banner556

“Dar Bölge Çoğunluk Sistemi” önerdi (4)

Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, seçim sistemi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu

“Dar Bölge Çoğunluk Sistemi” önerdi (4)

Ülkemizin genç ve başarılı avukatlarından Şengül Arsal ve Orhan Arsal’ın seçim sistemi ile ilgili yönelttiği sorularını yanıtlayan Taner Erginel’in cevapları şu şekilde oldu:

Soru: İyi bir seçim sistemi nasıl bulunabilir?
Cevap: Dünyada uygulanan en iyi seçim sistemini aradığımız zaman ilk bakışta karşımıza birçok soydaşımızın yaşadığı ve oy verdiği İngiltere seçim sistemi çıkar. Buna  “Dar bölge çoğunluk sistemi” denir.  İngiltere’de yıllarca uygulanmış bu sistemin sorunlarını öğrenmeye çalıştığımız zaman halkın fazla şikayetçi olmadığını görürüz. Türkiye’nin düşünürlerinin de bu sistemden övgüyle söz ettiklerine tanık oluruz. 
“Dar bölge çoğunluk sistemi” uygulandığı zaman KKTC’de nasıl bir durum olacağını düşünelim. KKTC, 50 seçim bölgesine ayrılacak ve her bölgede seçmen en güvendiği kişiyi seçerek Meclise gönderecektir. Kişiye oy verirken partisini de dikkate alacaktır. Böylece öncelikle güvendiği kişiyi seçmekle birlikte partiye de oy vermiş olacaktır. 
Bu durumda parti bürokratlarının etkisi otomatik olarak azalacaktır. Bölge halkı seçtiği kişiyi tanıyacak ve ona nasıl bir yasa istediğini anlatabilecektir. Seçilenler parti seçmenlerin işini yapan veya onlara çıkar sağlayan bir konumda değil, kendi bölgesinin ihtiyaç duyduğu yasaları yapan bir konumda olacaklardır.
Tekrar vurgulayayım. “D’Hondt” sisteminin iyi ve kötü özellikleri vardır. Halkı siyasetin içine çeken demokratik bir sistemdir. Ancak bu demokrasi zamanla kaotik bir düzene dönüşmekte ve ülke yönetilemez hale gelmektedir. Diğer taraftan “Dar Bölge Çoğunluk Sisteminde”  de ülkenin çok küçük seçim bölgelerine ayrıldığı ve pratik olmadığı öne sürülmektedir.
Bu eleştirileri dikkate alarak KKTC’nin ikiye ayrılmasını ve yarısında her bölgede yani 25 bölgede o bölgenin en sevilen insanının milletvekili olmasını diğer yarısında ise o ilçede en sevilen partinin milletvekillerinin meclise girmesini savunduk. Kazanan parti o ilçede tüm milletvekillerini çıkarırsa ve bölgelerin en sevilen kişileri ile iş birliği yaparsa en iyi sonuçların çıkacağına inandık. Ciddi yasalar yapacak bir icraat hükümeti oluşabileceğini düşündük. Böylece KKTC’nin dünyanın en iyi seçim sistemini yaratma çabası içine girmesini temenni ettik.  
Bu değişikliklerden yani D’Hondt’un kaldırılmasından sonra liyakate göre memur atama ilkesinin ve bunun yanı sıra 3’lü kararname ile üst kademe yöneticisi atamaktan ve müşavir ordusu yaratmaktan vazgeçilmesinin, KKTC’de büyük bir değişiklik yaratacağı açıktır. Bu durumda KKTC’de gördüğümüz sorunların süratle ortadan kalkmaya başlayacağını söyleyebiliriz.

