banner556

Antalya Türkiye'nin değil Dünya'nın turizm başkenti

İsmet esenyel yorum

Antalya Türkiye'nin değil Dünya'nın turizm başkenti

Antalya; dünyanın turizm başkenti. Bu kadar da iddialı bir başlık atıyorum.
Paris, Londra, Roma, Barselona hepsinin ayrı bir büyüsü, güzelliği olduğu kesin.

Ancak Antalya "Classico Moderno" modern ve klasiğin iç içe bu kadar geçmiş olduğu bence başka bir destinasyon yok.
Akdeniz'in en ultra modern ve yeni otelleri (açık ara) başka bir turizm ülkesinde yok. Ah bir de hizmet kalitesini yükseltebilirsek, Türkiye gerçekten de üst segment turizm ve destinasyon ligine yükselir.
Bu yazımda sizlere şüphesiz bu ultra lüks tesislerden bahsetmeyeceğim. Ben daha fazla nice, üst segment, her turizm destinasyonuna nasip olmayan, tarih fışkıran sokaklarında adeta kendi ülkemde görmeyi gıpta ettiğim Antalya "Kaleiçi"nden söz edeceğim.
Kale içinde yürürken sanki Roma döneminde ama günümüzü yaşıyor hissediyorsunuz.
Deniz mavisi ve tarihin gizeminde yol aldığınız, daracık sokaklarının kafelerin, barların, restoranların hınca hınç dolu olduğu bir turizm yeri var mıdır? Floransa’ya da gittim, Roma’ya da, (Deniz yok tarih var) Barcelona'nın sokaklarında da gezdim (Antalya'ya en büyük rakip) Gerçekten de merak ediyorum. Ama bence yok.

Bilmeyenler için yazalım

"1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, özgün dokusu nedeniyle "Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu" tarafından "SİT bölgesi" olarak koruma altına alınmıştır. Turizm Bakanlığı'na "Antalya- Kaleiçi Kompleksi" restorasyon çalışmasından dolayı, 28 Nisan 1984’te FİJET (Uluslararası Turizm Yazarları Birliği) tarafından Altın Elma Turizm Oskarı ödülü verilmiştir. Günümüzde Kaleiçi otelleri, pansiyonları, restoranları ve barları ile eğlence merkezi haline gelmiştir." Wikipedia…
Kaleiçi'nin daracık sokakları Türkiye'nin en zengin insanlarının evlerinin olduğu özel bir yer.
Taş duvarlar, ahşap evler, bolca otantik yiyecek ve giyeceğin sokaklarda sergilendiği inanılmaz turizm kokan bir müstesna yer. Çoğunlukla adeta bir tablo gibi çizilmiş Limandan iç taraflara doğru gidildiğinde, en az iki yüz elli üç yüz yıllık evler, dış surlar yönünde sağlı, sollu uzanmaktadır.
"Evler sahiplerinin ekonomik güçleri ve kullanılış amaçlarına göre farklılık gösterebilmektedir. Fakat ortak özellikleri çoktur. Genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılı olarak yapılmışlardır. Hepsinin bir sokak cephesi ve bir de sokak görmeyen bahçesi bulunur. Sokağa bakan yüzde, ilk katta çok az pencere vardır. Üst katta ise "Cumba" denilen ve hem ev, hem de sokak mimarisine uygun olarak yapılmış çıkmalar vardır. Bu çıkmalar ağaç süslemelerle bezenmiştir. Evlerin merkezini, zemin katta, bahçeye açılan ve taş zeminli "Taşlık"lar oluşturur. Bu taşlıklarda ağaçtan dinlenme kanepeleri vardır. Buralardan zemin kattaki odalara geçilebildiği gibi, üst kata da bir merdivenle ulaşılır. Zemin kat evin daha çok hizmet bölümüdür. Depo, mutfak gibi görevi olan odalar buradadır. Üst kat ise yaşam içindir. Üst katın odalarının pencereleri daha büyük olduğundan dolayı daha aydınlıktır. Çoğunlukla bu odalarda üst üste iki sıra pencere vardır. Üst pencereler camsız olup ağaç kafeslerden oluşmakta, alt pencereler açılıp kapanabilir türdendir. Cumbaların üst pencerelerinde küçük boyutta ve genellikle renkli camlar bulunur. Kaleiçi'nde birçok ev aslına uygun restore edilmiştir. Kaleiçi günümüzde, eğlence yerlerinin, pansiyonların, restoranların, hediyelik eşya satan dükkânların ve antika halı satan mağazaların bulunduğu bir turizm merkezi olmuştur. Ayrıca Kaleiçi'nde bulunan tarihi camiler arasından en ünlüsü, Antalya'nın da simgesi olarak görülen Yivli Minare Camii'dir." Wikipedia…
Kaleiçi’ne adım attığınız andan itibaren, hele benim gibi biraz tarihten zevk alıyor iseniz, ömrünüzün sonuna kadar burada yaşamak isteyebilirsiniz. Tıpkı ağzımdan çıkan cümleler gibi "Hayatımın geri kalanını burada geçirebilirim."
Muratpaşa Belediyesi, başkan yardımcısı sevgili Kıbrıslı Oya Kansu Hanımın da yardımları ile Girne Amerikan Üniversitesi -Grikoç tanıtım etkinlikleri kapsamında dolu dolu bir yirmi dört saat yaşadık.
Cafeler, Barlar, Restoranlar adeta Covid-19’a nispet yaparcasına belki de hafta sonu olması vesilesiyle hınca hınç dolu idi.
Turistik suvenir eşyası satan dükkanlar, ortamın kalitesi, çok güzeldi. Gelen turistleri zorla kapıdan içeriye sokmaya çalışan, bağırıp çağıran kişilerin yerine, güzel kıyafetleri ve ellerinde menüleri ile sizleri çalıştıkları mekana kibar bir ses tonu ile içeriye almaya çalışan genç kızlar vardı. 

