banner564
banner556

Tedbir alınacak

Özersay, “Okullarda kullanılmak üzere öğrencilerden tuvalet kâğıdı ve temizlik malzemesi istenmesi doğru değildir” dedi

Tedbir alınacak

 Çiğdem AYDIN  

Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Kudret Özersay, bazı okullarda öğrencilerden tuvalet kağıdı, temizlik malzemesi ve benzer isteklerde bulunulmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Bu konunun Bakanlar Kurulunda ele alındığını belirten Özersay, velilere çağrıda bulunarak, “Böylesi talepler geldiği zaman Eğitim Bakanlığı’na ihbar yapılsın” dedi. 
Ülkenin bir başka önemli sorunu olan kara sınır kapıları konusunda Diyalog’un ısrarlı yayınlarını değerlendiren Özersay, bir kapıda 10 olan muhaceret memuru sayısını 20’ye çıkaracaklarını ve bunu hızlandırmak için sıvan tüzüğünde değişikliğe gidileceğini söyledi.
Özersay, eğitimdeki sorunların yanı sıra gündemdeki diğer konular ile ilgili soruları yanıtladı.

Soru: Son Bakanlar Kurulu toplantısı 4 saat sürdü ama açıklama yapılmadı. Alınan kararlar var mı, varsa nelerdir? 

Bakanlar Kurulu’nda alınan kararlardan biri kara sınır kapılarından geçişlerin hızlandırılması ile ilgilidir. Mesela Metehan’da üçüncü şeridin yapılması hızlandırıldı. Üçüncü şeridin BM ara bölgesine doğru uzatılması ve çok daha kolaylık sağlanması için görüşmeler yapılıyor.
Bakanlar Kurulu’nda oradan geçişlerde çalışan, hizmet veren sivil hizmet görevlilerinin sayılarını arttırmak yönünde 10 yerine, 20’ye çıkarılabilecek personel alınmasına karar verdik. Aynı zamanda kamudaki bir kısım personelin kendi rızası ile bir kısmında idarenin vereceği kararlar ile burada polise yardımcı olması için aktarılması hususunda bir karar ürettik. Başbakanlık Personel Dairesi Polis Genel Müdürlüğü ile görüşüp hangi personelin buralarda çalıştırılabileceği konusunda bir adım atılacak. Yani hem yeni personel alınması hem kamunun içerisinde olan ve verim alınamayan personelin buraya kaydırılması ile ilgili bir karar ürettik. 

Soru: Kıbrıs konusunda yeni bir sürecin başlayacağı anlaşılıyor. Özellikle Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias “Garantiler ve asker konusunda güvence almadan masaya oturulmaz” diyor. Türk tarafı böylesi ağır bir şartla masaya oturmalı mı?

Özersay: Esasında bunu içine girmeden ilk adımda şunu söyleyebilirim; Garantinin olmayacağı bir çözümü zaten Kıbrıs Türk halkı kabul etmez. Türkiye’nin de hiçbir biçimde kabul edeceğini düşünmüyorum. Biz Halkın Partisi olarak böyle bir şeye asla izin vermeyiz. Bu hükümette garanti sisteminin olmadığı bir çözümü desteklemez.
Yunanistan’ın bunu talep etmesi yeni bir şey değil. Rum tarafının da bunu talep etmesi yeni bir şey değil ancak bugün geldiğimiz noktada Rum tarafı ve Yunanistan Kıbrıs meselesini buna indirgemeye çalışıyor. Sanki Kıbrıs meselesi sadece Güvenlik ve Garantiler meselesiymiş gibi bir hava oluşturmaya çalışılıyor.
Ve konuyu buna kilitleyerek sorumluluğu Kıbrıs Türk tarafının ama esasında Türkiye’nin kucağına bırakmaya uğraşıyor. Böyle bir strateji izliyorlar. Kocias’ın yaptığı açıklama da aslında böyle bir açıklamadır. 
BM Genel Sekreteri son konferans başarısız olduktan sonra birisini görevlendirdi. Lute Garantörlere yaptığı ziyaretlerde aslında bir tane soru sordu : ‘Bu konferansta başarısız olduktan sonra o günden bugüne ne değişti? Yani başarısızlığa neden olan şartlar ve tarafların tutumunda bir değişiklik oldu mu?’
Makul olan bu soru ve raporunu 17’sinden itibaren sundu. BM Genel Sekteri bir değerlendirme yapacak. Biz haftaya New York’ta olacağız. Cumhurbaşkanı ile birlikte Genel sekreterle bir görüşme yapacağız. Ekonomik İş Birliği, İslam İş Birliği Dışişleri Bakanlar toplantısında birer konuşma yapacağım ve son hafta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’n de bir konuşma gerçekleştireceğim ve bu konu orada ele alınacak. Bu yaklaşımla Kıbrıs’taki BM Barış Gücünün varlığının anlamı kalıp kalmadığı veya şeklinin değiştirilebileceği gibi önemli bir gelişme daha var.

