banner564
banner556

‘Vatan toprağına kavuştuk’

Kurucu Meclis Milletvekilleri Özbaflı, Ural, Borman ve Tahsin İkinci Barış Harekatı’ndan sonra ülkenin bugünkü sınırlarının oluştuğunu söyledi

‘Vatan toprağına kavuştuk’

Özlem ÇİMENDAL

KKTC’nin ilanının ardından kurucu mecliste milletvekili olarak yer alan Hasan Özbaflı, Ekrem Ural, Nazif Borman ve Özel Tahsin, Kıbrıs Barış Harekatı’na giden süreci anlattı. Deneyimli siyasiler, İkinci Barış Harekatı’ndan sonra bugünkü sınırların oluştuğunu ve vatan toprağı elde edildiğini vurguladı.


Hasan Özbaflı: Makarios’un amacı başkaydı
Kurucu Mecliste görev yapan Hasan Özbaflı, 1970’lere gelindiğinde Cunta’da çok ciddi zayıflamalar olduğuna dikkat çekti. Özbaflı, başarısızlıkları örtmek ve zafer kazanmak için 1973 yılında Makarios’a Enosis’i ilan etmek için baskı yapmaya başlandığını dile getirdi. 
Özbaflı, Makarios’un buna karşı çıktığını ancak çok önemli bir ayrıntı olduğunu ise şu sözlerle dile getirdi: 
“Makarios karşı çıktı ancak fikren karşı olduğu için değil. Böyle bir hareketin Türkiye’nin müdahalesine sebep olacağını bildiği için karşı çıktı. Makarios ENOSİS’i uzun vadede gerçekleştirmek istiyordu. Türklerin büyük çoğunluğu Kıbrıs’tan ayrılmaya başlamıştı o sıralar, gelecek kalmamıştı. İnsanlarımız İngiltere ve Avusturalya’ya göç ediyordu. Makarios da bunu fırsat biliyor ve uzun vadeye yaymak istiyordu.”

15 Temmuz’da saray yerle bir oldu
   “Cunta kararlıydı ve 15 Temmuz 1974’te Makarios’a suikast düzenlediler” diyen Özbaflı, Yunan Cuntası’nın Kıbrıslı Rumlara karşı çok acımasız bir ihtilal yaptığını söyledi. 15 Temmuz sabahında Rum tarafında bombaların patlamaya başladığını gördüklerini ifade eden Özbaflı, “Dama çıktık Makarios’un sarayının alevler içerisinde olduğunu gördük. Tanklarla, toplarla yerle bir edildi. Asıl işgal Yunanistan’ın tanklı, toplu işgaliydi” şeklinde konuştu.
   Özbaflı, radyoyu açtıklarında ise şunları duyduklarını söyledi: “Kahraman Yunan ordusu milli davamıza ihanet eden Makarios’a karşı harekete geçti ve görevden aldı. Şu anda Makarios ölüdür. Biz burada kısa sürede Helen devletini kuracağız.” 
   Bu darbenin Kıbrıslı Türkler için beklenmedik bir sürpriz olduğuna vurgu yapan Özbaflı, Türkiye’nin böyle bir şeyi affetmeyerek Kıbrıs’a müdahale yapacağını ve Kıbrıs Türk halkının 11 yıllık mücadelesinin özgürlüğe kavuşacağını beklediklerini de dile getirdi.
   Özbaflı, “Tek endişemiz Türk ordusuna da karşı çıkmaları ve suçsuz yere birçok insanın ölmesiydi” dedi.

Radyoda Denktaş, Ecevit, Sampson konuşuyor
     Makarios’un 19 Temmuz 1974’te BM’deki konuşmasının ardından TMT’den kendilerine de emir geldiğine işaret eden Özbaflı, “Derhal herkes görev yerine gitsin, Türkiye çıkarma yapıyor” şeklinde emir geldiğini söyledi. Özbaflı, kendisine en yakın olan Dereboyu’nda bulanan mevziiye katıldığını kaydetti.
   Makarios’un konuşma yaparken, TMT’nin de Türk ordusunu karşılamak için harekete geçtiğini ifade eden Özbaflı, “Sabah Denktaş Bey’in konuşmasını duyduk radyoda: ‘Sevgili Türk halkı şu anda Türk ordusu, karadan, denizden ve havadan çıkarma yapmaktadır’ dedi. Daha sonra Bülent Ecevit’in sadece Türklere değil, Rumlara Ada’ya barış getirmek için Türk ordusunun Ada’ya gittiğini, ateş açılmaması ve savaşa dönüşmemesi temennisinde bulundu. Ancak Rumların başına cumhurbaşkanı olarak EOKA’cı Nikos Sampson’u getirmişlerdi. Denktaş ve Ecevit’in konuşmalarının ardından Sampson da radyodan bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: ‘Kahraman Kıbrıs Rum halkı! Asırlardır süren ENOSİS rüyamız bugün gerçekleşiyor. Bu amacımızı, davamızı engelleyen Türk ordusu şu anda ülkemize saldırmıştır. Hepimiz bir araya gelelim, düşmanı denize döküp, Enosis’i sonuçlandıralım.’ Birkaç gün önce zaten Elen cumhuriyetini kurduklarını açıklamıştı, 20 Temmuz’da da Rum halkını Türk ordusuna karşı durmaya çağırdı ancak büyük bir yanılgıydı bu” ifadelerini kullandı.
Özbaflı, İkinci Barış Harekatı’ndan sonra bugünkü sınırların oluştuğu ve vatan toprağı elde edildiğini vurguladı.
Ekrem Ural: Başkanlık Sarayı’nı darmadağın ettiler

Kurucu Meclis Milletvekillerinden Ekrem Ural ise Yunanistan’da işbaşına gelen Cunta ile birlikte olayların daha da alevlendiğini söyledi. Ural, Cunta’nın bir an evvel Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını talep ettiğini ve Rum tarafındaki baskılarını da bu yönde artırdığını dile getirdi. Makarios’un ise Cunta’nın bu isteği için erken olduğu düşüncesi ile kendi kurduğu sistem ile bunu yapmayı amaçladığına dikkat çeken Ural, Cunta ile Makarios’un arasının da uyuşmazlık nedeniyle açıldığını ifade etti. Kıbrıs Adası’nda 1974 başlarında Rum tarafının kendi arasındaki çekişmelerinin yeniden başladığını söyleyen Ural, ülkede büyük bir umutsuzluk havasının hüküm sürdüğünü söyledi. Ural, havanın etkisi ile art arda göçlerin de başladığından bahsetti. Ural, “Savaş yoktu ama barış da yoktu. Toplum gelecek kaygısı ile yaşıyordu” diyerek, Yunanistan’daki Cunta’nın 15 Temmuz 1974’te Makarios’a yaptığı darbe ile adada her şeyin değişeceği bir dinamitin fitilinin de ateşlendiğini dile getirdi.
Ural, “Başkanlık Sarayı’nı toplarla darmadağın ettiler ama Makarios kaçtı” dedi. O dönemde Kıbrıs Türkü’nün şansının bilgili, cesur bir devlet adamının Türkiye’nin başında olması olduğuna dikkat çeken Ural, “Bülent Ecevit, Robert Kolej mezunu olduğu için İngilizcesi çok iyiydi, onun da ötesinde İngiltere ve Avrupa’yı çok iyi tanıyan, nasıl konuşacağını bilen biriydi, cesurdu. Hemen devreye girdi, hükümetteki ortağı Necmettin Erbakan da buna destek verdi” ifadelerini kullandı. 

