Hükümetin duyarsızlığı işi bu noktaya getirdi

Lapta’da ‘parasını ödedikleri’ evlerden atılma tehlikesi yaşayan İngilizler, Kıbrıs Türk halkına yönelik mesaj yayınladı

Hükümetin duyarsızlığı işi bu noktaya getirdi

   Lapta Greatstone sitesinden ev satın alan ve tamamen bir hukuksuzluk sonucunda paralarını ödedikleri halde mülklerini kaybetme tehlikesiyle karşılaşan İngilizlerden Kıbrıs Türk Halkına yönelik bir açıklama geldi.

   Meselenin tam olarak anlaşılması açısından açıklamayı tam metin halinde veriyoruz:
   “Biz Lapta’da Greatstone 2 sitesinde ev satın alan ve evleri haksız bir şekilde ellerinden alınmak istenen İngiliz aileler birlikte yaşamaktan mutluluk duyduğumuz Kıbrıs Türk halkına sorunumuzu anlatmak istiyoruz.
Kıbrıs Türk halkını sevdiğimiz ve desteklemek istediğimiz için tatil veya emeklilik dönemimizde evlerimizi KKTC’den almaya karar verdik. 
2006 yılında Lapta’da Greatstone 2 sitesinden ev satın aldık. 
Satış bedelini ödedik. Evler tamamlandı ve bize teslim edildi. 
Tüm gelirimizi KKTC’de harcıyoruz ve bu harcamayla KKTC ekonomisine katkıda bulunduğumuza inanıyoruz.
12 Ocak 2020 tarihinde Pazar günü Lapta’da yapılan açık artırma ile evlerimiz haksız yere elimizden alınmak istenmiştir. 
Trajik ve illegal bir açık artırma yapılmıştır. Bazı Kıbrıslı Türk kardeşlerimiz yapılan haksızlığı anlayarak bize destek vermeye çalıştı. Onlara teşekkür ederiz.
Bu arada konuyu yanlış anlayanlar da olmaktadır. Yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için bu açıklamayı yapıyoruz.

Bizim evlerimiz ipotekli değildi
Konuyu işitenler arasında  “Herhalde İngilizler satış bedelini ödemedikleri için evleri satılıyor” diye düşünenler olmuştur. Bu tamamen gerçek dışı bir düşüncedir. 
Hepimiz satış bedellerini son kuruşuna kadar ödedik. Zaten satışı talep edenlerin  “Evlerin satış bedeli ödenmedi” diye bir iddiası da yoktur. 
Böyle bir iddia olamaz, çünkü hepimiz borcumuza sadık insanlarız. 
Bazı kişiler “Herhalde evler ipotekliydi onun için satıldı” dediler. 
Bu da tamamen gerçek dışı bir görüştür. Bizim evlerimiz ipotekli değildi. İpotekli olan sadece evlerin üzerine yapılmış olduğu arazi idi. Yaptığımız anlaşmaya göre evlerin ayrı koçanı çıkarılıp bize verilecekti. Bizim arazi ile ilgimiz kalmayacaktı.
Bu olayda arazi sahibi Bülent Yüksekbaş ile müteahhit Greatstone LTD. arasında bir anlaşma yapılmış ve her ikisinin de rızası ile arazi üzerine evler yapılarak bizlere satılmıştır. 
Bülent Yüksekbaş kendi alacağı için sadece arazi üzerine ipotek koymuştur. İpotek yasasına göre ipotek edilen malın çok açık ve net bir şekilde ipotek takririne yazılması gerekir. 
Burada da sadece arazi ipotek takririne yazılmıştır. Tarafların anlaşması üzerine tarla üzerine yapılıp başka kişilere satılacak olan evler ipotek takririnde yoktu. İpoteğin evleri kapsaması mümkün değildir.  
Bir kişi arazisine ev yapılmasına izin verirse ve ayrı koçan çıkarıp devretmeyi taahhüt ederse daha sonra ayrı koçan çıkarmaktan vazgeçip evi gasp edemez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir düzenleme yoktur. Çünkü bunu kabul etmek dolandırıcılığı kabul etmekle aynı anlama gelir. 

Gasp edip, köşeyi döneriz mantığı oluştu
Maalesef KKTC’de  “Evlerin ayrı koçanının çıkmasını oyalayıp eve de sahip olabiliriz” diye bir anlayış oluşmuştur. 
Böyle bir konu dünyanın başka herhangi bir yerinde yargıya intikal ettiği zaman mahkeme “Madem ki evler ipoteğe dahil değil önce evlerin ayrı koçanlarının çıkarılması gerekir. Daha sonra geriye kalan ve ipoteğe dahil olan tarla satılabilir” demektedir.
Maalesef KKTC’de hukuk tersine işlemektedir. Bazı fırsatçılar “ Evlerin koçanlarının çıkmasını oyalarız. Arazi ile evler ayrılmadan satış gerçekleşirse evler de birlikte satılır ve evleri gasp eder köşeyi döneriz” diye düşünmektedirler.

Hükümet duyarsız kaldı
Koçanlarını alamayan ve bu sorunla karşılaşan ev sahipleri hükümete başvurdular. Başbakan ve bakanlar tekrar tekrar sorunu çözme vaadinde bulundular. Maalesef hiçbir şey yapılmadı.
Bizim olayımızda Hükümetin duyarsızlığı sorunun bu noktaya gelmesine neden olmuştur. Bu durumda sorunlarımızı çözmek için Kıbrıs Türk medyasının yardımını istemekten başka çaremiz kalmamıştır. 

AİHM’e gideriz
Kimse hayatı boyunca biriktirdiği para ile satın aldığı ve içinde oturmakta olduğu bir evi hiç ilgisi olmayan bir anlaşmazlık nedeniyle ve hile yapılarak elinden alınmasını kabul etmez. Bu nedenle bir çözüm bulamazsak hiç istemediğimiz halde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak zorunda kalacağız.  

Diyalog Gazetesi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER