Suna ERDEN
Gesfi Döviz Bürosu sahibi Gökhan Naim’in eşi Neylan Naim soygun ve cinayet işleyen sanıklara yeterli cezanın verilmediğini savunarak, 7 yıl önce yaşanan acı olayın detaylarını Diyalog Gazetesine anlattı. Eşinin gözleri önünde vurulduğunu belirten Naim, saldırının planlı olduğunu düşündüğünü ifade ederek, aradan geçen yıllara rağmen yaşadığı travmanın ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi.
Ailesinin dağıldığını, çocuklarının yurt dışına gitmek zorunda kaldığını dile getiren kadın, yaşananların hayatını geri dönülmez şekilde değiştirdiğini vurguladı. Neylan Naim “Karara itiraz edeceğim, katillerin planlayarak, hareket ettiğine inanıyorum. Adalet yerini bulursa ancak acım dinecek, kalbim bir nebze rahatlayacak.”
Neylan Naim olay gününü şöyle anlattı:
“Olay günü saat 18.00’e 10 kala eşim eve geldi. Arabası kilitlendiği zaman ses çıkardığı için eşimin geldiğini anladım, aşağıya inip kapıyı açmak istedim. Daha odamın kapısını açmadan eşimin “ah” şeklinde sesini duydum. İkinci kattan, merdivenden inince de silah sesi geldi. Dış kapıyı açınca eşimi bahçe kapısının önünde karın bölgesinde kanlar içerisinde gözleri kan çanağına dönmüş bir şekilde bana doğru bakıyordu. Saldırganlar çantayı aldılar, kaçarken de yine ateş açıp sırtından vurdular. Bana da kurşun gelme ihtimali vardı ama şans eseri hayattayım. Para çantası sağ elinde, sol elinde ise ofis anahtarları ve evrakların bulunduğu çanta vardı. Eşimin ruhsatlı silahı da vardı. Çantada silah da olabilirdi. Onlar bu ihmali bildikleri için önce küçük çantayı almaya çalıştılar. Bu sanıkların eşimi öldürüp, paraları alma niyetiyle geldiklerini ortaya koyuyor. Çünkü eşim hayatta kalsa peşlerini bırakmazdı, bu nedenle öldürdüler.”
Kızlarım bu olay yüzünden geri gelmiyor
“Canımız gitti, paramız çalındı, kızlarım yurt dışına gitti ve geri gelmek istemiyor” diyen Naim açıklamalarına şöyle devam etti:
“Babası öldüğünde bir kızım henüz 18 yaşına girmişti. Diğer kızım tıp fakültesini bitiriyordu, mezuniyetine babası katılmadı. Şimdi kızlarımın ikisi de yurt dışında yaşıyor ve bu olay nedeniyle ülkeye geri gelmek istemiyor. Katilin 17 yaşında olması bana bir şey ifade etmiyor. Pakistan’dan gelip, bu acıyı bize yaşattılar; çocuklarım gitti, hayatım bitti, tek tesellim katillere müebbet ceza verilmesiydi, hiç olmazsa acımız biraz dinerdi. Ama olmadı. Eşimin katledilmesinin üzerinden 7 yıl geçti, hayatımı 13 Mart 2019 tarihinden önce ve sonra diye ikiye ayırdım. Ne kızlarım ne ben ömür boyu bu acıyı unutmayacağız.
Karara itiraz edeceğim, katillerin planlayarak, hareket ettiğine inanıyorum. Adalet yerini bulursa ancak acım dinecek, kalbim bir nebze rahatlayacak.”

