banner564

Global krizlerin sunduğu fırsatlar ve turizmde ciddi belirsizlik 

İsmet Esenyel - yorum

Global krizlerin sunduğu fırsatlar ve turizmde ciddi belirsizlik 
banner598

Tam iki yıl bitti, hatta fazlası da geçti, Global Turizm pazarındaki daralma ne yazık ki bir türlü geçmiyor. 
Büyük şirketler, marka destinasyonlar, uluslararası zincir oteller, yerli işletmeler, çarşı, pazar tam da toparlıyoruz derken, alın size Rusya Ukrayna savaşı. 
Savaş, pandemi üzerine tuz biber ekmedi. Yemeği tamamı ile çöpe gönderdi. Turizm yemeğinin ne tadı kaldı, ne de tuzu. 
Amerika ve AB'nin rüzgârına kapılarak savaşa giren ve ne yazık ki ülkelerini göz göre göre Rusya'nın yerle bir etmesine, dört milyondan fazla insanın ülkelerini terk etmesine Putin'in emellerini doğru okuyamayan Ukrayna liderliği, şimdilerde Amerika'dan, AB’den, Türkiye’den ve hatta BM'den destek arıyor. 
Açıkçası Rusya'da günlük yaşam devam ederken, Oligarklara karşı verilen ekonomik ve siyasi yaptırımlar yanında, Rusya’nın kaybettikleri ekonomik olarak Ukrayna'dan daha fazla. Bu ileriki yıllarda daha da bir gözle belirli olacak. 
Ruslar, ekonomik ticaret döngüsünü elinde bulunduran Amerika karşısında; uluslararası iş dünyası ve sisteminden koparılmış durumdalar. Dünya'ya meydan okuyan Rus oligarklardan  Gazprom ve Chelsea Futbol Kulübü, daha birçok şirket sahibi Roman Abramoviç dünyada adeta sığınacak ülke arar pozisyonuna getirildi. Düşünsenize Ruslar MasterCard, Visa kredi kartlarını, üstüne üstlük dünyanın tüm banka sistemlerini bir birlerine bağlayan SWIFT mekanizmasından dışarıya itildi. 
Yaptırımlar, belirttiğim gibi gün geçtikçe yerle bir olan Ukrayna'dan daha büyük bir etki yarattı. Beni üzen en önemli konu ise gittikçe azalan barış umutları ve adeta geçmişte Afganistan'da olduğu gibi süregelen bir savaşı hem de Avrupa’nın ortasında olan bu insanlık dramını herkesin seyretmesi. Dikkat edin artık televizyonlarda birinci manşetlerde değil, canlı yayınlar yapılmıyor, sadece yüzlerce insanın toplu mezarları ortaya çıkıyor. 
Bu olanlara kim seyirci değil? O da iki tarafın yani Ukrayna ve Rus askeri ve siyasilerin müşterek güvendiği Türkiye. 
Bu koşullar altında Turizm'den konuşmak mümkün mü? Ne yazık ki çok değil.

