Dilay Güven’in linç kültürüne karşı isyan mektubu

Dilay Güven’in linç kültürüne karşı isyan mektubu

Ben Dilay Güven, Kıbrıs’ta ne zaman kendimden büyük biriyle tanışsam, kendimi gururla Emine Güven’in ve Mustafa Güven’in kızıyım diye tanıtırım. Çünkü annemle babamın kızı olmaktan gurur duyuyorum, keşke herkes benim kadar şanslı olabilse. Ama zaten herkes benim kadar şanslı olabilseydi, herkes benim kadar karşısındakine saygıyı, vicdanlı olmayı, en önemlisi insanlığı, merhameti en az benim kadar güzel öğrenirdi. Yazık ki durum böyle değil.

Mustafa Güven ve Emine Beyit Güven KKTC’nin test sonuçlarıyla onaylanmış ilk coronavirüs vakalarından. Birçoğunuz için yazı burada bitebilir, çünkü istediğiniz tek şey iki adet isimdi, aldınız, simdi KKTC Covid-19 grubuna acaba ilk hanginiz yazacak? Koşun çabuk!

Tabi siz daha bu satırları okurken birileri bazı “gazetecilere” servis etmiş bile olabilir, geç kalmış olabilirsiniz yani, ama üzülmeyin benim annem de test sonucunu facebooktan öğrendi. KKTC’de normal yani böyle şeyler.

İyi dileklerini bizimle paylasan, dualarını bizden eksik etmediğini içtenlikle dile getiren, bir şeye ihtiyacımız varsa koşmaya hazır ailem ve aile bildiğim dostlarımıza kendi adıma ve ailem adına gönülden teşekkür ederim. Coronavirus hasatlarıyla ilgilenen sağlık çalışanlarına da özveriyle görev başında oldukları için annem, babam ve anneannem dâhil tüm hastaların tedavisi için olan çabalarından ötürü gönülden teşekkür ederim.

Ben bir Kuzey Kıbrıs vatandaşı olduğum için utanıyorum, kendi insanim dediğim kendim gibi sanıp yanıldığım bu halkın aileme yaptığı pislikten tiksiniyorum. Kendime bir söz verdim, Allah mecbur etmesin, hayatim boyunca asla doğduğum ülkeye donup yaşamayacağım, ailemi de oradan çekip almak için elimden geleni yapacağım. Hani umurunuzda olduğunu sanmıyorum ama, yazımın ilerleyen satırlarında göreceksiniz, pastanemizin sayfasına gelen bir mesaja ve son günlerde artan terbiyesiz tavırlara artık sessiz kalamayacağımı fark ettim. Bir şeyler yazmaya karar verdim, yazmışken de içimi dökeyim dedim. Herkesin kendinde her şeyi paylaşma özgürlüğü gördüğü bir platform sonuçta, ben de biraz içimi dökmüşüm ne olacak?

Babamla gurur duyuyorum
   Hastaneye gitmesi gerektiğini anladığında babam bu süreçten endişeli, kendini neyin beklediğini bilmez bir haldeydi ve bayağı evhamlıydı. Gerek sağlık yönünden, gerekse belirsizlikten. Ne kadar haklıymış kaygılanmakta ben geç anlıyorum. Özür dilerim babacığım kaygılarını öngöremedim. O kadar çok kez dedim ki keşke anneme babama değil da bana bulaşsaydı bu illet; ben bari burada insan gibi muamele görürdüm diye.

Babam kaygılarına rağmen dürüst ve sorumlu bir birey olarak hastaneye gitti, test yaptırdı ve test sonucunu öğrenince annem de babam da görüştüğü insanlara karşı olan sorumluluğunu bakanlığın verdiği direktifler doğrultusunda yerine getirdi. Bu açıklama bile çirkin ithamlarını yaparken zerre düşünmeyen halkımız için çok ya, insanlık işte bendeki.

Ama bir dakika, siz bu hastaları insan olarak görmüyordunuz değil mi? Yurt dışından gelen öğrencilere yaptığınız muameleden de, içeride çeşitli kaygılarla yatan hastalar hakkında tek ilgilendiğiniz şeyin isimleri ve onları işaretlemek oluşundan da anlamam gerekirdi. Dolayısıyla bu yasanın niye aileme geçerli olmadığını düşündüğünüzü de anlamam gerekirdi. Cahilliğime verin.

Bakanlık yapılması gerekeni yaptıysa ve ailemin görüştüğü insanlara ulaştıysa ne ala, ulaşmadıysa da eyvah, fakat herkes anlamak zorundadır, bilmek farkında olmak zorundadır, hiç olmadı öğrenmek zorundadır, bu bakanlığın devletin vs.nin görevidir. Asil bencil, düşüncesiz olan sizsiniz ki içeride sağlığına kavuşmak için mücadele veren bir hastanın ne tur bir psikolojide olduğunu hiç umursamadan, ne tür zorluklardan geçtiğini hiç düşünmeden şuursuzca yüzsüzce kendisini ifşa etmesi size bir borcuymuş gibi böyle bir beklenti içine giriyorsunuz. Hadsizlik, her seyrin en iyisini bilmek, veya her şeyi bildiğini sanmak en büyük özelliklerinden ama iste bu halkın, diyorum ya cahillik benimkisi.

İkidir bakanlık diyorum devlet diyorum, belirtmek isterim ki, kimseyi zan altında bırakacak bir açıklama veya imada asla bulunmuyorum – tek vurgulamak istediğim, test sonucu belirlendiğinden beri, durumun ailemden, vaka ve birey olarak, çıkmış ve bu kurumların sorumluluğunda olan bir durum olduğudur; ve dolayısıyla bize yapılan ithamların yersiz ve haksız olduğudur. İzlenilen prosedürle ilgili bir probleminiz varsa muhatabınız biz değiliz.

Bütün dünyanın sınandığı bu dönmede, benim aileme, fiziksel olarak yeterince dar olan bir hastane odasından ibaret dünyalarını DAR ettiniz.

Annemle gurur duyuyorum
Bugünleri annemsiz atlatamazdım ne ben ne babam. Güçlü durusun, her şeye rağmen pozitif kaldığın için morallerimizi yükselttiğin için atlatacağız anneciğim biz bugünleri. Canim babam, herkes senin kadar dürüst ve yürekli olamıyor, semptom gösterip gitmeyenlerden tut, polis zoruyla teste çağırılacak olanlar varmış bak, o yüzden sen başını dik tut. Çünkü siz her zamanki gibi doğru olanı yaptınız ve sizin utanılacak hiçbir şeyiniz yok! Hele da bu rezil topluma karşı. Canim annem Allah sana şifa versin, tez vakitte iyileşip evine dönesin. Çok şükür ki teknolojiyle aran yok çok ve bu rezilliklere sahi değilsin.

Bizi ailecek üzen, linç eden, çirkin ithamlarda bulunan, kendini koruma, haber yapma kılıfları altında iyi niyetin zerresini göstermeyen herkesi topluca Allaha havale ediyorum, çünkü işlemeyecek bir hukuk sistemine harcayacak vaktim yok benim. Empati ve hastaya karşı bekleyeceğim bir saygı bir anlayışın sözünü bile etmek traji-komik arktik maalesef! Ama inanıyorum ben, hepiniz hak ettiğinizi bulacaksınız, elbet ve adalet yerini bulsun diye ben her gece dua edeceğim. 

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER