banner564
banner556

İnsan hakları ve demokrasi haftası, Kıbrıs Türkü 

İsmet Esenyel - yorum

İnsan hakları ve demokrasi haftası, Kıbrıs Türkü 

 Bu hafta insan hakları ve demokrasi haftası olması münasebetiyle Turizm yazmayacağım.
 "Özgürlüğünden vazgeçen kimse insan hak ve özgürlüklerinden, demokrasiden vazgeçmiş demektir."
  Kıbrıs Türkü yıllardır büyük bir mücadele içerisinde. Hatırlıyorum da babam hep şöyle derdi: 
  "Onun Babası, yani İsmet Dedem , ne olacak bu Kıbrıs meselesi, Biz geldik gidiyoruz yine Kıbrıs meselesi,  Şimdi siz geldiniz gidiyorsunuz bu Kıbrıs meselesi.” 
  O öyle derken benim en büyük üzüntüm çocuklarımız geldiler gitmesinler artık bu Kıbrıs meselesiyle.
Bir taraftan özgürlüğü ve demokrasiyi yaşayan Rumlar, bir taraftan özgürlük hayaliyle yanıp tutuşan Kıbrıslı Türkler. 
  74'ten sonra kendi topraklarında hür ve özgür ama yine dünya tarafından siyasi ve ekonomik anlamda tecrit edilmiş bir halk. 
  Peki bu hür olmak ve özgür olmak kendi kendini yönetebilmek tam anlamıyla ülkemizde geçerli mi.
  Bakıyorsunuz medyaya bir kesim vatan millet sakarya nereleri ile Kıbrıs Türk halkına yıllardır özgürlüğe olan özlemini sömürmeye çalışan, bir kesim halk ise bu, kendi ekmeğini taştan çıkaran ,  çoluğuna çocuğuna daha aydınlık bir gelecek hayaliyle kendilerini sömürenlerin farkında olan ve kendi yolunu çizen insanlar. Kimileri 74 sonraki sistemde kapağı devleti atmış gelsin devletten maaş gitsin devletten aylık felsefesi ile dünya umurunda olmayan bir kesim, böyle gelmiş böyle gider felsefesi ile amaçsızca yaşayan insanlar, kimi taraftar ise "memleket gailesi " güden ve bu ülkeyi vatan yapmak uğruna çalışan,  sadece kendileri için değil çoluk ve çocuklarına kısaca gelecek nesillerine bu güzel toprakları vatan yapmak için uğraşan devlet insanları ve toplumun müreffeh aydınları.

Onlarca siyasetçi tek tük devlet adamı 

Kendi çıkarlarını siyasete alet etmeye çalışan siyasetçiler "devlet adamı " olma gerekliliklerini yerine getirmekten çok uzak. Devlet adamı olmak çok yüce bir kademe iken siyasetçi olmak günümüzde çok ucuz bir meslek haline geldi.
Vekiller içerisinde siyasetçi olabilmek her ne kadar kolay bir meslek olarak özellikle Kıbrıs topraklarında günlük siyasi çıkarlar şahsi çıkarlar ile birleştiğinde Çok ucuz bir yöntemdir.  Bir diğer taraftan ise " devlet adamlığı " çok zor ve uzun bir yol gerektiren adımdır.
Devlet adamlığı kendi ülkesi insanlarına hiçbir zaman günlük siyaset gütmez. Kendi şahsi çıkarları uğruna ülkesinin kadirşinas insanlarına hor gözle bakmaz. Öyle veya böyle kendilerine siyaset yapma hakkını o ülkenin insanları vermiştir. Demokrasinin gereklerini ise "bu bendendir o benden değil " felsefesi ile siyaset üretmemelidir
Kıbrıs Türk halkının en büyük kazanımı aslında 1954 yılında " self determinasyon " hakkını verilmesi ile birlikte yani kendi kendine yönetebilme kendi geleceğine sahip çıkma ve kendi geleceğini tayin etme yetkisinin alması ile başlamıştır. 
Burada unutulmaması gereken Anavatan Türkiye ile hiçbir zaman katiyetle ters düşmeyecek şekilde Kıbrıs türkünün gelecek siyasetini şekillendirmek ve üzerinde bulunduğumuz bu coğrafyanın ne kadar kıymetli olduğunun bilincine vararak asla Kıbrıs Türk halkının ve anavatan Türkiye'nin çıkarlarını başka kurum ve kuruluşlara değiştirmeyecek şekilde anlatılması en önemli vazifemizdir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner582

banner471

banner581

banner473