20 Temmuz sabahı…
Ecevit’in adaya önce İngiltere ile birlikte müdahale teklifinde bulunduğunu anlatan Ural, İngiltere’nin bunu reddetmesi ile birlikte Türkiye’nin 15 Temmuz’un hemen ardından hazırladığı gemileri ile çıkarmanın sinyalini verdiğini kaydetti. Ural, “Madem ki siz ortak müdahaleye yanaşmıyorsunuz, müdahaleyi ben yapacağım dedi’ ve de yaptı. 20 Temmuz sabahı Girne’den gemilerle Türk askerleri çıkmaya başlarken, uçaklarla da Gönyeli-Boğaz arasına paraşütçüler indi. O gün Baf kapısında mücahitlik yapıyordum. Barış Gücü’nden geçten biri koşarak yanıma geldi, ‘Gel bak gökyüzünde ne var’ dedi bana. Bence onlar bile bu iş bitsin diye sevinmişti” ifadelerini kullandı. “Barış Harekatı’nda Rumlar silahla karşı koymamış olsalardı, bugün bir kişi bile ölmüş olmazdı” diyen Ural, Türkiye’nin tüm ada üzerinden dağıttığı broşürlerle adaya barışı getirmek için geldiği, insanlara zarar vermeyeceği ve silahlı müdahalenin olmayacağını açıkladığını kaydetti. Yunanistan’ın kontrolünde olan Rum silahlı kuvvetlerinin adanın her yerinde direnişe geçmesi ile birlikte savaşın adanın birçok yerinde başladığına işaret eden Ural, “Girne Dağları ve Metehan’dan itibaren havaalanı civarında bulunan birliklere de uçaklar müdahale etmek durumunda kaldı. Güzelyurt ve Mağusa’ya doğru Barış Harekatı da başlamış oldu” açıklamasında bulundu.

Nazif Borman: Savaşta hayatını kaybedeneler arasında yunan subaylar olduğunu kanıtladık
Kurucu Meclis Milletvekili Nazif Borman, 1974 Barış Harekatı’nda Türk askeri güçleri ile Rum askeri arasında kaldıklarını söyledi. Borman, “Kaymaklı bölgesinde esir düşmeye ramak kalmıştık. 50 kişiydik. Bu bölgeyi bilen var mı dedim. Öğretmen bir arkadaş çıkıp bildiğini söyledi. Ona otların arasından sürünerek Türk tarafına ulaşmamız için bize yol göstermesini söyledim. Önden çıktı, biz de arkadan. Birer kişi de araçlarda bıraktık ki arada bir ateş etsinler bizim yokluğumuzu hissettirmesinler. Arada tabii Türk tarafının da ateşine maruz kalıyorduk, arada sıkıştığımız için. Türk tarafında ateş kesilince biz de sağ salim ulaşma şansı elde ettik” ifadelerini kullandı. Rum tarafının savaşta hayatını kaybedenleri almak istemediğinden de bahseden Borman, “Rumlar ölülerini alıp, merasim düzenleyerek gömmeyi kabul etmedi. Gerekçeleri de halkın psikolojisini alt üst edeceği olarak öne sürüldü. Daha sonra burada belediye gömü işlemlerini gerçekleştirdi. Daha sonra da komitelerin kazı çalışmaları ile de bulundular” dedi.  
Özel Tahsin: Bize sürekli ‘bekledim de gelmedin” şarkısını açıyorlardı
Kurucu Meclis Milletvekili Özel Tahsin de Kıbrıs Adası’nın 1963-64, 67 olayları ile 74’e kadar olan döneminin çalkantılı, acı dolu ve zor günlerle geçtiğini söyledi. Özel Tahsin, sınırlarda bulunan Kıbrıslı Türk mücahitlerin demoralize olması için, Türkiye’nin sürekli uyarı yapması ve Ada’ya gelmemesi nedeniyle Rum tarafından sürekli ‘Bekledim de gelmedin” şarkısının açıldığını ifade etti.
Tahsin, “Bu şarkının devamı elbet bir gün olacak dedik ve 20 Temmuz Barış Harekatı ile bu cevap verilmiştir. ‘Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızın gelebilirim- Eğer direniyorsan ve beni bekliyorsan, seninle birlikte ölebilirim -Kal dersen yıllarca beklerim seni, nöbet tutarım sınırlarında -Aşk bu savaş bu hiç belli olmaz, şehit olurum Yavruvatan’da’ şeklinde karşılık verdik biz de” ifadelerini kullandı. 
En güvenli yerdi
Barış Harekatı’nın Yavuz Çıkarma Plajı’ndan yapıldığını söyleyen Tahsin, Rumların adanın her tarafında sahilleri mevzilerle savunmaya aldığını kaydetti. Tahsin şöyle devam etti: “Dönemin komutanına neden buradan çıkarma yaptınız denildiğinde en güvenli yerin orası olduğu cevabı alındı. Çünkü 19 Temmuz akşamına kadar insanlar oradan denize giriyordu, mayın olması imkânsızdı. Zor bir bölge ve karşıda Rum mevzileri olmasına rağmen çıkarma oradan yapıldı.”
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner471

banner473