Havva DAĞSEVER - Konuk Yazar

banner453

Havva DAĞSEVER - Konuk Yazar
banner432

‘Senin/sizin sayen(iz)de’ dedirtmek  ‘Sana/size rağmen’ değil

Sayen(iz)de öğrendim, denedim, fark ettim, başardım… Dedirtebilmek ne güzel… Bu söylem anlamında yardımı, desteği, önemsenmeyi içeriyor ve bu anlamlar kelimeye yücelik katıyor, bir de bu kelimeyi söyletene değer.
Sana/size rağmen öğrendim, denedim, fark ettim, başardım… Dedirtmek de var tabii… Bu söylem anlamında yalnızlığı, mücadelede tek kalmayı, önemsenmemeyi içerir ve bu anlamlar da sitemi, kırgınlığı.
Hayallere, hedeflere, bir amaca ulaşabilmek için çaba gerekir. 
Başarı sizden üç şey ister: “Tutku, teknik ve cesaret…” der Mümin Sekman Limit Sizsiniz kitabında. 

Hayallerin gerçekleşmesi ve başarılı olmak önemli; insanı yeniler, umutlandırır, hayat sevinci aşılar.
Bir de başarısızlık var tabii insanı üzen, umudunu kıran…
Hedefe ulaşmak ve hayallerin gerçekleşmesi her zaman umulan mutluluğu vermeyebilir, hayal kırıklığı da yaşatabilir. 
Hayal kırıklığı yaşamak hayallerin gerçekleşmemesi değildir aslında gerçekleşen hayallerin umut ettiğiniz kadar mutluluk vermemesidir. 
Gerçekleşen hayalinizde kendinizi bulamamanız, kendinizi sorgulamanız, tanıyamamanız gibi. Bozguna uğramak, yenilgiye düşmek gibi… 
***
Uzun yıllar önceydi okullar kapanmış yaz tatiline girmiştik… Sabah kahvemi yudumlarken elimde bir de gazete olması üçümüz arasında güzel bir sinerjiye yol açardı; içtiğim kahve daha bir lezzetli, okuduğum gazete daha bir anlamlı oluyordu sanki. 
Tabii gün uzun içilecek kahve sayısı birde kalmayacaktı elbet. Elimde de okuyacak bir şeyler olmasını istiyordum. Bu düşünceler kafamdan geçtikten bir müddet sonra kendimi kitap evinde kitap seçerken buldum. Martı Jonathan Livingston isimli bir kitap geçti elime.
Hemen aklıma İstanbul geldi elbet, yüzüme de hafif bir gülümseme. 
Çok severim martıları. Özgürlük gibidir martılar bende. 
Uzun uzun izlemişliğim vardır Ortaköy’den, Bebek Sahili’nden onları. Kanatlarını insanın kollarına benzetirim. Renklerini de hayallerle doldurulacak bembeyaz sayfalara; olabildiğince maviliklere doğru yükselen umutlara… 
Kitabın ilk sayfasına göz attığımda beni hemen etkileyen iki cümlelik küçük bir paragraf oldu. 
“Bildiğiniz gibi martılar uçarken sendelemezler, kesinlikle hızları kesilip düşmezler. Gökyüzünde uçarken hızlarının kesilmesi onlar için bir ayıp, bir utanç kaynağıdır.” 
Bu paragrafta çok şey gizliydi aslında…
Sıra dışı olan Martı Jonathan Livingston’un öyküsü…
Başarma azmi, bu başarıya ulaşmak için göze aldıkları ve olağanüstü çabası. 
Martı Jonathan’ın sıra dışı olması martılar tarafından kabul görmeyen bir durumdu.
Öğrenmek, kendini geliştirmek, yapabileceklerini görmek, zorlanmak ve başarmak istiyordu. 
Hedefi hızlı uçmaktı mesela…
Pelikanlar ve albatroslar gibi alçaktan uçmak istiyordu, hızlı uçarken ayaklarını denizdeyken suya, karadayken kumlara değdirmek de hayallerindendi mesela… 
Etrafından destek alamadı, dışlandı Jonathan. Hem de hayallerine ulaşmaya başladığı, takdir almayı, kutlanmayı beklediği bir anda.
Bir seçim yapmalıydı, ya sıradan martılar gibi karnını doyurmak için balıkçı teknelerini gözleyecekti ya da hayallerinin peşinden koşacaktı dışlanmak ve yalnız kalmak pahasına.
Acı bir şeydi yaptığı ama içindeki başarma, kendini aşma dürtüsü onu cesaretlendiriyordu. Doğduğu günden beri birlikte hareket ettiği martı ailesinden ayrılmak çok zor olacaktı ama kalmak da kendine yapacağı büyük bir haksızlıktı.
Hayallerinin peşinden gitmeyi seçti Jonathan ne istediğini bilerek. 
Ne güzel demiş Mümin Sekman “Başkasına sadakatiniz, kendi başarı kapasitenize ihanetiniz anlamına gelmeye başladıysa gitme zamanı gelmiş demektir.”

***
Sıra dışılık, sıradan olanları korkutabilir. 
Keza yeniliktir sıra dışılık…
Sıradanlığa bağımlı bir çevreniz varsa yalnız kalmak ve mutsuzluk kaçınılmazdır, kararlılıkla hayallerinizin peşinden gidene ve başarıya ulaşana kadar. 
Cesaret, tutku, kararlılık gerektiren bir konuyla karşılaşıldığında Martı Jonathan Livingston’un öyküsü gelir aklıma.
Hayallerini gerçekleştirdikten sonra ayrıldığı martı topluluğuna kabul görmeyeceğini de bilerek geri dönmek isteyen Jonathan, geri döndüğünde kendi gibi hayali hızlı uçmak, kendini keşfetmek ve geliştirmek olan birçok martıya da örnek olmuştur hikâyenin sonunda.  
***
İnanıyorum, güveniyorum diyerek karşındakini yüreklendirmek, cesaret vermek yanında durmak ne büyük bir destektir. 
Sana/size rağmen dedirtmeyip, senin/sizin sayen(iz)de dedirten bir yürek ne erdemlidir.

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2020, 19:42

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
YORUMLAR
Adem erciyas
Adem erciyas - 4 hafta Önce

Birlikten, yardımlaşmadan güç ve başarı doğar. O yüzden 'sayenizde' denilmesi ne kadar da güzel. Güzel, anlamlı bir yazı, tebrikler Havva.
Martı kitabından ben de çok etkilenmistim. Her zaman önerdiğim bir kitap.

Hüseyin güleçler
Hüseyin güleçler - 4 hafta Önce

Tek kelime harika

SIRADAKİ HABER

banner456

banner459

banner455

banner460