“Sanat için mühendislikten vazgeçtim”

Tam bir Kıbrıs aşığı olan sanatçı ünlü sanatçı Melis Bilen, hayatının bilinmeyen yönlerini Diyalog okurları için anlattı

“Sanat için  mühendislikten vazgeçtim”
Aybeniz Küzeci YILDIRIM
Adamıza sık sık gelen ve tam bir Kıbrıs aşığı olan sanatçı Melis Bilen’le çok özel bir röportaj yaptık. Sanatçı, bize bilinmeyen yönlerini, sıfırdan başlayan ve tek başına verdiği müzik mücadelesini anlattı. Melis Bilen, Türkiye’de yaşamasına rağmen ilk olarak yurtdışında keşfedilen bir şarkıcı, söz yazarı, besteci ve dansçı. 
Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu olan genç sanatçı, diplomasını bir kenara bırakıp hayatını müziğe adamaya karar verdi.
Diyalog TV’de yayınlanan Gündem Dışı programına konuk olan Melis Bilen, Endüstri Mühendisliğini bitirdikten sonra diplomayı bir kenara bırakıp şarkıcılığa adım atmasıyla değişen dünyasını anlattı…

Müzik her zaman içimde bir tutku idi
Tüm Diyalog okurlarının bayramını kutlayan ve bayramın insanlığa huzur, mutluluk getirmesini dileyen Melis Bilen müziğe başlama hikayesini şu sözlerle anlattı, “Müzik her zaman içimde olan bir tutkuydu. Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Fakat o sürece gelene kadar şöyle bir şey oldu. Babamı çok küçük yaşta kaybettim. Annemde beni Darüşşafaka sınavlarına soktu. Darüşşafaka’da şöyle bir şey vardır. Oku ve bir meslek sahibi ol. Kendini daha fazla garantiye al. Çünkü Türkiye’deki hayat şartları ve ekonomi şartları çok belli. Bu durumda şarkıcı olmak bir risktir. Avukat, doktor, mühendis ol ama ben şarkıcı olacağım deme…  Bu tarz bir zihin yapısı hakim tabi ki çocuklarımızın hayatını güvence altına almak adına… Dolayısıyla bende mantığımla hareket ederek ve fizik matematik derslerini de çok sevdiğim için Endüstri mühendisliğini okudum ve bitirdim. Ama bu müzik içimde bir tutku ve içimden de hiç çıkmıyor. 

“Hobi olarak grup kurduk, şan dersi aldık…”
Hobi olarak gruplar kurduk, şan dersleri aldık, şarkı sözleri yazdık falan derken Yeteneksizsiniz yarışmasına kendimi denemek için girmiştim. Yarı finale kadar yükselmiştim ardından elendim. Burada şunu fark ettim ki ben müzikten ayrı yaşayamayacağım. Mutluluğu mu tercih ederim yoksa kendimi garantiye aldığım insanların toplumca onayladığı bir mesleği yapıp içten içe çokta mutlu olmadığım bir mesleği mi yapayım. Bu ayrımda mutluluğu seçtim. Ben kendimi en kısa yoldan nasıl dinleyicilerle buluşturabilirim diye düşündüm. Kendi bestelerimi seslendirdim coverlar yaptım ve internete koydum. Zaten bir kitle böylece oluşmaya başladı. Birde yarışma programı sayesinde birkaç televizyon programlarına da çıkmaya başlamıştım.  Sonra benim Türkçe parçalarımı yabancılar dinlemeye ve beni keşfetmeye başladılar. Brezilya, Latin Amerika, Amerika, Almanya’dan bir sürü fanlar oluşmaya başladı. Ya sen çok güzel söylüyorsun demeye başladılar. İngilizce seslendirdiğim şarkılar hoşlarına gitti. Ama Türkçe parçalarımı da dinliyorlardı. Benimle iş yapmak isteyen belirli müzisyenlerde oldu. Onlarla coverlar yaptık, dj’lik yaptılar. Birde söz yazdığım insanlarda oldu.
Ekonomik sorumlulukları oluyor ve hayatını riske atacak durumu olmuyor. Dolayısıyla ben çok şanslı hissediyorum kendimi. Ben bu uğurda savaş verebilecek bir lükse sahiptim. Mutlu olduğum mesleği yapıyorum.”

Soru: Peki, yaşadığınız şeyler şarkı sözlerinize yansıyor mu?
Cevap: Yaşadığım her şey şarkı sözlerime yansıyor. Zaten insanın içindeki herhangi bir şey kırgınlık kırıklıkları beste olarak ortaya çıkıyor zaten müzikte budur. Kendini ifade etme biçimidir aslında… Resim heykel de böyledir. Sanat kendini ifade etme biçimidir…

Soru: Biraz da müzik piyasasından bahsedelim. Nasıl görüyorsunuz müzik piyasasının son halini?
Cevap: Piyasanın gerçeklerinden bahsedelim o zaman. Şimdi tutar mı tutmaz mı kaygısı var çok fazla maalesef. İnsanlar tarafından beğenilir mi ne derece beğenilir durumları çıkıyor ortaya. Herkes aynı şeyi beğenecek diye bir durum yok… Dolayısıyla bir şarkıyı bir sanatçı çıkarırken kendi müzik zevkine göre değil, yapımcının dilediği doğrultuda çıkarıyor. Çünkü yapımcıda bu işe para yatırıyor dolayısıyla tutar mı tutmaz mı kaygısı yaşanıyor. Buda artık belli bir süre sonra sıradanlaşmayı ortaya çıkarıyor. Şarkılar birbirinin copy-paste’si oluyor. 

Soru: 6 albümünüz var ama yapımcıyla çalışmadınız. Neden?
Cevap: Sinerjimizin uyacağı bir yapımcı çıkmadı karşıma maalesef. Ama inanıyorum ki yakın zamanda karşıma öyle bir sanatçı çıkacak ve bir çalışma yapacağız. Hayalimdeki parçayı çıkaracağım. Benim hayalime ve gönlüme sinen bir parçayı çıkartmak istiyorum…

Soru: Kıbrıs’ı da çok seviyorsun. Nasıl başladı sizin için Kıbrıs macerası?
Cevap: Ben ilk defa Kıbrıs’a tatil için gelmiştim. Ada insanının samimi ve bozulmamışlığı beni içine çok çekti. Doğası denizi her haliyle çok güzel. Bozulmamışlık  herhalde böyle küçük ortamlarda oluyor. Çünkü ben o kadar metropol hayatının içinde doğmuş ve büyümüşüm ki böyle ortamları daha çok arıyorum. O ortamı sevmediğim içinde bu ortamdan çok daha mutlu oldum ve bu kadar çok sevdim. Burada hem medeniyet var bir modernite var, hem de o bozulmamışlıkta var.  O beni çok etkiledi. Sık sık gelince TV programları ve sahne teklifleri gelmeye başladı. Şimdi çok sık gelip gitmeye başladım böylece. Ben burayı kendi vatanımdan ayrı görmüyorum. Kıbrıs’ı da Kıbrıs insanını da çok seviyorum…
Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2016, 10:05

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER