banner564
banner622

Eşit eğitim hakkından bahsedilemez

Eğitimde Yaratıcı Drama Uzmanı, öğretim görevlisi Rahme Kavaz, nüfus sayısına göre okulların ve eğitsel donanımın yetersiz olduğuna dikkat çekti

Eşit eğitim hakkından bahsedilemez
banner598

Cemre Akar

  Genç Vizyon’a konuk olan Yaratıcı Drama Uzmanı öğretim görevlisi Rahme Kavaz, Kuzey Kıbrıs’ta nüfusa göre okulların ve eğitsel donanımın yetersiz olduğunu; böylesi bir durumda çocuklar için ‘eşit eğitim hakkından’ bahsedilemeyeceğini söyledi.
   Kavaz; Genç Vizyon’un sorularını şöyle yanıtladı: 

Soru: Bir akademik dönemi geride bırakıp yeni döneme hazırlanırken, ülkemizde genel olarak eğitim faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yanıt: Eğitim benim için evrensel nitelikte değerlendirilmesi gereken bir kavramdır. Eğitimi değerlendirirken uygulamada olması gereken nitelikleri arama çabasına girerim. Çağdaş eğitim sistemi nasıl açıklanır diye soracak olursak, çocuğun bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak düzenlenmiş program ve planların oluşturulmasıdır. 
Ayrıca buna paralel olarak alanında yetişmiş profesyonel eğitimciler; öğretmen, yönetici, diğer uzmanlar, nitelikli teknolojik eğitim alanları, iç ve dış mekanların eğitime hizmet edebilmesi, diğer eğitsel gereksinimlerin nicel ve nitel olarak ihtayaca göre sağlanması ile oluşturulabilir.
 Ülkemizde var olan eğitim sistemleri maalesef yukarıda belirtilen kriterleri tam olarak kapsayıcı nitelikte değildir. Bu durum gerek devlet okullarında gerekse özel okullarda farklı veya benzer  konularda gözlenmektedir. Nüfusa göre okul sayıları ve her türlü eğitsel donanım yetersizdir. Değişen sosyal nüfusa göre eğitim programları ve uygulamaları çocukların eşit eğitim almalarını engellemekedir. Özellikle çocukların sosyo-ekonomik durumları ve anadillerinin farklı olması eşit eğitim alma haklarını engelliyor. Çocukluk çok hızlı gelişen temel gelişim dönemleridir. Bu dönemlerde yapılan ihmaller gelecekte bireyin her türlü gelişimini ve eğitimini olumsuz etkileme riski taşımaktadır. 
Çocuklar tek tip program düzeyinde eğitim alıyor, aynı tür sınavlara giriyor ve neticede başarı oranı aynı değerlendirme üzerinden yapılıyor. Peki, bu çocuklar hayata eşit hazırlanabiliyor mu? Bu durumda eşit eğitim hakkından bahsedemeyiz!
Özel eğitim gereksinimli bireyler için yapılan kaynaştırma eğitimlerine ve bireysel eğitimlere birçok çocuk ulaşamıyor. Bireyi özel kılan kendi beceri ve yeteneklerini geliştirmesi eğitimin amacı olmalıdır. 
Bireyin çevre farkındalığının ve duyarlılığının oluşmasını, özgüveninin oluşmasını ve sosyal-duygusal geişimini sağlıklı tamamlamasını sağlayabilecek en önemli kurumlar, çocuğun içinde yaşadığı ailesi, bulunduğu çevresi ve okul yaşamıdır. Daha genel bakış açısı ile değerlendirecek olursak yaşadığı coğrafya ve doğup büyüdüğü ülkesidir. Her yıl “Türk toplumunda ve farklı kültürlerde çocuk” konulu dersimizde farklı ülkelerdeki eğitim sistemini ve gelişimlerini incelerken bu ülkeler arasında karşılaştırmalar yapıyoruz. Amacımız çocukların kaliteli yaşam ve eğitim fırsatlarının nerede, nasıl, ne şekilde geliştirilebileceğine dair öngörülerin oluşabilmesidir. 

