Köyler isyanda

Karanlık bölgelere elektrik bağlanamıyor, arızalı telefon hattı 1,5 yılda tamir edilemiyor, gençlerin göçünü önlemek için kırsal kesim arazisi verilmiyor

Köyler isyanda
Seçimden seçime akla gelen köylerde elektrik, telefon, yol, konut gibi sorunlar giderek artarken, siyasilere yönelik güven de azalıyor.
   Diyalog’uın ‘Halk Meclisi’ toplantılarının son durağı olan Tatlısu’da yaşayan vatandaşlar; arızalı telefon hattının 1,5 yılda tamir edilmemesinden, karanlık yolların aydınlatılmamasından, üretici sorunlarına karşı ilgisizlikten ve kırsal kesim arazilesi dağıtılmamasından yakındı.
   Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan müzakere sürecinden de rahatsızlık duyan vatandaşlar “Kırk yılı aşkın bir süre yaşadığımız toprakları terk etmek istemiyoruz. Huzurumuzu bozacak pazarlıklar yapılmasına da karşıyız” diyerek, Kıbrıslı Rumlara karşı güvensizlik belirtti.  
Tatlısu beldesinin sorunlarının ağırlıklı olarak konuşulduğu Halk Meclisi programına özellikle seracılıkta ve bölgede yoğun olarak üretilen harnubun pazarlanmasına ilişkin sıkıntıların damga vurdu. Programda üreticilerin yaşadığı sorunlar, bölgeye yatırım eksikliği, kırsal kesim arsalarının dağıtılmaması gibi sorunlar ağırlıklı yer aldı. 
Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan’ın ev sahipliğinde, belediye düğün salonunda gerçekleşen program Diyalog TV’den canlı olarak yayınlandı. 
Köy sakinlerinin yoğun olarak katıldığı programın moderatörlüğünü Diyalog Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Reşat Akar ve Diyalog TV Haber Müdürü Aytuğ Türkkan yaptı.
Programa; CTP Mağusa Milletvekilleri Teberrüken Uluçay ile Erkut Şahali, UBP Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre, DP Meclis üyesi Tarım eski Bakanı Kenan Akın, Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan,  Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğluları, Çiftçiler Birliği Başkanı Hüseyin Çavuş Kelle, Küçükbaş Hayvan Üreticileri Başkanı Alpay Orhan, Tatlısu Seracılar Birliği Başkanı Mithat Kargı’nın yanı sıra bölgede muhtarları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. 

Sazlı sözlü açılış 
Programın açılışında bu hafta bir sürpriz vardı… Bölge sakinlerinden Mustafa Yıldız, bağlamasıyla programın başında ve sonunda birer parça çaldı. Programa katkı koymak için gelen köy sakinleri hem sorunlarını aktaracak bir platform buldu, hem de farklı bir gece yaşamanın tadına vardı. 
Birçok kişinin söz aldığı programda, Diyalog TV’nin halka inen yayınları takdir edildi, Diyalog Medya Grubu yöneticilerine teşekkür edildi. 

***
Hayri Orçan (Tatlısu Belediye Başkanı): Basın kırsala çok fazla ulaşamıyor, o nedenle Halk Meclisi bizim için önemli bir fırsat, teşekkür ediyorum. Kangren olan sorunlarımız var.  Ana geçim kaynağı seracılık ve hayvancılık ama sorunlarından dolayı dayanma noktasının sonuna geldi üreticiler… Hal yasası bir türlü geçirilemedi nedenini anlayabilmiş değilim. Üretici de tüketici de hem fiyat kontrolü hem de halk sağlığı noktasında hal yasası çok gerekli, üretici de istiyor bunu. Kopma noktasındadır üreticiler.  Nüfusu burada tutamıyoruz. Burada yaşayabilmesi için önce bir barınacak ev sonra da işe ihtiyacı var. Gençlerin göç sorunu var. Çünkü barınacak yer yok. Sosyal Konut arsası dağıtıldı ülke genelinde ama Tatlısu’da dağıtılmadı. Hatta sosyal konut projesi neden yapılmıyor? Bölgesinde kalmak isteyen gençlerin suçu nedir. 2004 yılından beri ben her yeni gelen hükümet yetkililerine bu talebi ilettim. Ya arsa verin diyoruz ya da belediyeye bir yer tahsis edin, belediye yapsın bunu diyorum ama ne gençlere ne de belediyeye arsa verildi, kendileri de yapmadı. 1459 nüfusumuz var. Bunun yarısı kadar da köy dışına göç eden vatandaşımız var. Bu devlet gençlere sosyal konut yapması gerekiyor.

