banner564
banner556

‘Yüreklerimiz yanıyor’

Başbakan Üstel Barış Harekâtı’nın ikinci aşamasının 48’inci yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda savaş yıllarında yaşanan acılara değindi

‘Yüreklerimiz yanıyor’

Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ikinci aşamasının 48’inci yıl dönümü nedeniyle yayımladığı mesajda savaş yıllarına değindi, şehitleri andı. 
 Üstel mesajında şu ifadeleri kullandı:
4-16 Ağustos 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 2. Aşamasının 48. Yıldönümünde Rumlar tarafından acımasızca katledilen Muratağa, Atlılar, Sandallar, Taşkent ve Baf Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. 
Kıbrıs Türk Halkının tarihinde en karanlık ve acı günlerinden olan 14-16 Ağustos’ta yapılan katliamların acısı hala yüreklerimizi dağlamakta. Genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden sivil insanımızı topyekûn yok etmek amacıyla yapılan bu katliamlar tarihte bir kara leke olarak yerini almış, yıllar geçse dahi asla unutulması mümkün değildir. 
Bugün Kıbrıs’ta huzur ve güven ortamında yaşayan Türk varlığından, egemen ve özgür Kıbrıs Türk Halkından söz edebiliyorsak bunu en büyük dönüm noktası 1974 yılında Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak müdahale etmesi ve adada barışı sağlamasıdır. 
Bu duygu ve düşüncelerle, Kıbrıs Türk Halkının geçmişte yaşadığı acı ve kayıpların bir kez daha yaşanmaması temennisiyle, başta Muratağa, Atlılar, Sandallar, Taşkent ve Baf şehitleri olmak üzere, bu onurlu mücadelede kanıyla canıyla bu toprakları vatan yapan tüm Aziz Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi ve bu uğurda mücadele edenleri sonsuz minnet ve şükranla anarım.”

Töre: Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçilmeyecek
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre de Cumhuriyet Meclisi Basın Bürosu aracılığıyla yayınladığı mesajda, Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesinde her zaman yanında duran Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünden ve Türk ordusunun Ada'daki varlığından asla vazgeçilmeyeceğini vurguladı.
Töre mesajında şunlara yer verdi:
"20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı'nın hemen ardından 24 Temmuz 1974’te başlayan Cenevre Konferansı’nın sonucunda üç dışişleri bakanı tarafından imzalanan anlaşmaya mutabık kalmayarak işgal ettikleri ve kuşattıkları Türk köylerinde soykırıma devam eden Rum-Yunan ikilisi sayesinde Anavatan Türkiye tarafından ikinci harekâtın yapılmasına karar verilmiştir. 
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, Atilla Harekâtı'nı başlatarak Lefke-Mağusa hattına ulaşmayı hedeflemiş ve üç günde bu hedefe başarıyla ulaşmışlardır. 
Muratağa, Sandallar, Atlılar ve Taşkent köylerinde karşılaşılan manzaralar Rum-Yunan ikilisinin barbarlığını ve içindeki Türk nefretini en açık biçimde göstermektedir. Kundaktaki bebekten, gencinden, yaşlısına kadar yüzlerce soydaşımız burada katledilmiştir. 
Yaşanan bu vahşet, Barış Harekâtı'nın gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Şayet Barış Harekâtı gerçekleşmemiş olsaydı, bu katliamların ardı ardına geleceği de kaçınılmaz acı bir gerçekti. 
Birleşmiş Milletler'in, yani dünyanın gözü önünde gerçekleşen soykırımın izahı yoktur. Adada tarihsel süreçte yaşanan birçok hadisede olduğu gibi bu acı olayda da BM Barış Gücünün misyonu sorgulanmıştır. 
İkinci Barış Harekâtı'nın başlangıcı olan 14 Ağustos’un ve bugün özgürce üzerinde yaşadığımız topraklarımızın zulümden kurtarılışının 48. yıl dönümü vesilesiyle tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum." 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner464

banner455