banner493

Gerçek bir hayat hikayesi

Barış Harekâtı başladıktan 2 gün sonra dünyaya geldi; ailesi zorlu süreçte doğduğu için adını Izdrap koydu

Gerçek bir hayat hikayesi
banner432

Reha ARAR – Nazan ULUKÖK
Kıbrıs’ta dönüm noktalarından biri olan 20 Temmuz Barış Harekâtı’nın başlamasından 2 gün sonra dünyaya gelen Izdırap Dağdelen’in 5 çocuklu ailenin 3 kız çocuğundan biri… Zorlu bir süreçte dünyaya geldiği için adı ‘Izdırap’ konulan Izdırap Dağdelen, 29 yıldır hemşirelik yapıyor. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin güler yüzlü hemşiresi Izdırap Dağdelen’in hem o yılları hem de isminin ızdırap konulmasına neden olan süreci Diyalog’a anlattı.

Soru: Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz, kimdir Izdırap Dağdelen?
Yanıt: 22 Temmuz 1974’te Piskobu’da (şimdiki ismi Yalova) doğdum. Evliyim, biri kız diğeri erkek iki çocuğum var. Gazimağusa’da Çanakkale bölgesinde bulunan Şehit Hüseyin Akil İlkokulu’nda okudum. Ortaokul ve lise yıllarımı Canbulat Lisesi’nde tamamladım. Daha sonra yine Gazimağusa’da bulunan hasta bakıcı ve ebe okulundan mezun oldum. 3 Mayıs 1993 tarihinden bu yana Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde hemşirelik yapıyorum. Mesleğimde 29. yılımdayım. Uzun bir süre genel yoğun bakımda çalıştım. 2006 yılında poliklinikte görev yapmaya başladım. 2009 yılından bu yana da fototerapi ünitesinde çalışıyorum.

Soru: İsminiz çok ilginç… Eminiz yaşamınız boyunca isminizle ilgili tepkilere alışmışsınızdır. İnsanın aklına hemen neden acı, keder, üzüntü anlamını taşıyan bu isim diye sormak geliyor… Hele ki karşımızda sizin gibi güler yüzlü bir kadın olunca bu isme şaşırmamak elde değil… İsminizin hikayesini merak ediyoruz. Neden Izdırap?   
Yanıt: 22 Temmuz 1974’te yani Barış Harekâtı’nda doğan ilk bebeklerden biriyim. 
O dönemde ailem Limasol’un Kandu köyündeydi. Annem bana hamileyken bir akşamüzeri köye baskın yapılıyor. Annemin yanında ablam (2 yaşında) ve iki abim (4 ve 6 yaşlarında) var. Babam ise annemin yanında değil. Ne kadar zor zamanlar geçirildiğini hep annemden dinleyerek büyüdüm. Tüm köy halkı dağların tepelerin içerisinde can havliyle bir kaçış yoluna çıkıyorlar, o gün mahallemizden bir kişi de şehit olmuş. Silah sesleri arasında çoluk çocuk, kadın, erkek tüm köylünün ızdırap çektiği bir gündü. Köyün Müftüsü de “şehit verdiğimiz çok ızdıraplı bir günde doğan kızımıza Izdırap ismini koyalım” diye öneriyor. Bu vesile ile ismim Izdırap oluyor.

Güneyden Kuzeye geçtiğimizde Türkçe ve Rumca karışık konuşuluyordu. Çocukken, benim bile ismimin anlamını bilmediğim zamanlardan bahsediyorum, ismimi sorduklarında Izdırap dediğim zaman çok şaşırıyorlardı. “Bu çocuğa nasıl bir isim koymuşlar” gibi yorumlar duyuyordum sürekli. Bu konuşmaları duydukça ismimin anlamının kötü bir şey olduğunu düşünüp sürekli ailemle kavga eder, ben bu ismi istemiyorum diye onlara isyan ederdim. Rahmetli babam ise beni kucağına alıp “Babacığım ismin hem senin hem de bizim için çok önemli, sen uğurlu bir kızsın, ismin de bir anıdır” diye anlatırdı. 

