştırılmasının kamu kaynaklarının etkin kullanımını zayıflattığı ifade edildi.
Gerekli adımlar atılmalı
KTSO, üretim yapan kesimin sürekli fedakârlık yapmasının beklendiği ekonomik yapının sürdürülebilir olmadığını belirterek, üretimin ekonomik politikaların merkezine yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, sanayicinin rekabet gücünü artıracak yapısal adımların atılması, enerji maliyetlerinin düşürülmesi, üretime yönelik hedefli teşviklerin uygulanması, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yerli üreticiyi haksız rekabete karşı koruyacak mekanizmaların oluşturulması ve sanayiyi güçlendirecek uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğu ifade edildi.