Meclis’in garantilerle ilgili kararı

Soru: Meclis’in garantilerle ilgili bir kararı var.  Bu karar “Garantilerin devamını öngörmeyen bir çözüm şeklinin kabul edilmemesini” öngörüyor. Türkiye, 1960’a göre bazı değişimleri kabul ettiği takdirde Meclis’in bu kararı sizce değişir mi?

Özersay: Garanti anlaşmasının hiçbir maddesine dokunulmaksızın ve hiçbir ilave yapılmaksızın aynen devam edeceğini söylerseniz, anlaşmanın garanti ettiği şey Kıbrıs Cumhuriyeti’dir. Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını savunuyor muyuz? Hayır. Dolayısıyla şimdi Kıbrıs Cumhuriyeti olmadığına göre anlaşma Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı değil. Yeni bir ortaklık kurulmasını istediğimize göre, garanti sistemini yeni ortaklığa doğru döndürüp,  yeni ortaklığı, onun Anayasal düzenini ve onun güvenliğini garanti edecek bir hale sokmamız gerekiyor. Sadece bu bile garanti anlaşmasında bir değişikliği gerektirir aslında. Annan Planı’na baktığınız zaman, ‘değişen şartlar çerçevesinde garanti anlaşması yeni duruma göre okunur’ gibi bir dokunuşla değişikliğe gidilmişti. Şartlardaki değişikliğe göre garanti anlaşması yeni duruma göre okunur. Eğer birisi garanti anlaşmasını bu şekilde değiştirmekten değil de garanti sitemini kaldıracak garanti sistemini tamamen etkisiz hale getirecek bir hal alırsa ne bunu Türkiye kabul eder ne de bizim Meclis’ten geçer.
Halkın Partisi olarak biz de engelleriz. 

Akdeniz ısınacak

Soru: Rum tarafının Anamur kıyılarına kadar Navtex ilan etmesini nasıl yorumlarsınız?

Özersay: Kısa bir süre önce Ankara’ya bir ziyaretimiz oldu. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Savunma Bakanı ile de bir görüşmem oldu. Bakanlığımız geçmişte Dışişleri ve Savunma Bakanlığı adını taşıyordu. Aslında savunma konusu bakanlığımızın uhdesindeydi. Bu yüzden Milli Savunma Bakanı ile yaptığımız görüşmede de bu ve benzeri konuları da ele aldık. Yani önümüzdeki dönemde Kıbrıs müzakereleriyle ilgili olarak çok pembe bir tablo çizebilecek durumda değilim. Ama zamanlama itibariyle bu yılın sonuna doğru başka önemli bazı gelişmelerde paralel bir biçimde ilerliyor. Nedir bunlar? Bu bölgenin güvenliğine, askeri yapılanmaya, güç dengesine ilişkin olarak çok önemli gelişmeler vardır. Ve aslında 2000’li yılların başında coğrafya ve stratejik konum çok önemli değilmiş gibi bir duruma gelmiştik. Bugün ise, Kıbrıs adasının coğrafi anlamda ve stratejik anlamda önemi ciddi anlamda artmış durumdadır. Çünkü Doğu Akdeniz bölgesinde ve Ortadoğu’da bir güç şekillenmesi ve yeniden yapılanması söz konusudur. Görebildiğimiz kadarıyla da özellikle bu bölgeye ilişkin Rusya Federasyonu’yla Amerika Birleşik Devletleri arasında bir yarış da söz konusu. Belki global düzeydeki yarışın ve kavganın bir sonucudur, ama bu büyük resmi görmemiz lazım. Kıbrıs’tan bağımsız değil ama sadece Kıbrıs’la ilgili değil bu mesele. Bu nedenle bu senenin sonunda Kıbrıs Rum tarafı nasıl ki bazı şirketlere yetki verip bu bölgelerde araştırma yaptırıyor ve kazı yaptıracak, bizde daha önce açıkladığımız gibi bir şirket olan TPAO’na verdiğimiz lisans ile bu bölgede kazı yapacağız. Paralel bir biçimde bir birine yakın bölgelerde, üstelik bu kazılar yapılacak ve ben bunun bir çatışmaya dönüşeceğini düşünmüyorum. Aslında burada uluslararası toplumun vermesi gereken önemli bir karar var. Eğer Kıbrıslı Rumların gerçekten ya kapsamlı çözüm bağlamında ya da bu adada bu bölgede ilişkilerin normalleşmesi bağlamında bir şey yapmalarını istiyorlarsa Kıbrıs Rum tarafının bugüne kadar gösteremediği esnekliği göstermesini istiyorlarsa bir fırsat var aslında. O fırsatta şudur; bu doğal zenginliklerin dünya piyasasına aktarılması eşiğinde. 

