banner564
banner556

Plansız hareket ediliyor

Tabipler, artmakta olan diş hekimliği fakülteleri ve mezunların yaratacağı sorunlara dikkat çekti

Plansız hareket ediliyor

Cemre Peral YANIKER
22 Kasım Diş Hekimliği Günü dolayısıyla bu yıl 21-27 Kasım tarihleri arasında kutlanacak Ağız ve Diş Sağlığı Haftası etkinlikleri, dün Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nde düzenlenen basın toplantısıyla başladı.
Basın toplantısında Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Başkanı Dt. Halil Bakkaloğlu, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Dt. Ahmet Özant ve Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı Dr. Ömer Taşargöl birer konuşma yaptı.
Toplantıda, ayrıca hafta boyunca yapılacak etkinlikler hakkında bilgi verildi.
Diş tabipleri ve tabipler, ülkede günden güne artmakta olan fakültelerin ve mezun sayısının yaratacağı problemlere dikkat çekerek, kamuya diş hekimi istihdamı gibi çözümlerin üretilmesi çağrısında bulundu.

Bakkaloğlu: Her sene aynı problemleri dile getiriyoruz
Tabipler Odası Başkanı Bakkaloğlu, yaptığı konuşmada, her yıl 22 Kasım haftası diş sağlığına ilişkin toplumsal farkındalık çalışmalarının yapıldığını ve mesleki kaygıların dile getirildiğini kaydederek, ağız ve diş sağlığında en önemli hedeflerinden birinin, koruyucu diş hekimliği felsefesini topluma yerleştirmek olduğunu kaydetti.
Diş ve diş eti problemlerinin hayatın ilk sıralarında yer alması gerekirken tedavi aşamasına kadar hep en sonda yer aldığını söyleyen Bakkaloğlu, diş ve diş eti hastalıklarının önlenebilir, yönetilebilir ve tedavi edilebilir hastalıklar olduğunu dile getirdi.
Artan mezun sayısına rağmen, diş hekimleri için istihdam olanaklarının sınırlı olduğunu kaydeden Bakkaloğlu, çevre sağlık ocakları da dahil olmak üzere tüm kamu hastanelerinde diş hekimi istihdamını artırmak ve sadece özel kurumlarda yapılabilen tedavilerin devlet kurumlarında da yapılmaya çalışılması çağrısında bulundu.

banner571

Özant: Halkımız sağlık harcamalarını kısıtlamak zorunda kaldı
Tabipler Birliği Başkanı Özant ise, 22 Kasım Diş Hekimliği Günü’nün tarihçesi hakkında bilgi vererek, Türkiye’de ilk diş hekimliği okulunun 22 Kasım 1908’de kurulduğunu, önceleri Diş Hekimliği Günü olarak kutlanmaya başlandığını, 1996 yılından bu yana ise 22 Kasım’ı içine alan haftanın Ağız Diş Sağlığı Haftası olarak kutlandığını aktardı.
Özant, ülkede yapılanın aksine tedavi edici hizmetler yerine koruyucu hekimlik hizmetlerine odaklanılması gerektiğini kaydederek, bu anlamda planlı ve sürdürebilir hekimlik uygulamasına başlanamadığından yakındı.
Yaşanan pandemi nedeniyle daralan ekonomi, artan enflasyon ve devalüasyon krizi karşısında geçimini zor sağlayan halkın, devlet tarafından verilmeye çalışılan eksik ve yetersiz kamusal sağlık hizmetleri nedeniyle özel sağlık kurumlarına müracaat etmek zorunda kaldığını söyleyen Özant, bu sektörde de artan tedavi ve ilaç maliyetleri nedeniyle, halkın sağlık harcamalarını kısıtlamak zorunda kaldığını belirtti.
Ülkede artan diş hekimi sayısı ve fakülteler konusuna da değinen Özant, “Diş Tabipleri Odası’nın 2018’de 235 üyesi mevcut ve 6 diş hekimliği fakültesi var iken günümüzde 8 diş hekimliği fakültesi ve toplamda 400’ü aşan üye sayısına ulaştık. 3 üniversitenin daha başvuruda bulunduğunu biliyoruz” diyerek, fakültelerin açılmasına karşı olmadıklarını ancak fakültelere alınacak KKTC vatandaşı öğrencilerin sayısının ülke nüfusuna ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesinin ve kontenjan belirlerken meslek örgütleri ile işbirliği yapılmasının şart olduğunu ifade etti.

Taşargöl: Eğitimler titizlikle denetlenmeli
Tabipler Odası Başkanı Taşargöl ise, diş hekimi eğitiminde, Sağlık Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı ve YÖDAK’ın, ülke nüfusu ve gereksinimler ışığında, işbirliği içerisinde çalışması gerektiğini kaydetti.

Taşargöl, “Ülkemizde üniversitelerin bünyesinde açılan diş hekimliği fakülteleri için öğrencilerin kabulünde merkezi giriş sınavı yapılmalı ve verdikleri eğitimler titizlikle denetlenip standardize edilmelidir. Yine üniversitelere kabul gören öğrenci sayıları toplumun ihtiyacına göre hesaplanmalı ve artan nüfusa göre belirlenip uygun olan sayıda fakülte izni verilmeli ve öğrenci kabul edilmelidir. Aksi halde ülkemizin en zor ve en pahalı eğitimini alan gençlerimizin geleceği ucuz işgücü olmak ya da işsiz kalmak olacaktır” dedi.
Diş hekimliğinde kullanılan ekipmanın, malzemelerin ve ilaçların neredeyse tamamının ithal olduğunu anımsatan Taşargöl, "döviz kurundaki öngörülmesi artık imkansızlaşan bu artışların toplumun ağız diş sağlığı hizmetlerinden yararlanmasını engelleyecek boyuta ulaştığını" belirtti
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner582

banner471

banner581

banner473