Soru: En az Izdırap kadar ilginç hikâyesi olan ikinci bir isminiz daha var, belki sizi tanıyan birçok kişi de ikinci isminizi bu röportajdan öğrenecek. Sizde nasıl bir anısı var?
Yanıt: Annemin doğumunu BM’de görevli İskoçyalı bir hekim yaptırıyor. Hekimin eşi ise İngiliz’di. Zor savaş koşulları içerisinde ailenin 4. çocuğu olarak dünyaya geldiğimden hekim ve eşi “Siz bu çocuğa bakamayacaksınız, bize verin bizimle büyüsün” diyor, annem de beni hekimin eşine veriyor. 1 hafta sonra ise annem beni geri alıyor, 1 haftalığına da olsa bana annelik yapan kadın büyük bir üzüntü yaşamış tabi, çünkü bana çok bağlanmışlardı. İşte ikinci ismim olan “Jaklen” adını da bana bir hafta bakan aile koyuyor. Çocukluk yıllarımda anne-babama kızdığımda keşke beni bıraksaydınız diye de sitemlerde bulunduğum olmuştur.

Soru: 5 çocuklu bir ailenin 3 kız çocuğundan birisiniz. Anne ve babanızı, nasıl bir aileye doğduğunuzu anlatır mısınız bize? Çocukluk yıllarınızdan aklınızda kalanlar ve ailenizin size anlattıkları nelerdir?
Yanıt: Çocukluk yıllarımdan benim aklımda kalan ve çok korktuğum savaş uçaklarının sesleridir. Ailemin ve mahalledekilerin anlatması üzerine savaş uçaklarının sesleri, yani Barış Harekâtı, ezan sesi ile birlikte başlamış… Bu anlatılanlardan dolayı çocukluğumda ezan sesinde ağlardım, bugün bile hala ezan sesinde ürperirim.

Soru: İsminiz ile mesleğiniz arasında ilginç ve bir o kadar da güçlü bir bağ var… Hemşirelik mesleği hastaların sıkıntılarını dindirmek değil midir aslında… Özellikle yoğun bakım servisinde çalıştığınız yıllarda hastaların ızdırabını dindiren Izdırap Hemşire dersek sizi doğru tanımlamış oluruz sanıyorum. Bu mesleği seçmeye nasıl karar verdiniz?
Yanıt: Pek çok kız çocuğu gibi ben de babama çok düşkündüm. Babam 32 yaşındayken astım hastalığına yakalandı. Ve sürekli olarak nefes darlığı şikâyetiyle hastaneye giderdi. Çoğu zaman ben de yanında olurdum. Doktorlar ve hemşireler babamı muayene ederken “Ben de büyüdüğümde hemşire olacağım ve babama ben bakacağım” diye içimden geçirirdim. Ve çocukluk hayallerim gerçek oldu. Arzu ettiğim gibi babama da katkım oldu, ona da baktım. Dünyaya bir daha gelsem yine hemşire olurdum…
Hastalarımdan da ismimden dolayı sürekli tepkiler alıyorum. “Buraya gelirken isminizden dolayı çok çekinerek geliyoruz” diyorlar. Bazı hastalar doktorun önünde “gerçekten adınız Izdırap mı? diye soruyor. Bazıları doğrudan doktorlarımıza soruyor. Beni tanıdıklarında ve güler yüzlülüğümü gördüklerinde fikirleri hemen değişiyor tabi. Bu kez “Biz ızdırabı, acı çeken olarak biliyoruz, ama şu an ızdırabı seviyoruz” diyorlar. 
Soru: O zaman artık çocukluk döneminizde yaşadığınız isim değiştirme düşüncesi kalmadı.
Yanıt: Yani hiç ismim gibi bir hayatım olmadı, inşallah da olmaz. Güçlü bir kadın olduğuma inanıyorum. Ayaklarım yere sağlam basan ve arzu ettiğim şeyleri başaracağıma inanan bir insanım. Tuttuğunu koparan derler ya, be de işte öyle biriyim, inşallah böyle de devam eder. 

Soru: Serkan Bey (eşiniz) ile tanıştınız, evlenmeye karar verdiniz ve iki çocuğunuzla birlikte güzel bir evliliğiniz var. Eşiniz size isminizle hitap ediyor mu?
Yanıt: İlk tanıştığımız yıllarda eşimin saçları simsiyahtı, ilerleyen yıllarda yaşı genç olmasına rağmen genetik olarak saçları erken beyazladı. İsmimden dolayı eşimle aramızdaki en komik diyalog “Izdırap çekmekten saçlarım beyazladı” demesidir.

YORUM EKLE
banner502
SIRADAKİ HABER

banner464

banner459

banner468

banner460