Suna ERDEN
Lefkoşa’da faaliyet gösteren Tek-Jen Finans’ta çalıştığı 2006-2012 yılları arasında bilgisayar sistemindeki hesaplarla oynayarak toplam 500 bin TL çalan Reşat Özalgın hakkındaki dava 12 yıl sonra karara bağlandı.
Mahkeme sanığı 2 yıl hapse mahkum ederken, kararda aktarılan olgular dikkat çekti. Sanığın çaldığı parayı önce maaşından azar azar ödediği, daha sonra Girne’deki dairesini iş yeri sahibi üzerine devrettiği ve tüm ihtiyat sandığı birikimini vererek, işvereni tazmin ettiği açıklandı. Uzun süre yargılanmayı bekleyen sanığın geçen 10 yıllık sürede ruhsal çöküş yaşadığı, 7 kez Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğü açıklandı.
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilen karar oturumunda sanığın 7 ana davadan yargılandığı, kararda alt mahkemedeki 11 davasının da dikkate alındığı belirtildi.
Hesaplarla oynadı
Kararı okuyan yargıç, sanığın, Lefkoşa’da faaliyet gösteren Tek-Jen Finans’ta müstahdem olarak çalıştığı 2006-2012 yılları arasında defaten ve sistematik şekilde bilgisayar sistemindeki hesaplarla oynayarak toplam 500 bin TL sirkat ettiğinin sabit bulunduğunu belirtti.
Mahkeme, müstahdem tarafından sirkat suçunun yasada 7 yıla kadar hapis cezası öngören ciddi ve vahim bir suç olduğunu vurgulayan yargıç, sanığın uzun bir zaman dilimi içerisinde, birçok kez ve planlı biçimde aynı yöntemi kullanarak suçu işlemiş olmasını aleyhine ağırlaştırıcı faktör olarak değerlendirdiklerini ifade etti. Ağır ceza yargıcı, sirkat edilen meblağın yüklü oluşunun da ceza tayininde dikkate alındığını söyledi.
Bedelini ödedi
Yargıç , sanığın çaldığı parayı önce maaşından peyder pey ödemesini, ihtiyaç sandığı birikimlerini ve bir dairesini vererek tüm parayı geri ödeyerek tazmin etmesini ise lehine değerlendirdiklerini ifade etti.
Yargıç, sanığın eylemlerinin işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisini zedelediğini, çalışma hayatını olumsuz etkilediğini ve bu tür suçların yaygın nitelik taşıdığını kaydetti. Yargıç, bu bağlamda, böylesi suçlara hapis cezası dışında bir ceza öngörülmesinin mümkün olmadığını ifade etti.
Ağır ceza yargıcı, sanık lehine olan hususları da değerlendirdiklerini belirtti.
Yargıç, polise şikayetin 2015 yılında yapıldığını, davanın 9 yıl sonra 2023’te ikamet edildiğini, sanığın 12 yıl süreyle kararı beklediğini kaydetti.
Tahkikat ve dosya hazırlama safhasında gecikmeler yaşandığını belirten yargıç, bu gecikmelerde sanığın herhangi bir etkisinin bulunmadığını belirtti. Sanığın uzun süre belirsizlik içerisinde yargılamayı beklediğini ifade eden yargıç, bu hususun da sanık lehine hafifletici etken olarak dikkate alındığı ifade edildi.
Cezası belli oldu
Yargıç, sanığın tutuklanmasının ardından teminata bağlandığını, uzun yıllar boyunca haftada bir gün ıspat-ı vücut yükümlülüğünü yerine getirdiğini, yargılamadan kaçmadığını kaydetti ve bu durumun da ceza takdirinde lehine değerlendirildiğini belirtti. Yargıç, ayrıca sanığın 10 yıl içerisinde 7 kez Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördüğünü, hususu da ceza takdirinde lehte dikkate aldıklarını ifade etti.
Mahkeme, tüm ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları birlikte değerlendirerek, sanığın 2 yıl hapis cezasına mahkûm edilmesine oybirliği ile karar verdi.

