banner556

İstikrar için tek başına iktidar

UBP Gazimağusa Milletvekili adayı İrem Uygun Soyşen, tüm seçmenlerin sandığa giderek oy kullanmasını istedi

İstikrar için tek başına iktidar

Cemre Akar

   Ulusal Birlik Partisi (UBP) Gazimağusa Milletvekili adayı İrem Uygun Soyşen, yarın yapılacak seçimlerde tüm vatandaşların oy kullanmasını istedi. İstikrar için ülke yönetimine güçlü bir iktidarın gelmesi gerektiğini belirten Soyşen, “Ülkedeki siyasi güven ve istikrar çok partili koalisyon hükümetlerinden ziyade, ancak Ulusal Birlik Partisi’nin tek başına iktidara gelmesiyle tesis edilebilir. Kendimize, çevremize, sevdiklerimize, geleceğimize ve ülkemize olan sevgi ve bağlılığımızdan UBP’yi tek başına iktidara taşımamız gerekmektedir. Bu nedenle halkımıza çağrım, siyasi istikrar için 23 Ocak tarihinde sandıklara giderek oylarını kullanmalarıdır” dedi.
   Genç Vizyon’a konuk olan İrem Uygun Soyşen, siyasete girme nedenlerini ve yapılması gerekenleri anlattı:
****
   Soru: Önce kendinizden bahseder misiniz? Aile ve iş durumunuz? Eğitim ve iş alanında neler yaptınız?
Yanıt: 1985 tarihinde Gazimağusa’da doğdum. Üniversite lisans ve yüksek lisans eğitimimi Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladım. 2007 yılında avukatlık ruhsatımı alarak profesyonel meslek hayatıma Gazimağusa Barosu’na kayıtlı avukat olarak başladım ve halen kendi hukuk büromda aktif şekilde mesleğimi sürdürmekteyim. Meslek hayatım boyunca birçok resmi kurum ve kuruluşun hukuk danışmanlığı görevini üstlenip, aynı zamanda dernek ve birliklerde aktif üyelik, kurucu üyelik, disiplin kurulu başkanlığı ve hukuk danışmanlığı görevlerinde bulundum. Son olarak hukukçulardan oluşan Adaleti Yaşatma Derneği’nin başkanlık görevine seçildim. Eğitimci bir aileden geliyorum. Avukatlığın yanı sıra Akdeniz Karpaz Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim görevlisiyim. 
Soru: Siyasete neden girdiniz? Hedefleriniz nedir?
Yanıt: Covid sonrası süreçte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki yansımaları nedeniyle, zor bir dönemden geçtiğimiz hepimizin malumudur, bu zorlu sürecin elimizi taşın altına koyarak el birliğiyle atlatılması gerektiğini düşündüğümden, birbirimize en fazla ihtiyacımız olan bu dönemde aday olmanın ulvi bir sorumluluk ve ülkeme, halkıma karşı yerine getirmem gereken bir vazife olduğunu düşündüğüm için aday oldum. Ulusal Birlik Partisi, KKTC’nin en köklü partisidir ve Kıbrıs Türk Halkının varoluş mücadelesinin simgesidir. Küresel salgının akabinde, döviz kurlarındaki dengesiz hareketlilikle birlikte ülke ekonomisinin zarar gördüğü, makroekonomik dengelerin tahrifata uğradığı, işsizliğin artış gösterdiği bu kaotik süreçte ve ekonomik belirsizlik ortamında, siyasi istikrar olmazsa, ekonomi başta olmak üzere hiçbir alanda ve hiçbir konuda istikrarın var olması mümkün değildir. Bu nedenle bugüne kadar birçok kriz ortamını aşmış ve Kıbrıs Türk halkının refahı için tarihi adımlar atmış bir parti olan UBP’den gelen adaylık teklifi karşısında böylesi önemli ve kritik bir süreçte kayıtsız kalamazdım. Çünkü kendimi daima ülkeme ve halkıma karşı sorumlu hissettim. Bu nedenle meslek hayatımda edinmiş olduğum bilgi deneyim ve tecrübeyi artık ülke geneline arz etme vaktidir diye düşünerek bu yola çıktım. Bir hukukçu olarak insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir ülkede, milli değerlerimize bağlılık içinde, halkın meclisteki sesi ve temsilcisi olmak için aday oldum.
Siyasette yeni bir yüz olarak, yeni bir vizyon ortaya koymak adına çıktığım bu yolda, hukukun üstünlüğü temelinde halkın iradesini esas alan iyi yönetim anlayışıyla, insan hakları, demokrasi, laiklik ve sosyal adalet anlayışının hakim olacağı bir ülkede daha güçlü var olabilmemiz için mücadele vereceğim.  Milletvekili kelimesinin anlam bütünlüğünün ifade ettiği şekilde, halkımız bize belli bir süreliğine temsiliyet için vekalet verecek, bizler de o süre zarfında halkın meclisteki vekili, sesi, temsilcisi olacağız. Bu, halkın takdir ettiği oldukça kıymetli bir görevlendirmedir, bir o kadar da önemli ve ağır sorumluluk gerektiren bir vazifedir. Ömürlük bir görev olarak algılanmamalı, milletvekilliği bir meslek olarak görülmemeli. Siyasete ve siyasilere karşı oluşan güven eksikliğinin ancak bu şekilde ve yeni söylemlerle aşılabileceğine inanıyorum. 
Soru: Milletvekili seçildiğiniz takdirde ne gibi konularda çalışma yapacaksınız?
Yanıt: Güncellenmeyen ve günümüz şartlarına uyarlanarak toplum ihtiyaçlarına cevap verir hale getirilmesi gereken birçok yasa mevcuttur. Yasalar en yalın hali ile günün şartlarına uygun, kolay ve anlaşılabilir bir dilde olmalı ve ehil ellerde hazırlanıp düzenlenmelidir. Muhteviyatında çelişki ve hata barındıran, anlaşılır olmayan, başka ülkelerden alıntılanarak uygulamaya konulmaya çalışıldığı halde ülke şartlarına uyum sağlamayan, teknik sıkıntılar içeren ve ucu açık ifadeler nedeniyle yoruma sebebiyet veren yasaların varlığı, sistemi hantallaştırmaktan öteye gitmemektedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi devlet organları olan  yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılmış oldukları bir devlet yönetim modelidir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin en önemli ve en etkili bacaklarından olan yasama faaliyetleri bu noktada büyük önem arz etmektedir. Cumhuriyet Meclisi’nin denetim görevinin yanı sıra asli  görevlerinden bir diğeri de yasama organı olması ve yasama faaliyetlerine yer vermesidir. Milletvekili seçilmem halinde pek tabii ki sorun teşkil eden birçok konuya duyarlılık göstereceğim gibi, bir hukukçu olarak önceliğim, komitelerde yer alıp, yasalara dokunarak yasama fonksiyonunun daha işlevsel hale getirilmesine katkı sağlamak yönünde olacaktır. Bununla birlikte, insan haklarına, çevreye, doğaya ve tüm canlılara saygılı, kadına karşı şiddetle mücadele eden, çocuk istismarını önleyen, engelli haklarına önem ve öncelik veren, madde bağımlılığı ile mücadelede fark yaratan, merkezi cezaevindeki tutuklu ve mahkumların topluma kazandırılmasına yönelik faaliyetlere zemin oluşturan, 21 yaş altı tutuklular için özel ıslahevleri oluşturulmasına katkı sağlayan, ekonomik yönden zayıf kesimi destekleyen, girişimcilere ve özellikle genç girişimcilere fayda getiren, hemşireler, itfaiye erleri, uzman askerler, gardiyanlar, polisler ve diğer meslek gruplarında yaşanan sorunlara, özlük hakları ve ödenekler konusunda yapılacak iyileştirmelerle ilgili çalışmalar yapan, iş sağlığı ve güvenliğine önem veren, yerli ve yabancı yatırımcının önünü açan, bürokratik engelleri kaldıran her projenin benim için önemli ve öncelikli olduğunu, seçilmem halinde tüm gücümle bu gibi konulara elimden gelen katkıyı sağlayacağımı belirtmek isterim. 