Soru: Dış ülkelerde yaşayan KKTC vatandaşlarının oy verme hakkı olmaması ile ilgili ne söyleyeceksiniz?
Cevap: Kanımca bu sorun da seçim sistemi ile bağlantılıdır. “D’Hondt” sistemi siyasi partilerde kemikleşme oluşturmakta ve parti bürokratlarını önemli bir konuma getirmektedir. Onlar dış ülkelerden gelecek oyların hangi tarafı destekleyeceğinden emin olmadıkları için dış oylara sıcak bakmamaktadırlar. 
Basit bir yasa değişikliği ile İngiltere, Avustralya, Kanada ve Türkiye’de yaşayan KKTC vatandaşlarına oy verme hakkı tanınabileceği halde maalesef bu olanak bir türlü gerçekleşmiyor. Oy verme hakkı konusunda çeşitli zorluklar öne sürülmektedir. Hâlbuki dünyadaki birçok ülke bu sorunların üstesinden gelmiştir.
Oy verme hakkı konusundaki güçlükleri öne süren siyasiler dış ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızı gerçekleşmesi çok zor olan, aday olma hakkı talep etmeye yönlendiriyorlar.
Yasalarımızda dış ülkelerde yaşayanların oy verme ile aday olma hakları farklı düzenlenmiştir. Oy verme hakkı yasalarda düzenlenmiştir ve yasayı değiştirmek çok kolaydır. Dış ülkelerde yaşayanların milletvekili seçimlerinde aday olma konusu ise Anayasa’da düzenlenmiştir. Buna göre bir kimsenin aday olabilmesi için KKTC de en az üç yıl ikamet etmesi gerekir. Dış ülkelerde yaşayan, KKTC de 3 yıldan az yaşamış kişilerin aday olabilmesi için Anayasa değişikliği gerekir.  KKTC’de en zor olan şey ise, Anayasa’da değişiklik yapmaktır. Dış ülkelerde olan Kıbrıs dernekleri “daha fazla isteyelim ne kadar alırsak kârdır” düşüncesi içinde aday olmayı ön plana çıkarmakta, böylece konuya sıcak bakmayan siyasiler talebi ret etmek için bir mazeret bulmaktadırlar. 

Soru: KKTC Anayasasını değiştirmek niçin bu kadar zordur?
Cevap: KKTC’nin yasal anomalilerinden biri de Anayasa değişikliği konusudur. Yasalar yasama meclisinde nisap oluşmasından sonra oy çoğunluğu ile kabul edilir veya değiştirilirler. Anayasa değişikliğinin bu kadar kolay olması doğru değildir. Genellikle Meclisin 2/3 sinin oyu gerekir. Örneğin Amerika ve Türkiye’de özel kurallar dışında ana ilke budur.
Halbuki KKTC’de referandum yapılmadan Anayasada tek kelime dahi değiştirilemez. Dünyada Anayasası en zor değiştirilen ülke KKTC’dir.
Yasama Meclisinin oy birliği ile bile Anayasada en küçük bir değişikliği yapması mümkün değildir. En küçük bir değişiklik için referandum gerekir.  Referandum ile Anayasada değişiklik yapmak da kolay değildir. Referandum çok masraflı bir prosedürdür. Ayrıca çoğu kez halk istenen değişikliğin ne işe yarayacağını anlamamaktadır. Bazen halkın siyasilere öfkesi tavan yapmakta ve talep makul olsa bile hayır oyu verilmektedir.
KKTC Anayasası detaylı bir Anayasadır. Böyle bir Anayasanın tek kelimesinin bile referandum olmadan değiştirilememesi büyük bir anomalidir. Bu anomali KKTC’de birçok soruna neden olmaktadır. 

Sonuç olarak hükümet şekli konusunu tartışmadan önce seçim sistemini değiştirmeyi tartışmamız gerekir. Bunun için ilk bakışta üzerinde durulması gereken “dar bölge çoğunluk sistemidir.” Bu sistemde bugün yaşadığımız sorunların hiçbirinin yaşanmayacağını söylemek abartılı bir iddia olmaz. (Son)

banner560
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner464

banner473