Gittikçe azalan umutlar ve ülke insanımızın çırpınışları
En son yazacağımı ilk baştan yazmakta fayda var. Ekonomik krizlerin birçoğu belki de ülkemizde son on yıldan fazla var... Siyaseten doğru yönetilemeyen ülke maliyesi ve özellikle Türkiye'nin "Ekonomik İşbirliği Protokollerinin" geçmiş hükümetlerin kararlı irade göstermeyerek bunları uygulamaması bu ülkeyi geri dönüşü çok mümkün olmayan bir yapı içerisine soktu. Anavatan Türkiye bu protokoller sayesinde çöken kamusal sistemi, ulaşımı, altyapıyı, çalışma hayatını, eğitimi, turizmi, sağlık sistemini ileriye götürmek ve iyileştirmek istediği de kesin. Bu konu tartışmaya bile kapalı. Ne yazık ki; buradaki siyasiler günlük siyasi hayatları içerisinde Ekonomik İşbirliği Protokollerini tek kelime ile rafa kaldırdılar ve uygulamadılar. Olayın içerisinde olduğum için yazıyorum, önceki TC Lefkoşa Büyükelçimiz Sn. Derya Kanbay ve şimdiki TC Büyükelçimiz, kıymetli insan Sn. Ali Murat Başçeri'nin protokoller konusunda verdikleri çabaları yakından biliyorum ve yaşadım. Her iki elçimiz, bu konuda müthiş çaba gösterdiler ama bakanlıklar düzeyinde acemi bürokratlar, bakanları doğru yönlendirmeyince, zamanında maddelerin uygulanmasında inisiyatif alınmayınca, bakanlar sadece yazılan maddelere sadece bakakaldı. Çoğu ne yazıldığını içeriğini bile doğru tahlil edemedi. Bir de bu kadar çok yapılan seçimler, bozulan hükümetler işte bugünkü Kuzey Kıbrıs gerçeğinin su yüzüne çıkmasına vesile oldu. 
Bu protokollerde yazılan maddelerin temin tarihleri ve uygulamadaki şeffaflığına yönelik demokratik yaklaşımı, şahsım Türkiye bürokratları ile birebir yaşadı. Hatta uygulamalardaki süreçler içerisine "KKTC görüşü" diye koyduğumuz maddeler bile vardı. O dönemde benimle birlikte mesai yapan müsteşar arkadaşlarımın bir kısmı hala daha görevde. Onlar hatırlayacaklardır. 
Geçmişte içerisinde de bulunduğum bazı hükümetlerde, ülke maliyesi artı veriyordu ama o dönemlerde turizm ve eğitim sektörlerinden elde edilen gelirler bütçe açığını kapatıyordu. Ekonomik yangın, üzeri adeta köpük sıkılarak söndürülüyordu. Bir diğer yandan, doğrudur, Kıb-Tek şimdi değil uzun bir süredir batmıştı. Daha da fazlası, ekonomik işbirliği protokollerinde "Belediyeler Yasası Ve Reformu" madde olarak hep vardı ancak hiç bu kadar reform yapmak için acemice, damdan düşer gibi ilk icraat olarak sanki çok müthiş bir iş başarılacak imiş gibi alel acele halkın önüne konmuyordu. Hiç bu kadar sırf kaynak yaratılacak diye tüp gaza, elektriğe, temel gıda maddelerine, akaryakıta acımasızca artışlar yapılarak günlük hayatı felç etme noktasına gelinmemişti. 
"Biz yaptık oldu, muhalefetin onayı alınarak da yasalar delinir, alınmadan da yasalar çiğnenir" kelimelerini bu ülke halkının unutacağı söylemler değildir. 
En sonunda hiç Kıbrıs Türkü’nün sakin ve uyuşmacı yapısı ile bağdaşmayan görüntülere, eylemlere, protestolara, mübayişlere sebep olundu. Bunun bedelleri en sonunda güzel ülkeyi çıkmazın eşiğine getirdi. İnşallah bu son olur ve benzer görüntüler bir daha yaşanmaz. 

Paralel evrende yaşamak 
Bazen, "paralel evrende yaşamak" kelimesini öyle siyasilere bağdaştırırız ki kendimiz bile şaşarız. Ülke yangın yerine dönmüşken daha kırk günde, beş yıllık bir icraat dönemde yapılacak olan reformları, ekonomik acı reçeteleri bir plan program halinde değil de "metazori" zorla uygulamaya koyarsanız, halk artık sinir uçları ile oynandığını görür ve tepki gösterir. Siz de sonunda geri vitese takar, timsah gözyaşı döker ve kendinizi haklı çıkarmaya çalışırsınız. Unutmayalım insanımızın, halkımızın menfaatleri her şeyin üzerinde tutulmalıdır. 
Şimdi bu koşullarda ülkede turizmin nesini konuşacak veya ne yazacaksınız ki. Söylenen söylendi, yazılanlar yazıldı. Bu koşullarda destinasyon yönetiminden, onun pazarlanmasından, ulaşımın nasıl olması gerektiğinden, otelcilik sektörünün kalite yönetiminden, tarihi ve kültürel varlıkların nasıl korunması gerektiğinden, turizmde yaşanan dünya trendlerinden, yerli üretim, yerel istihdam prensiplerinden, hangisinden söz etsek şimdiki ülke koşullarında inanın eğreti durur. 
Diyalog TV'de Reşat Akar'ın programına katılan Başbakanımız Sn. Faiz Sucuoğlu "Bu yıl turizmde otel sahipleri, genel müdürleri ile yaptığım konuşmalarda bire bir temaslarda; beklentiler, umutlar, ümitler çok yok, ama Mayıs ayında bir hareketliliğin başlayacağını söyledi." 
Turizmci ümidini tamamı ile kesmiş durumda. Bu ulaşım ücretleri ve bilet fiyatları ile Kuzey Kıbrıs Turizm sektörünün zaten turizm yapması aşırı iyimserlik olur. 