Soru: Seçmenlere iletmek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Yanıt: Toplum nezdinde her geçen gün artan güven ve inançla tek başına iktidar olacağımız gün yakındır. Ülkedeki siyasi güven ve istikrar çok partili koalisyon hükümetlerinden ziyade, ancak Ulusal Birlik Partisi’nin tek başına iktidara gelmesiyle tesis edilebilir. Kendimize, çevremize, sevdiklerimize, geleceğimize ve ülkemize olan sevgi ve bağlılığımızdan UBP’yi tek başına iktidara taşımamız gerekmektedir. Bu nedenle halkımıza çağrım, siyasi istikrar için 23 Ocak tarihinde sandıklara giderek oylarını kullanmalarıdır. Oy kullanmanın bir vatandaşlık görevi olduğu unutulmamalıdır. Oy kullanmak Anayasanın bizlere tanımış olduğu seçme ve seçilme hakkı kapsamında yer alan “seçme hakkı”nın bir gereğidir. Sandıklara gitmemek bir çözüm değildir. Bilakis sandığa atılmayan her oy, istemediğiniz bir yönetim şeklinin oluşmasına sağlanan bir katkı anlamına gelir. Oyunuzu kullanmamak, başkalarının birilerine verdiği vekalet sonrasında oluşan meclis aritmetiğine ve sizleri meclis çatısı altında temsil edecek kişilere doğrudan razı gelmeniz ve sonrasında şikayet hakkınızın da ortadan kalkması demektir. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner464

banner473