Oyun ve Drama’nın önemi
 
   Soru: Çocuk gelişiminde oyun ve dramanın rolünden bahsedebilir misiniz?
   Yanıt: Yaratıcı drama çağdaş insanın gereksinimlerini karşılamada ve yaratıcı bireyi yetiştirmede etkili olabilecek bir yapıya sahiptir.  Drama; çocuk oyunlarından ve benzer etkinliklerden yola çıkarak, çeşitli yaşam durumlarını canlandırma, olayları yeniden yaratıp irdeleme, bu yaşam durumlarından bilgilenme ve öğrenmeye geçme çalışmalarıdır.
Okul öncesi dönemde çocuklara uygulanan drama eğitim programının çocukların; akıcı ve ifade edici dil gelişimlerinde, sözcük dağarcıklarının gelişiminde, bir sözce içerisinde kullandıkları sözcük sayısının artışında, çocukların daha uzun sözcükler kullanmalarında, çocukların kullandıkları sıfat ve ad sayılarının artışında, dili anlama, anlatma ve iletişim becerilerinin gelişiminde etkili olduğu belirlenmiştir.
Drama etkinlikleri sırasında çocuklar, birbirleri ile konuşmakta, fikirlerini söylemekte, birlikte hareket etmekte ve ortak bir ürün çıkartmak için birlikte karar alabilmektedirler. Zaman içerisinde çocuklar birbirlerini anlamak ve kendilerini ifade etmek için sesini daha iyi kullanmayı, gramer kurallarına uygun bir şekilde konuşmayı, başkalarını dinlemeyi, ses tonlamalarını ve mimiklerini  kullanmayı  öğrenmektedirler. Drama sürecinde ses,  tempo, vurgu, söyleyiş başka hiçbir konuşma formunda olmadığı kadar kullanılmakta ve geliştirilmektedir. 
Sosyal gelişimi desteklemektedir
Çocuklar, öykü oluşturmak veya olayı yönlendirmek için sorular sorarak, görüşlerini bildirerek,  tahminler yürüterek,  açıklamalar yaparak  katıldıkları  etkinlikler sırasında aktif dinleme becerilerini geliştirmektedirler. Tüm bu etkinlikler çocuğa konuşma, düşünme, dinleme, anlatma ve birbiri ile iletişim kurma deneyimleri sağlayarak dil ve iletişim becerilerinin gelişimini olumlu  yönde  desteklemektedir. Dramanın en güçlü taraflarından biri de grup çalışmasına imkân tanımasıdır. Dramada, fikir, imge ve hareketler topluluğu oluşturmak için çocuklar, etkileşime geçerler ve iletişim kurarlar. Drama iletişim becerilerini zenginleştirmekte ve insan ilişkilerine farklı bakış açıları sunmaktadır. Etkinlikler sırasında çocuklar, bedenlerini ve bedenlerinin kapasitelerini fark ederek kullanmakta, duygu ve  düşüncelerini tanımaya başlamaktadırlar. Drama, grup ile birlikte planlama yapma ve her katılımcıya kendi fikirlerini anlatma fırsatı sunmaktadır. Grup çalışmalarında, söz ve hareketlere anlam vermeye başlayan çocuklar, müzakere ve işbirliği içinde çalışma becerileri kazanmakta, kendi başlarına düşünmeyi ve düşüncelerini açıklama becerisi geliştirmektedirler.  Sürekli grup  içinde  çalışma,  çocukların  bilişsel,  sosyal  ve duygusal etkileşime katılımlarını sağlamaktadır. Dramanın özünde etkileşim, fikir alışverişi ve işbirliği olduğu için, drama sosyal gelişimi desteklemektedir. Böylece çocuklar kendileri ile başlayan iletişimi ailesi, yakın çevresi ve toplum ile kurduğu iletişimlere taşıyarak hayatın bir provasını yapma fırsatı bulmaktadırlar

Farklı ortamlarda eğitim

   Soru: Gün geçtikçe tüm dünyada otantik oyunların ve oyuncakların önemi yeniden keşfediliyor. Hatta eğitimde birçok etkinlik faaliyetinde eskiye dönüş de var diyebiliriz. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?..
   Yanıt: Özellikle çocuklukta kazanılması beklenen davranışların, deneyimleyerek, yaşayarak, dokunarak hissederek öğrenmelerini amaçlayan öğrenme yöntemleri dünyada çağdaş eğitim sistemini gözeten ülkelerde artarak devam etmektedir. Çocukların hem deneyimleyerek hem de gözlem yaparak etkileşimli dönütler vererek, yorumlar yaparak düşünce üretmelereine olanak sağlaması otantik oyunların önemimini ortaya koymaktadır. 
Bunu farkeden aileler, uzmanlar ve öğretmenler, bilimselliği benimseyen eğitim sistemleri çocukların otantik oyunlar kapsamında eğitim almaları için programlarını geliştirmektedirler. Çocukların atölyede deney yapması, farklı rollere girecek drama oyunları, dramatizasyon, geleneksel oyunlar, sanat atölyeleri, sadece okulda değil farklı ortamlarda; müzede eğitim, doğada eğitim, okul dışında yapılacak gezi gözlem, farklı ülke kültürlerindeki oyun-oyuncak türleri ile buluşmaları çocukların keşiflerini ve yaratıcılıklarını geliştirmeleri için önemli fırsatlardır. 

