banner564
banner556

KKTC'de uygulanan seçim sitemi (2)

KKTC'de uygulanan seçim sitemi (2)

Soru: Dünyada uygulanan en iyi Hükümet şekilleri hangileridir? Türkiye’de uygulanmak istenen Başkanlık sistemine geçmemiz isabetli olur mu?
Cevap: Dünyada uygulanan Hükümet şekilleri özde iki türdür. Bunlar Başkanlık ve Parlamenter Hükümet şekilleridir. Seçim sistemleri de ikiye ayrılır, Çoğunluk sistemi ve Nispi Seçim sistemi. KKTC’de herkesin şikâyetçi olduğu sosyal ve siyasal sorunlar vardır. Başkanlık sisteminin bu sorunları çözeceği düşünülüyor. Buna katılmıyorum. Çünkü yaptığım araştırmalarda sorunların kaynağının hükümet şeklinden değil, seçim sisteminden kaynaklandığı kanısına varıyorum. Birçok araştırmacı bu konuda benimle aynı görüştedir. 
Parlamenter sistem İngiltere’de yıllar süren bir gelişme sonunda oluşmuş bir sistemdir. Önceleri Kralda olan tüm yetkiler 1215 de kabul edilen Magna Carta ile kısman Parlamentoya verildi. . Bu anlaşma ile yetkileri sınırlanan Kralın yetkileri zamanla sembolik hale geldi. Sonuçta Yasama yetkisi tamamen Parlamentoya geçti. Yürütme yetkisi ise Parlamentonun seçtiği Hükümette oldu. Parlamenter sistem yıllarca fazla bir sorun çıkarmadan İngiltere’de uygulanmıştır. Başkanlık veya Presidansiyel sistem bundan farklı bir sistemdir. Buna Amerikan sistemi de denmektedir. Amerika İngiltere’ye karşı bir kurtuluş savaşı verdiği ve Krala görev vermek söz konusu olmadığı için daha farklı bir sistem arayışı içine girildi ve Başkanlık Sistemi bulundu. 
 Bu sistemi 1787 yılında Amerikan Anayasasını yapanlar düşünerek ortaya çıkarmıştır. 1787 Amerikan Anayasasını kaleme alan kişilerin dünyanın o tarihe kadar gördüğü en zeki ve en bilgili hukukçular olduğu söylenir. Onlar Fransız filozofu Monteskiyönün  (Montesquieu) görüşlerinden etkilenerek bu sistemi ortaya çıkarmışlardır. 
Monteskiyö bir ülkenin nasıl demokratik ve iyi bir yönetime sahip olabileceği sorusuna yanıt arıyordu. Bunun için devlette üç gücün yani yasama, yürütme ve yargının birbirinden tamamen ayrılması ve birbirini denetlemesi formülünü düşünmüştür. Başkanlık siteminde devlet başkanı yürütmenin başıdır ve doğrudan halk tarafından seçilir. Ancak bu sistemde önemli olan kuvvetlerin nasıl tamamen ayrılacağı ve nasıl birbirini denetleyebileceğidir. Kuvvetler ayrılığı olmadan ve bu kuvvetlerin birbirini nasıl denetleyeceği belirlenmeden başkanlık sistemi olamaz. 
Bunları gerçekleştirmeden yapılmış başkanlık denemeleri hep diktatörlükle sonuçlanmıştır. Şu halde bu sistemi konuşabilmek için önce “Amerika’da kuvvetler birbirini şöyle denetlemektedir. Biz daha iyi denetlemeyi sağlayacağız” diye yola çıkmak gerekir. Bu amaçla kurallar koymak gerekir. Böyle kurallar belirlemeden Başkanlık Sistemine geçmek doğru değildir ve beklenmedik sorunlar ortaya yaratacaktır. 
Soru: Kıbrıs Rum kesiminde Başkanlık sistemi var. Bu sistemin sorunsuz olduğunu söyleyenler ve örnek almak isteyenler vardır. Siz buna ne diyorsunuz?
Cevap: Rum kesimindeki Başkanlık sistemini örnek almanın doğru olmadığı görüşündeyim. Bu sistemin Kıbrıs’a nasıl geldiğini anımsayalım. 1960 Anayasası hazırlanırken hukukçular ciddi bir sorunla karşı karşıya idiler. Zürih ve Londra anlaşmalarında kurulacak devletin yapısı tartışılmıştır. Yapılan anlaşmada iki halkın birlikte siyasi eşitlik ilkesine göre anlaşarak devleti yönetmesi görüşü benimsenmiştir. Bu koşullarda bir anayasa yapmak kolay değildi.
 Kıbrıs Türkleri siyasi eşitlik talep etmişler ve bunda başarılı olmuşlardı. İki eşit toplum lideri eşit koşullarda Londra anlaşmasını imzalamışlardı. Adanın her tarafına dağılmış %20 nasıl %80 le eşit haklara sahip olup devleti birlikte yönetebilirdi?   İşte bu sorunu çözmek için başkanlık sistemi düşünülmüştür.  Yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanında olması ve Türk Cumhur başkan muavininde veto hakkı tanınması eşitliği sağlayacak bir formül olarak düşünülmüştür. 
Başkanlık siteminde gerekli olan devlet yönetiminde güçlerin ayrılması ve birbirini kontrol edip denetlemesidir. 1960 Kıbrıs Anayasasını kaleme alanlar Türklerle Rumların birbirini kontrol ederek denetleyeceği ve böylece Başkanlık sisteminin sorunsuz uygulanabileceği görüşünü benimsediler.  Ancak bilindiği gibi bu görüş isabetli değildi. Devlet yönetiminde karşılıklı çatışan taraflar ortaya çıktı ve Kıbrıs Cumhuriyeti fazla uzun ömürlü olmadı. 
1963’den sonra Rum yönetimi zorunluluk teorisi denilen bir teoriyi uygulayarak Anayasanın Kıbrıs Türk halkına hak tanıyan maddelerini askıya aldı. Sadece Anayasanın diğer maddelerini uygulamaya devam etti.  Bu nedenlerle Rum kesimindeki Hükümet Şeklini normal koşullarda oluşmuş veya normal değişikliklere uğramış bir hükümet şekli olarak göremeyiz. 
Türk toplumuna siyasi eşitlik hakkı vermek amacıyla oluşturulmuş bir sistemdir. Daha sonra Türk hakları askıya alınmış, veto hakkı kullanılamaz hale getirilmiş ve denetleme imkânsız olmuştur. Veto hakkı ve siyasi eşitlik olmadan bu sistemin Başkanlık sistemine uygun olduğu söylenemez.
Rum Başkanlık sisteminin başka hataları daha vardır. Araştırdığımız zaman başka şikâyetler daha olduğunu öğreniriz. Bu şikayetler oradaki sistemin ideal bir sistem olmadığını göstermektedir. 
Bugün bizim KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak devam edeceğini düşünerek bir Hükümet şekli aramamız gerekir. O zaman Rum kesimindeki Hükümet şeklini örnek almanın hatalı olduğu ortaya çıkar. Doğru olan Atatürk yöntemiyle tüm dünya haritasını önümüze açmak, tüm dünyada uygulanan hükümet şekillerini kıyaslamak ve  en kusursuz hükümet şeklini arayıp bulmaktır. Ancak ondan önce seçim sistemi üzerinde yoğunlaşmamız gerekir. Çünkü Kıbrıs’ta şikayetçi olduğumuz siyasal ve sosyal sorunlar, Hükümet Şeklinden değil, seçim sisteminden kaynaklanmaktadır. (Devamı yarın) 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner471

banner474