Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs’ta görev yapan Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün görev süresini bir yıl daha uzatma kararı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin sert tepkisine neden oldu. Kıbrıs Türk tarafının rızası alınmadan ve itirazlarına rağmen alınan kararın, Kıbrıs Türk halkının egemenlik iradesini yok saydığı belirtilirken, hem KKTC hem de Türkiye, BM’nin tarafsızlık ilkesini ihlal ettiğini ve Ada’daki gerçekleri göz ardı ettiğini vurguladı.
31 Ocak 2027 tarihine kadar devam edecek
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’ta görev yapan Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına karar verdi. “Kıbrıs’ta durum” başlığıyla yapılan toplantıda alınan karara göre, Barış Gücü’nün görev süresi 31 Ocak 2027 tarihine kadar devam edecek.
15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada 13 ülke görev süresinin uzatılması yönünde oy kullanırken, Pakistan ve Somali çekimser kaldı. Karar, BM Güvenlik Konseyi’nin 30 Ocak 2026 tarihli ve 2815 sayılı kararıyla kabul edildi.
Birleşmiş Milletler’in en uzun süreli barış gücü misyonlarından biri olan UNFICYP, 1964 yılından bu yana Kıbrıs’ta görev yapıyor. Misyonun görev süresi her yıl Güvenlik Konseyi kararıyla uzatılıyor.
KKTC sert tepki gösterdi
Karara Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı sert tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs Türk tarafının onayı olmaksızın ve tüm itirazlara rağmen, sözde “Kıbrıs Hükümeti”nden alınan tek taraflı rızaya dayanarak Barış Gücü’nün görev süresini uzatmasının, Kıbrıs Türk halkının varlığını ve iradesini yok sayan ciddi bir hata olduğu ifade edildi.
Açıklamada, Barış Gücü’nün KKTC sınırları içerisindeki faaliyetlerini bugüne kadar sürdürebilmesinin yegâne dayanağının, KKTC makamlarının iyi niyetli ve yapıcı tutumu olduğu vurgulandı. KKTC sınırları içerisinde egemenliğin Kıbrıs Türk halkına ve onun devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ait olduğu hatırlatılarak, Barış Gücü’nün bu faaliyetleri için Kıbrıs Türk tarafının rızasıyla meşru bir zemin oluşturulmasının ertelenemez bir gereklilik olduğu belirtildi.
Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki varlığının 62’nci yılına ulaştığı kaydedilen açıklamada, geçen süre zarfında tüm taraflarca sürdürülemez olduğu kabul edilen statükonun fiili koruyucusu hâline geldiği ifade edildi.
Açıklamada, Barış Gücü’nün tarafsızlık ve konulara adaletli yaklaşım yönündeki temel sorumluluklarını yerine getiremediği ve bu yönde gerekli özeni göstermediği görüşüne yer verildi.
BM Güvenlik Konseyi kararları ve BM raporlarında, Rum tarafının faaliyetlerine ilişkin sorumluluğun bilinçli şekilde muğlak bırakılmasının bu dönemde de devam ettiği belirtilen açıklamada, sahadaki gerçekler ve BM kayıtları ortadayken sorumluluğun açık biçimde ifade edilmemesinin, Rum tarafının yükümlülüklerinin sistematik olarak görünmez kılındığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdiği kaydedildi.
Rum yönetiminin Ada’nın tek sahibi olduğu iddiasıyla ara bölge ve ötesine yönelik hâkimiyetçi tutumunu genişletmeye çalıştığı savunulan açıklamada, BM’nin ara bölge ve sınır ihlallerini açık biçimde ortaya koymaktan kaçındığı, Maraş, güven artırıcı önlemler, teknik komiteler, Akyar ve Yiğitler-Pile yolu gibi konularda taraflı bir yaklaşım sergilediği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, federasyon temelli çözüm modelinde ısrar edilmesinin, Kıbrıs Türk halkını kabul edilemez bir statükoya mahkûm ettiği belirtilerek, Ada’daki iki devletin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iyi komşuluk ilişkileri geliştirmesinin tek gerçekçi çözüm olduğu vurgulandı.
Türkiye de tepkisini gösterdi
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da BM Güvenlik Konseyi’nin kararına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, KKTC Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmelerin kuvvetle desteklendiği bildirildi.
Türkiye, Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Kıbrıs Türk tarafının rızasının alınmamasının, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırı olduğunu belirtti. Barış Gücü’nün KKTC topraklarındaki faaliyetlerini, KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı sayesinde sürdürebildiği vurgulanan açıklamada, bu faaliyetlerin devamı için hukuki bir zeminin en kısa sürede oluşturulmasının gerekli olduğu ifade edildi.
Açıklamada, BM Güvenlik Konseyi kararında ara bölgedeki ihlallere yer verilmemesinin esefle karşılandığı belirtilerek, Pile bölgesinde Kıbrıslı Türklerin KKTC’ye doğrudan erişimini amaçlayan Yiğitler-Pile yolu projesinin tamamlanamamasına tarafsızlıktan uzak ifadelerle atıf yapılmaya devam edildiği kaydedildi. Rum tarafının ara bölgedeki ihlallerine ise kararda yer verilmediği ifade edildi.
Türkiye, Ada’da yarım asırdır barışın sağlanmasında belirleyici unsurun BM Barış Gücü değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığı ve Türkiye’nin etkin garantisi olduğunu belirtti. Açıklamada, BM Barış Gücü’nün ara bölgede iki tarafa adil ve dengeli yaklaşım sergileyememesinin, misyonun varlık gerekçesine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğu kaydedildi.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümünün, Ada’daki iki devletin bir arada var olmasından geçtiğini vurgulayarak, BM Güvenlik Konseyi’ni ve uluslararası toplumu, Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü tanımaya davet etti.
Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2026, 02:18


KKTCumhuriyetini BM devlet olarak var saymıyor ki KKTCnin dış işleri bakanını kayde alsın !