   Soru: Çocukların ebeveynleriyle ve akranlarıyla iletişim becerilerini nasıl geliştirmeliyiz?
   Yanıt: Bebekler dünyaya gelmeden önce anne ve babaların çocuk yetiştirme konusunda ebeveynlik eğitimleri almaları gerekmektedir. Anne karnında başlayan iletişim yaşam boyu devam eder. Bebeklerin gereksinimleri konusunda duyarlı ebeveynler kendilerini geliştirmeyi, çocukları ile iletişim kurma yöntemlerini öğrenirler. Alanında uzman olan profesyonellerden destek alarak, ilgili kaynak ve kitaplardan, ayrıca çeşitli eğitimlere katılarak sürekli değişen, büyüyen gelişen çocuklarını anlamayı ve onlarla iletişim kurmayı öğrenirler. Böylece çocukları ile güvenli bağ kurmayı sağlarlar.
Çocuklar bu dönemlerde ebeveynleri ile kurdukları güven ortamında mutlu ve özgüvenli hissederler. Bu duygu durumları onları farklı çevrelerde uyumlu davranışlar geliştirmelerine akranları ile sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olur.
Çocukların akranları ile sağlıklı iletişim kurmaları bulundukları ortamda yetişkinlerin onlara sağlayacağı oyun ortamlarıdır. Çocuklar sosyal yaşamı oyun içerisinde var olan kurallardan öğrenirler. Oyun çocuğun dünyasıdır. Oyun aracılığı ile sosyal duygusal gelişimini, kuralları, düzen ve disiplini öğrenebilirler. Oyun içinde olan yaşantılar ve kuralları daha sonra gerçek yaşamlarında da uygulamaya başlarlar. Öğretmenler ve ebeveynler çocukların yaşamlarında birer rehberdir. 

Çocukların bizlerden beklediği temel davranışlar; tutarlı davranışlar, koşulsuz sevgi ve güven  ortamlarıdır

   Soru: Çocuklarda dijital bağımlılık sanırım günümüzün en büyük sorunu. Bunun çocuklar üzerinde yaratabileceği etkiler veya olumsuz yönleri nedir?
   Yanıt: Günümüzde çevrede ve okullarda yaptığım gözlemlerde çocuklar, yetişkin bireylerin davranışlarının etkisi altında kalarak, yani onları model alarak cep telefonları, tabletler ve bilgisayarlar sayesinde pasif, tüketici süreçler geçirmektedirler. 
“0-3 yaş sıfır ekran” diyen uzmanlara inat, bebeklere telefon ve ekranlar bakıcılık yapıyor. Çocukluğa yapılan nükleer savaş gibi!!
Okullardaki akran zorbalığının artışı, çocukların duygularını ifade edememeleri, eleştirel düşünme yeteneklerini geliştiremedikleri, düşünce üretemedikleri, hazır var olan bilgileri dahi ezberlemede zorlandıkları görülmektedir. Ayrıca öğretmenlerden gelen şikayetlerden algıladığımız sonuçlar ise çocukların dinleme, iletişim kurma ve kurallara uyma becerilerinde sıkıntı yaşamaları gibi sayısız, farklı olumsuz durumlar ortaya koymaktadırlar. 
Tartışılması gereken konulardan birisi de günümüzde çocukların otantik etkileşimli oyun zamanlarının yerini   farklı dijital oyunlara bırakmasıdır. Dijital oyunlar ancak çocukların gelişimlerine uygun olarak hazırlandığı sürece faydalı olabilmektedir. Örneğin somut dönem olan ilkokul çağlarındaki çocuklara göre hazırlanan dijital müze eğitimleri, oyunlar, oyuncaklar, sanat, coğrafya, tarih gibi kavramları öğrenebilmeleri ve bilgileri pekiştirmeleri için değerli görmekteyim. Eğitimde teknolojiyi ve dijital materyalleri bilinçli kullanarak eğitimin güncel ve çağdaşlığını sağlayabiliriz.
Dijital bağımlılığı dikkat
   Soru: Dijital bağımlılığı nasıl kontrol altına alabiliriz, ne gibi çözümler üretebiliriz?
   Yanıt: Günümüzde dijital bağımlılık hem yetişkinlerde hem de çocuklarda hızla artmaktadır. Yetişkinlerin mesleki iş kapsamında bağımlı kılındığı süreci yönetebilmeleri olasılığı vardır. Ancak çocukların sınır koyabilme becerileri henüz gelişmediği için çevrelerinde olan cep telefonları, tablet ve benzeri araçları kontrolsüz olarak kullanmaktadırlar. Bu durum yıllar öncesinden uzmanlar tarafından açıklanmaktadır. Dijital bağımlılığının madde bağımlılığından daha etkili ve tehlikeli olduğu, çocukların nörolojik olarak zarar gördüğü konusunda sayısız makalelere ulaşabiliriz. En büyük görev ebeveynlere ve öğretmenlere düşmektedir. Çocuklarına sınır koyma konusunda uzman görüşü ve destek alarak acilen toplum olarak “uykudan uyanmamız” gerekiyor. Çocukların ekran bağımlılığından dolayı, obezite riskini, sosyal duygusal gelişim uyumsuzluğunu, akademik süreçlerde uyum sorununu, adapte olmada zorlanma, zorbalığa uğrama ve uğratma gibi davranışların oluşumunu, çevre duyarsızlığını, tüm bunların sonucunda özgüven eksikliği nedeni ile mutsuz bir çocukluk süreci yaşanmasını kabul edemeyiz!

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner608

banner473