Alp Paşa Konağı’nın büyüsü bir ayrıcalık
Konakladığımız Alp Paşa Konağı tesis ve misafir kalitesi ile ziyaretçilerine harika bir hizmet anlayışı sunuyor.
Alp Paşa Hotel, yazımın başında da paylaştığım klasiko moderno tarzının müthiş bir örneği. Sadece yekpare bir binadan değil de bir kaç Osmanlı konaklarının bir araya gelmesi sonucunda turizm sektörünün hizmetine sunulmuş. Booking.com, hotels.com, trivago, gibi başlıca rezervasyon siteleri içerisinde yer alan bu tesis "butik otelcilik" anlayışı ile çalıştırılmakta.
Misafirlerin içerisinde konaklayan tek Türk bizdik diyebilirim. 
Meşhur Hadrian kapısına sadece üç dört dakikalık bir yürüyüş mesafesinde.
Konaklayan kişilere son derece sükûnet içerisinde ancak devasa bir beş yıldız hizmet kalitesi sunan "büyümüş de küçülmüş" bir anlayış ile turizm hizmeti sunuyor. Standart, deluxe, Ottoman Suite, Premier Side Sea View, Honeymoon Suite gibi farklı oda segmenti var.
Ana binasında 50 oda, yüz yatak mevcut. Her oda, Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim, Ahmet Paşa, Bayazıt gibi Osmanlı hanedanına mensup kişiler tarafından isimlendirilmiş. Oda içerisinde de namsiyeli yataklar, ahşap tavan ve zemin, dolaplar, jakuzili banyolar ile çok güzel bütünleştirilmiş.
Diğer binalar ile toplamda iki yüz seksen yatağa çıkan harikulade bir butik otelcilik anlayışı ile çalıştırılan bu ayrıcalıklı tesise her adım attığınız bir köşede farklı detaylar var. Sütunları taşıyan ana taşıyıcı mermerlerin her biri farklı çağlardan getirilmiş mesela. Ayrıca, sabah kahvaltısı gerçekten de çok zengin ve isterseniz akşam yemeğinizi klasik yetmişli yılların ezgilerinde orta bahçede canlı piyano performansı ile yiyebilirsiniz.

"Kaliteli personel bulmakta zorlanıyoruz"
Otelin genel müdürü Rıfkı Agalar ile kahvaltı sonrası kahvemizi içerken Üniversitemizin Türkiye Pazarlama koordinatörü Simge Erdal ile derin bir sohbete dalıyoruz.
Rıfkı Bey kendisini harika yetiştirmiş, son derece entelektüel bir turizmci. "Hocam pandemi vesilesi ile sektör çalışanları maalesef başka işlere kaçtı, başka işler kurdu, bu anlamda sıkıntı yaşanıyor" dedi.
Kendisine benzer zorlukların Kuzey Kıbrıs'ta da yaşandığını söyledim. Çok önemli bir tesisin genel müdürü olmasına rağmen, Sn. Müdürümüzün ben ona Kıbrıs turizmi ve genel ülke yapımız hakkında bilgi verdikçe, Kıbrısımız hakkında çok detay bilmediğini gözlemledim.
Düşünün turizm işinin içinde olan, son derece bilgi birikimi üst seviyede olan Rıfkı Bey bile ülkemizin tarihi ve kültürel varlıklarından çok haberi yoktu.
Hep söylediğim bir hipotezim var "Yılda sadece Yunan Adalarına giden (en az iki milyon) TC turistlerini adamızın kuzeyine tatil yapma amaçlı çekebilsek, Kuzey Kıbrıs ihya olur." Var mı aksini iddia eden?
Bu vesileyle 23 Nisan Çocuk Bayramını kutlar, Ulu Önder Atatürk'ü saygı ile anarım.
Turizm Hayattır. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner471

banner465