“Harnubun ihracının önü açılmalı”
Harnup bizim en çok ürettiğimiz ürün ama değerlendiremiyoruz maalesef. Bugün büyük uğraşlar sonucu 1 lira 20 kuruşa çıkarabildik fiyatı. Geçen yıl 1 liraydı.  Kooperatif Merkez Bankası’nın yardımıyla fiyatı biraz yükseltebildik. Bir şirket var piyasada neden daha başka şirketler giremiyor. rekabet ortamı yaratılmalı. Bir Bakanlar Kurulu kararıyla harnubun bütün olarak ihracatının önü açılmalı. Türkiye’de çerez olarak kilosunun satış fiyatı 15 TL.  Biz harnubun ekmek fırınlarında yakılmasına üzülüyoruz, biz devletten üreticinin önünü açmasını istiyoruz ama maalesef sesimizi duyuramıyoruz.

“Üniversite yatırımı istiyoruz”
Bölgemize bir üniversite kazandırmayla ilgili çok görüşmelerim oldu ama hep bürokratik engellere takıldık. Çünkü talep edilen araziler bir türlü verilemedi. Uygun araziler vardır, üniversitelere bu destek sağlanmalıdır. Hükümet bize destek olmalıdır. Bu bölgeye üniversite anlamında yatırım yapmak isteyenleri bekliyoruz. 
Enbiya Aygün (Küçük Erenköy Muhtarı) “Bizler köy merkezine uzağız, bu bizim için ayrı bir sıkıntı. Kendi bölgemizde yalnız kalmış durumdayız. Buna çözüm bulunmalıdır. Şu anda bizim seçim yapacağımızda sandık koyacağımız bir muhtarlık binamız yok. Bir buçuk yıldır telefon kablosu koptu birini getirip yaptıramıyoruz. Sokak lambaları yanmıyor, İçişleri Bakanımızı ziyaret edip söyledim, “gelin yerinde görün” dedim. Bana arkadaşım 6 yıldır muhtarsın ne yaptın diye sordu; Haklı hiçbir şey yapamadım, ama arıyorsun yetkilileri, en baştan en alta kadar hiçbir iş yaptıramıyorsunuz… Hiçbir sorunu çözemiyoruz”  

Yusuf Duman  (Karpaz Eko Turizm Birliği Başkanı): “Eko turizm kırsalda istihdam yaratacak bir sektör ama çok büyük sorunlarımız var ve çözemiyoruz. Sürekli merkeze gitmemiz de zor… Merkezde politikayı belirlerken kırsala nasıl yansıyacağı hiç hesaplanmıyor. Mesela otel işletme belge ücretleri… Üye pansiyonlarımız 312 TL’ydi beş odası olsa böl beşe 60 TL. Bu rakam büyük oteller için 850 TL… 850 odası olsa oda başı maliyet 1 TL.. Bu nasıl adalet?” 