Türkiye’de açan tomurcuklar var mı? 
Orada da durumlar çok iç açıcı değil. Ülkeler adeta yerle bir olurken Türkiye'ye gelen yaklaşık iki buçuk milyon Ukraynalı uzun bir süre (en az dört, beş yıl) gelemeyecek. Peki uluslararası sistemin dışına itilen Ruslar ne yapıyor?
İnternette turizm haberlerini okurken tam da aşağıdaki paragraf karşıma çıktı. 
"Rusya-Ukrayna Savaşı öncesinde TUI Russia markasıyla faaliyet gösteren, savaş sonrası Batılı ülkelerin ekonomik yaptırımları nedeniyle Fun&Sun Travel adını alan Rus tur operatöründe önemli değişiklikler yaşanıyor. Hatırlanacağı üzere bu hafta Rus oligark Aleksey Mordashov Fun&Sun Travel şirketindeki çoğunluk hisselerini Taras Demura’ya devretti. Bu devir sonrasında Taras Demura Rus basınına markanın izleyeceği yeni strateji ve yol haritası hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fun&Sun Travel’ın Yönetim Kurulu Yeni Başkanı Taras Demura, tur operatörünün bundan sonraki süreçte iç turizme odaklanacağını ve toplam operasyon hacimlerinin %40’ını Rusya’daki yurt içi destinasyonların oluşturacağını açıkladı. Bundan sonraki süreçte tur operatörü Fun&Sun Travel’ın ürünlerinin %40’ını yurt içi pazar, yurt içi destinasyonlara yönelik sunulan tatil paketleri oluşturacak.Taras Demura, düzenlediği basın toplantısında bu yaz Fun&Sun Travel’ın hangi havayolu firmaları ile uçuş gerçekleştireceklerini ve hangi yurtiçi, yurtdışı destinasyonlara yönelik tatil programları sunacaklarını da açıkladı. Son yıllarda TUI Russia olarak yurt içi destinasyonları arasında Sahalin ve Kaliningrad’a yönelik charter uçuşları gerçekleştirdiklerini hatırlatan Taras Demura; “Şimdi bu yurt içi segmentini daha da genişletiyoruz, satışlarımızın en az %40’ını Rusya destinasyonları oluşturacak” açıklamasında bulundu. "

Ruslar, krizden nasıl çıkarım? düşüncesiyle yerli, iç turizme yönelirken, turistik yatırımları da hızlandırıyorlar. Şüphesiz daha yolun başındalar ama krizler bazen fırsata çevrilebilir. Bu anlamda parayı Rusya'ya savaştan önce kaçıran Ruslar, ülkenin dört bir tarafına inanılmaz Resort oteller, turistik çekim alanları yaparsa hiç şaşırmayın. Bunların sinyalleri de gelmeye başladı gördüğünüz gibi. 
Bence çok yakın bir zamanda bu manada geliyor gelmekte olan. Yerli, iç turizme önem verilmesini, en azından bu yıl da güzel paket programların yapılması gerektiğini bu satırlardan çok yazdım. 
Hepimiz için hayırlısı, bekleyip göreceğiz.
Turizm Hayattır. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner608

banner473