Önemli gelişmeler olacak
Doğal kaynaklar konusunda güvenlik ve güç yapılanmaları konusunda bölgemizi, adamızı ve Orta Doğu’yu genel anlamda çok önemli gelişmeler bekliyor, bunun için biz KKTC olarak Kıbrıs Türk halkı olarak bir irade ortaya koymalıyız. Yani biz bir kere çatışmadan yana bir irade ortaya koymuyoruz ama ‘Rum tarafı Fransızlarla da askeri işbirliği yapsın, Ruslar da gelsin Rum tarafındaki hava üssünü kullansın, Amerika’da gelsin bu üsleri kullanmak konusunda anlaşma yapsın, biz de seyredelim’ gibi bir konumda olamayız. 
Dolayısıyla TC ile savunma ve askeri işbirliği konusundaki ilişkilerimizi ileriye taşımak zorundayız. Bunun için bizim sadece Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile değil, aynı zamanda Sayın Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la da Ankara’da yaptığımız gelişme son derece önemlidir. 
Türkiye Cumhuriyeti’ne zaman zaman çok farklı eleştiriler yapılıyor olsa da aslında KKTC’yi bu konularda kendisine eşit bir muhatap olarak görüyor ve böyle davranıyor. 

Soru: Türkiye, Kıbrıs açıklarında sondaj konusunda kararlı mı? Ne zaman başlayabilir?

Rum tarafının 10. Parsel içerisinde Exxon Mobil ve Katar Petrolium’la yapmış olduğu bir uzlaşı var. Onların yapacağı kazı ile çok yakın bir tarihte onun olacağını söyleyebilirim. 

Soru: Okullarda ailelerden ve öğrencilerden temizlik malzemesi dahil birçok şey isteniyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Bazı okulların öğrencilerine ve velilerine verdikleri liselerle bir takım temizlik malzemeleri ve benzeri şeyleri ailelerden talep etmesi konusunu Bakanlar Kurulu’nda açtık. Eğitim Bakanı ile de ele aldık. Eğitim Bakanı bu benzeri örneklerin derhal Eğitim Bakanlığı’na bildirilmesini talep ediyor. Ben de buradan çağrı yapıyorum; eğitime ilişkin veya kırtasiye bağlamındaki şeyler devlet tarafından karşılanması gerekirken, bazı maddi imkânsızlıklardan dolayı bu dönemde karşılanamayabilir.
Bir yere kadar anlaşılabilir bir şeydir ancak özellikle temizlik ve benzeri malzemelerin öğrencilerden istenmesi doğru bir şey değildir. Lütfen bunu Eğitim Bakanlığı’na bildirsinler. Bakanlık bunu tedbirini alacak, ilgili okulunda ihtiyacını karşılayacak. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Ertay
Ahmet Ertay - 4 yıl Önce

Hiçbirşey yapacağı yok.Atıp tutuyor.

SIRADAKİ HABER

banner456

banner472