Alpay Orhan (Küçükbaş Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı): Biz bu topraklara nasırlı ellerimizi ve tırnaklarımızı geçirdik ve bu yaşam mücadelesini veriyoruz. Kıbrıs sorunundaki gelişmeler köyümüze çok zarar verdi. 2003-2004 yılında referandum döneminde arazilerimiz büyük sermayenin kasasına meze oldu. Tarımsal arazilere kurulu evler doldu, harnup ve zeytin ağaçları söküldü. Bu evler şimdi sadece bize değil turizme de damga vuruyor. Bu gördüğünüz sitedeki evler hep kiralıktır. Ev sahipleri yabancı, yılda 15 gün gelirler, kalan günlerde de hep kiralarlar. Hiç bir yasal dayanağı yok. Turizme de ekonomiye de büyük zarar veriyorlar. Küçük işletmelerimize gelip vergi dairesi cezalar kesiyor ama bu olaya herkes kulak tıkıyor. Kıbrıs meselesi avaracı işidir. Biz mesleğimizle uğraşıyoruz. Hayvancılık 2000’li yılların başına kadar iyi durumdaydı. Şimdi keçicilik bitti, sürüler sattırıldı.. İnekçilik zaten tamamıyla bitti. Birkaç arkadaşımız kaldı. Koyunculuk ve keçicilik minimum seviyededir. Devletin uyguladığı yanlış süt politikaları nedeniyle bu noktaya geldik. Seracılıkta ciddi su sorunu yaşanıyor. Türkiye’den gelen suya biz henüz kavuşmadık ama giden yerlerdeki arkadaşlardan duyuyoruz ki; üreticiye tonu 5-6 TL’ye satılıyor, bu kabul edilebilecek bir durum değildir.”

Mithat Kargı (Tatlısu Seracılar Birliği Başkanı) “Hal yasasının geçmemesi çok büyük bir sıkıntı.. Çarşıya gidiyor ürünümüz, hal yasası olmadığı için belirlenen fiyat bir anda düşüyor. Tüccara maliyetimizi anlatmaya çalışıyoruz ama o kadar düşüyor ki fiyat bu kez başa baş gidiyoruz yaptığımız işte. Sayın Bakanımız Çavuşoğlu’yla görüştük bize yasanın geçeceği sözü verdi, umarım olur. Bir başka sorun da Rum tarafından yapılan kaçakçılıktır.  Bana ihbar geliyor, polisin 155 hattını arıyorum ve diyorum ki; “filen yerde kaçakçılık yapılıyor” ama polis oydu buydu diyor ilgilenmiyor.”  
Hüseyin Koca: “1976’dan beri bu köyde yaşıyorum. Bu köye geldiğimde 7 yaşındaydım şimdi 46 yaşındayım. Bu zaman kadar devletin yapmış olduğu futbol sahası var, bir acil servisimiz oldu bir de okullarda öğrenci taşımacılığı başladı. Bizim zamanımızda Lefkoşa’da okuyorduk ve yurtta kalıyorduk. 1976’dan bu yana devletin köyümüze yaptığı 3 şey var sadece. Bunun dışında hiçbir şey yapılmadı.”

Yaşar Toksoylular: “1968’den beri Londra’da yaşıyorum… Benim gibi binlerce insan var orada… Senede 3 defa gelip gidiyorum. Bakın burada ayrımcılık yapılıyor. Londra’daki Kıbrıslı Türklerin sadece yüzde 10’u geliyor. Neden? Hükümetle gelinlerin arasında yaşanılanlar var. 330 bin Kıbrıslı Türk var Londra’da oy veren kişi sayısı. Buna çocukları da eklersen ortaya büyük bir rakam çıkar. Bu hak neden gelsin memleketine? Biz toplumumuzu birleştirmemiz lazım.”

Adil Onalt (Hayvancılar Birliği Genel Sekreteri: “4 yıl önce kooperatifleşmemiz gerektiğine yönelik bize mesaj verildi. Biz de karar verdik. Koop Süt bakma aşamasındaydı. Biz hem burayı alma kararı verdik. Hayvancıdan büyük bir para topladık, Koop Süt’ten hisse aldık sonra kooperatifimizi kurduk. Kendi sütümüzü kendimiz toplayalım dedik. 7 kişi 600 bin TL bankadan borçlandık. Daha sonra süt toplama tankeri aldık, iki şoför istihdam ettik. Bize bundan sonra süt taşımacılığını hayvancılık kooperatifi yapacak dendi.  Bir tanker daha aldık. Sonra hükümet değişti, şimdiki hükümet geldi, özel kişilere 3 adet tanker izni verildi. Mahkemeye taşıyoruz konuyu… Kooperatifi batırdılar biz kurtardık ve büyümeye çalışırken engel görüyoruz.”

Hüseyin Çavuş Kelle (Çiftçiler Birliği Başkanı: “Kırsalı tam anlamıyla ifade eden, tarımsal faaliyetlerin yoğun yapıldığı bir köydür Tatlısu. 2003 yılına kadar Tatlısu gözlerden ıraktı. Burada nasıl yaşandığını görmek için yeni yolların yapılması beklendi. Tatlısu bizim gıda ambarımızdır. 140 dönümlük seraya sahiptir ve 100 ton ürün çıkarmaktadır. Çok önemli bir bölgemizdir. 46 sera üretici vardır ve 25 küçük baş hayvan üreticisi vardır köyde. Bu da gelinen aşamada tarım politikasının ne kadar yanlış yaşandığını gösteriyor. Buradaki köylülerin işi yoktur. Mesaryada hayvancıya yer vereceksiniz ama bu bölgede üreticiye hiçbir araz, vermeyeceksiniz.  Burada hata tarıma ayrılan bütçenin yetersizliği ve tarıma bakış açısıdır. Devletin buralara gelip sıkıntıları yerinde görmesi gerekiyor.”

Mustafa Naimoğluları (Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı: “Siyasiler koltuğa oturduğu zaman farklı oluyorlar, muhalefette oldukları zaman farklı konuşuyorlar. Kırsaldaki bu insanlar neden mutsuzdur. Neden çözüm bulamıyorsunuz? Bu insanların sorunlarını çözmek bu kadar zor mudur? Önce karar alıyorsunuz, bu kararın altını dolduramıyorsunuz. Takım oluşturamıyorsunuz, o nedenle başarısız oluyorsunuz. Hangi partiden olursa olsun eğer bir bürokrat başarılıysa görevden almayacaksınız ki hizmet versin. Sizler iş bilmeyen insanları müdür müsteşar yapıyorsunuz. Domatese ithal izni verdiler, bahçelerde domates kaldı. Çünkü üretimin ne kadar olduğunu bilmiyorsunuz. Bu ülkede kaçakçılık var polis içinde gümrükçü içinde herkes içinde. Kim yargılayacak bu insanları? Hırsızlık yapanların yanına kalıyor. ”
Kenan Akın  (Tarım Eski Bakanı): “Benim tarım bakanlığım dönemimde 1996-1998’te Tatlısu’da mutsuz çiftçi yoktu. Harnup ürünün ihracat kapısını açtık o dönemde… 40 sene önce hangi şikayetler varsa şimdi hala ayni şikayetler var. Bugün bu şikayetleri duymaktan üzüntü duyuyorum.” 

Hakan Okan Açıkgöz: “Ben üniversite öğrencisiyim… En büyük sorunumuz ulaşım. Ben üniversite için gidip geliyorum. Köyde sadece ilkokul var. Ne orta, ne lise ne üniversite. Neden bölgemizde bir üniversite yok?   Devletten bu konuda yardım istiyorum. İş olanaklarımız yok… Bunun dışında evlenen arkadaşlarımız var, neden bir kırsal kesim arsası verilmiyor? Neden bir sosyal konut yapılmıyor bizler için”

Muzaffer Aydın : “Sayın Cumhurbaşkanımız aday olduğu zaman  buraya geldi ve dedi ki; “Ben her görüşmemizi halka anlatacağım” dedi ama maalesef öyle olmadı. Rum Cumhurbaşkanı çıkıyor 90 bin Türkiyeli kalacak, bir gün sonra çıkıyor diyor ki 45 bin kişi kalacak. Benim cumhurbaşkanım nerede? Ben kendi cumhurbaşkanımdan duymak istiyorum. Ben buraya geldiğimde 11 yaşındaydım. Çıkıp diyemiyor bize sizler burada kalacaksınız diye. O nedenle ben cumhurbaşkanımızdan daha açık olmasını ve KKTC’ye sahip çıkmasını istiyoruz” 
Leyla Güvenlier  (Köyün ilk kadın muhtarı): Ben sorular sormak istiyorum. Birçok cumhurbaşkanımız oldu ama hala Kıbrıs sorununu çözmek için mücadele veriyorlar. Ben buradaki milletvekillerimize sormak istiyorum; çözüm olduktan sonra bizim yaşantımız çok daha mı iyi olacak? Bu yaşadığımız sorunlar yaşanmayacak mı? Sihirli bir değnek mi olacak? Bir başka konu da belediyelerin birleştirilmesidir. Ben 41 yıldır Tatlısu’da yaşıyorum ve ben inanıyorum ki bu köydeki herkes belediyelerin birleştirilmesine karşıyız. Belediyemizin başka bir belediyeye bağlanmasını istemiyoruz.”

Erkut Şahali (CTP Milletvekili) “Sayın Cumhurbaşkanı sık sık Güney Kıbrıs’ta sızdırmalar olduğu nedeniyle artık daha açık konuşuyor. Her görüşme sonrasında sayın başkan cebinde KKTC Kimlik kartı olan herkesin yeni ortaklık devletinde kalacağını söyledi, söylüyor. Bu konu Annan planına göre Sayın Cumhurbaşkanının elde ettiği en büyük kazanımdır. 3. Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu’nun 2011 yılında Rumlara ve BM’ye dolayısıyla  dünyaya ilan ettiği 220 bin olan nüfusumuzun bir dayanak noktası olacağını ifade etmiştir. Bu rakam yeni ortaklık devletinin Türk yurttaş sayısı olacak. Bizler kendi Cumhurbaşkanımıza bakalım ve ona güvenelim. Bizim bu ülkede sahip olduğumuz standartlar dünya standartlarına uygun bir şekilde gelişmedi. Kıbrıs sorunu nedeniyle hem siyasi hem ekonomik olarak izole olduk. Bu sorunun ortadan kalkmasıyla ekonomik ve siyasi olarak dünyayla bütünleşmemizi sağlayacak ama bu sorunlarımızın bir anda ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Biz bir an önce dünya standartlarına uygun bir yapılanma göreviyle karşı karşıya kalacağız.”

Zorlu Töre (UBP Milletvekili): “Bağımsız KKTC devletini 1983 yılında kurduk, bir çok aşamadan geçip devletimizi kurduk. Çünkü anladık ki Rumlarla ortak bir devlet kuramadık ve bu devlet yürümedi. 1963’te bizi dışladılar. 1963-1983 arasında çok olaylar yaşandı. Artık bir devlet sahibiyiz, bu topraklar bizimdir. Üretim yapıyoruz ve tabi ki sorunlarımız var ama Rum bizden neler istiyor farkında mısınız? Rumlar Kıbrıs’ı bir helen adasına çevirmek istiyorlar. Rum cumhurbaşkanı helenizmin geleceğini garanti altına alacak bir anlaşma yapacağım diyor, bizim sınırlarımız Girne’de biter diyor. Yani Tatlısu da bunun içine giriyor. Güzelyurt verilmezse olmaz diyor, Güney Mesarya’yı çantada keklik görüyorlar, Karpaz’ı istiyorlar. Garantiyi asla kabul etmeyiz, tek bir asker kalmayacak diyorlar. Bu topraklar verilirse KKTC’de tarımdan söz etmek, seracılıktan, üretimden  söz etmek mümkün değildir. Burada seracılık yaptığınız yerler verilecek Rum’a. Seni köyünden çıkardıktan sonra AB vatandaşlığı vermiş sana… Ne olacak, ben böyle vatandaşlığın içine tükürürüm.”

Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2016, 09:36

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER